Erasmusla başlayan cuckold hayatım''BÖLÜM-2''

NSFWEnsest Cuckold

Sabah uyandığımda aşağı indim.
Annem bugüne özel, çok güzel giyinmişti.
Üzerinde açık krem rengi bir elbise vardı, saçları hafif dalgalı, yüzünde hafif makyaj, tırnakları kırmızı ojeli.
Beni görünce hafifçe gülümsedi.
“Günaydın oğlum,” dedi.
“Anne… gerçekten çok güzel görünüyorsun,” dedim.

Kahvaltı yaptık. Sohbet ederken günümüzü anlattık.
Annem vakıf işlerinden, toplantılardan bahsetti.
Ben okulda neler yaptığımı anlattım, biraz da Adofo’yla yaptığımız kısa yürüyüşten bahsettim.

Kahvaltıdan sonra çantamı alıp üniversiteye gittim.
Okul yolunda aklım hâlâ akşam için heyecanlıydı; Adofo’nun eve geleceğini düşünüyordum.
Hem meraklıydım hem de biraz gergindim.

Okula gittim, Adofo zaten yanımdaydı.
Dersler sıradan geçti ama kafam akşamla ilgiliydi.
Öğle arasında konuşurken ona dedim:
“Bu akşam eve geliyorsun, değil mi?”
O gülümsedi:
“Tabii, sabırsızlanıyorum!”

Dersler bitince annemi aradım:
“Anne, bu akşam Adofo gelecek. Hazırlanırsan iyi olur,” dedim.
Annem gülerek cevap verdi:
“Tamam oğlum, ne hazırlayacağımı biliyorum,” dedi.
O sesi duyunca içim rahatladı.

Bu akşam eve döndüğümde annem mutfakta yemek hazırlıyordu.
Bugün özel bir hava vardı; üzerindeki elbise şık ve çekiciydi, saçları hafif dalgalı, yüzünde hafif makyaj vardı.
Tırnakları kırmızı ojeli, bileğinde ince bir bilezik, boynunda zarif bir kolye.
Beni görünce hafifçe gülümsedi:
“Hoş geldin oğlum, bu akşam için hazırlıklara başladım,” dedi.

Ben de odama çekildim, biraz oturdum, kendimi topladım.
Bu akşam Adofo’nun geleceğini düşününce hem heyecanlı hem de biraz gergindim.
Her şeyi planlamaya çalışıyordum; yemek, masa, annemin karşılayışı…

Daha sonra akşam oldu.
Adofo kapıda belirdi, hafifçe gülümsüyordu.
“Merhaba Tuna,” dedi.
Ben de gülümsedim:
“Merhaba, gel içeri.”

Annem mutfaktan çıktı, hemen onu karşıladı:
“Hoş geldin, gel otur,” dedi.
Adofo elini uzattı, annem sıkıca tuttu.
O an içim ısındı; evin sıcaklığı ve annemin rahat tavrı, gerginliğimi biraz aldı.

Yemekten sonra çayımızı aldık ve masada oturduk.
Bir süre sessizlik oldu, sonra Adofo hafifçe gülümsedi:
“Şimdi kendimi tanıtayım, değil mi?” dedi.

Annem başını salladı:
“Tabii, merak ettim,” dedi.

“Ben Adofo,” dedi.
“Gana’dan geldim. Orada doğdum, büyüdüm. Ailem orada yaşıyor, babam doktor, annem öğretmen. İki küçük kardeşim var.”

Ben anneme baktım; onun meraklı ama nazik bakışları vardı.
Adofo devam etti:
“Gana’da hayat yoğun ama güzeldi. Burayı seçmemin sebebi hem eğitim hem de yeni bir kültürü deneyimlemek istememdi. Erasmus programı sayesinde buradayım. Türkiye’yi çok merak ediyordum, İstanbul özellikle.”

Annem hafifçe gülümsedi ve birkaç soru sordu:
“İstanbul’u nasıl buldun? Yemekleri, insanlar?”

Adofo cevapladı:
“Farklı ama güzel. İnsanlar sıcakkanlı. Yemekler… çok lezzetli. Burada olmak büyük bir deneyim. Tabii, ailemi de çok özlüyorum.”

Ben de sessizce dinledim.
Onu izlerken düşündüm; bu kadar açık ve kendinden emin biriyle konuşmak… içimi rahatlatıyor, aynı zamanda biraz da etkiliyordu.
Annem de onu dinlerken ara sıra başını sallıyor, tebessüm ediyordu.

Çay eşliğinde geçen bu sohbet, hem Adofo’nun ailesini ve geçmişini öğrenmemizi sağladı hem de annemle olan mesafeyi biraz daha kapattı.

Çaydan sonra masada biraz daha oturduk.
Ben hâlâ Adofo’yu izliyordum; konuşurkenki rahatlığı ve samimiyeti, beni de rahatlatıyordu.

“Türkiye’de yaşam nasıl? Okul dışında neler yapıyorsun?” diye sordu.
Ben gülümsedim:
“Okul dışında genelde arkadaşlarla geziyoruz, Boğaz’a gidiyoruz, bazen kafelerde oturuyoruz.”

O da anlattı:
“Gana’da daha çok aileyle vakit geçirirdik. Ama burada kendi başıma olmak, kendi seçimlerimi yapmak… hoşuma gidiyor. İnsanlarla tanışmak, farklı kültürleri görmek heyecan verici.”

Bir süre sessizlik oldu, sonra hafifçe takıldım:
“Yani burayı seçtin, bizim yemekleri denemek için değil, değil mi?”
Adofo güldü:
“Tabii ki yemekler de güzel ama esas sebep okul ve deneyim.”

Annem araya girdi:
“Ben de merak ettim, Gana’da yemekler nasıldır?”
Adofo anlatmaya başladı:
“Baharatlı, genellikle pilav ve etle yapılır. Çok çeşit var. Ama buradaki tatlar da hoşuma gidiyor.”

Bu sohbet sırasında fark ettim ki, Adofo’nun kendine güveni, sıcaklığı ve esprili tavrı annemi de etkilemişti.
Aramızdaki mesafe giderek azalıyordu; sadece arkadaş değil, güvenebileceğim biri gibi hissetmeye başlamıştım.

Daha sonra Adofo lavaboyu kullanmak için kalktı ve lavaboya yöneldi.
O sırada annem de mutfağa bir şey almak için kalktı.

Annem geri döndüğünde yüzü bir anda bembeyaz oldu.
Başta ne olduğunu anlayamadım; sadece şaşkın bakışları ve solgun yüzü dikkatimi çekti.
“Anne… ne oldu?” diye sordum, ama o hâlâ sessizdi, sanki ne diyeceğini bilemiyordu.
Adofo lavabodan geldikten ve kısa bir duraklamadan sonra hafifçe gülümsedi.
“Herşey için teşekkür ederim,tanıştığıma memnun oldