Ah O Betül 8

NSFWEnsest

Ertesi sabah uyandığımda, Betül yanımda, çırılçıplak yatıyordu. Betül uyanırken gözlerini ovuşturdu, sonra bana döndü. Göz göze geldiğimizde, o tanıdık ateşli bakışla gülümsedi. “Günaydın, şampiyon,” dedi, sesi uykulu ama muzipti. “Günaydın, aşkım,” dedim, ve dudaklarımız buluştu. Öpüşmemiz, anında ateşli bir hal aldı; Betül’ün eli sikime doğru kaydı, parmakları yavaşça okşarken, içimde bir dalga yükseldi. Benim elim de onun sulanmış amına kaydı; parmaklarım, ıslak sıcaklığını keşfederken, Betül’ün inlemeleri odayı doldurdu. “Mmm… Tuna…” diye inledi, kalçaları parmaklarımın ritmine uyarak hareket ediyordu. Ben okşadıkça, inlemeleri daha yüksek, daha arzulu bir hal aldı.

Betül birden doğruldu, gözleri vahşi bir tutkuyla parlıyordu. Sanki ata biner gibi üzerime tırmandı, sikimi tek hamlede amına soktu. Biraz dardı, ama tam oturmuştu; Betül’ün yüksek sesli inlemesi odayı yankıladı. “Tuna… Ohh…” diye inledi, kalçaları yavaşça hareket etmeye başladı. İlk başta hafif bir acı ifadesi yüzüne yansısa da, kısa sürede alıştı; acı çığlıkları, yerini zevk dolu inlemelere bıraktı. Ellerim göğüslerine kaydı, memelerini okşarken, sikim onun içinde gidip geliyordu. Betül’ün inlemeleri, ritmimiz hızlandıkça daha da yükseldi; “Tuna… Evet… Daha derin…” diye fısıldıyordu, sesi nefes nefese.

O sırada aklıma dahiyane bir fikir geldi. Odumuz, VIP süitti; içinde küçük, jakuzili bir havuz vardı, loş ışıklarla çevrili, romantik bir atmosferde. Betül’ü kucağıma aldım, sikim hâlâ içinde, onu havuza doğru taşıdım. Bu hareketim onu şaşırttı; “Tuna, ne yapıyorsun?” dedi, kahkahayla, ama gözlerindeki ateş, bana ayak uyduracağını söylüyordu. Havuza girdiğimizde, suyun sıcaklığı ve Betül’ün teninin kayganlığı, hissi bambaşka bir boyuta taşıdı. Havuzun içinde, Betül’ün kalçalarını kavradım, sikim amına köklemeye devam etti. Suyun dalgalanması, onun inlemeleriyle birleşti; “Tuna… Bu… İnanılmaz…” diye inledi, kolları boynuma sarılı, bacakları belime dolanmış halde. Havuzda sikişmek, Betül’ü inletmek, hem çılgın hem de tarifsiz bir histi.

Suyun içinde ritmimiz hızlandı; Betül’ün göğüsleri, suyun yüzeyinde dalgalanırken, dudaklarım boynuna, sonra göğüs uçlarına kaydı. Dilimle okşadıkça, inlemeleri daha da vahşileşti. “Tuna… Sakın durma,” diye fısıldadı, kalçaları suyun içinde bana bastırıyordu. Elim, kalçalarından aşağı kaydı, göt deliğini parmaklarımla okşadım; Betül’ün nefesi kesildi, “Ohh… Tuna…” diye inledi, vücudu titriyordu. Sonra onu havuzun kenarına oturttum, bacaklarını omuzlarıma aldım. Dudaklarım amına kaydı, dilimle ıslak sıcaklığını keşfederken, Betül çıldırmış gibi inliyordu. Dilimi daha derine kaydırdım, sonra göt deliğine indim, yavaşça, nazikçe okşadım. “Tuna… Bu… Çok fazla…” diye inledi, ama sesindeki tutku, durmamı istemediğini söylüyordu.

Betül, nefes nefese, “Sıra bende,” dedi, ve beni havuzun kenarına itti. Suya eğildi, dudakları sikime değdi; önce yavaşça öptü, sonra dilini etrafında gezdirdi. Ağzına aldığında, sıcaklığı ve ıslaklığı beni çıldırttı. Dilinin her hareketi, emişi, beni doruğa yaklaştırıyordu. “Betül…” diye inledim, ellerim saçlarında gezindi. Gözleri benimle buluştu; o vahşi, baştan çıkarıcı bakış, her şeyi daha yoğun hale getiriyordu. Boğazına kadar aldı, sonra yavaşça geri çekildi, “Henüz değil,” dedi, gülerek, ve tekrar üzerime tırmandı.

Bu kez, havuzun içinde, Betül’ün bacakları belime dolandı; sikim amına girerken, suyun dalgalanması ritmimize eşlik ediyordu. “Tuna… Seninle böyle olmak…” diye inledi, kalçaları sertçe hareket ediyordu. Ellerim kalçalarını kavradı, parmaklarım göt deliğinde gezindi; Betül’ün inlemeleri odayı doldurdu. Doruğa ulaştığımızda, birbirimize sıkıca sarıldık, nefeslerimiz karıştı, tenlerimiz suyun içinde birleşti.

Tatil boyunca, bu anlar tekrarlandı. Betül’ün tanga bikinisinin her görünüşü, içimdeki ateşi alevlendiriyordu. Plajda, dalgalar arasında, o ipler kalçalarını sararken, gözlerimi ondan alamıyordum. Sikim, her an şortumun içinde sertleşiyordu; Betül’ün muzip gülümsemesi, bunu bildiğini gösteriyordu. Bazen odamızda, ay ışığında, bazen plajın kuytu bir köşesinde, birbirimize teslim oluyorduk. Betül’ün inlemeleri, teninin kayganlığı, kokusu, beni bir rüyaya hapsediyordu. Ama her sevişme, içimdeki suçluluğu da büyütüyordu. Bu yasak tutku, gerçek dünyaya döndüğümüzde nasıl bir yük olacaktı?

Tatilin son haftasında, havuz kenarında otururken, Betül elimi tuttu. “Tuna, bu tatil bittiğinde… Ne olacak?” dedi, sesi kırılgandı. “Abla, seni kaybetmek istemem,” dedim, ve elini sıktım. Betül gülümsedi, ama gözlerinde bir gölge vardı. “Tuna, sen beni asla kaybetmezsin,” dedi, ama sesindeki tereddüt, her şeyi daha karmaşık hale getiriyordu. O an, ona sarıldım, tanga bikinisinin ipleri yine gözümün önüne geldi; ama bu kez, sadece tutku değil, bir karar anı da yaklaşıyordu.

Tatilin son günü, otelin plajında, son bir kez denize girdik. Betül, tanga bikiniyle suya dalarken, “Tuna, hadi, son bir yarış!” dedi, kahkahayla. Onun peşinden daldım, dalgalar arasında şakalaşırken, içimde bir savaş vardı. Bu sır, bu yasak hisler, nereye varacaktı? Eve döndüğümüzde, bu ateşi nasıl sürdürecektik, ya da susturacak mıydık?

Eve vardığımızda, şehir hayatının gürültüsü ve kalabalığı, yazlığın ve tatilin huzurlu atmosferinden sonra boğucu geldi. Annemler evdeydi; annem, “Ooo, tatilciler dönmüş!” diyerek bizi karşıladı. Betül, her zamanki neşeli haliyle, “Anne, tatil harikaydı!” dedi, ama göz göze geldiğimizde, o sır dolu bakış yine oradaydı.

Ertesi gün kahvaltıda, annem, “Tuna, Betül, o VIP tatil nasıldı?” diye sordu, gülerek. Betül’le göz göze geldik; o an, havuzdaki anlar, tanga bikini, inlemeleri aklıma geldi. “Harikaydı, anne,” dedi Betül, gülümseyerek, ama sesinde bir tereddüt vardı. Kahvaltıdan sonra, Betül beni odasına çağırdı. “Tuna, konuşmamız lazım,” dedi, kapıyı kapatarak. Yatağına oturdu, bacaklarını topladı; üzerinde ince bir tişört ve eşofman vardı, ama o çiçeksi koku yine havadaydı. “Tuna, tatilde olanlar… Eve döndük, şimdi ne yapacağız?” dedi, gözleri nemliydi.

“Bilmiyorum, abla,” dedim, dürüstçe. “Ama seni böyle hissetmek… Bunu kaybetmek istemem.” Betül elimi tuttu, parmakları titriyordu. “Tuna, bu… Yanlış olabilir, ama durduramıyorum,” dedi, ve dudaklarımız buluştu. Öpüşmemiz, tatildeki gibi ateşliydi, ama bu kez daha çaresiz, daha derin. Elleri saçlarımda, benim ellerim belinde, birbirimize kenetlendik.

Gidişat için tavsiye varsa beklerim bir tık tıkandım

Posted Aug 31, 2025, 12:15 AM UTC

724
Loading comments…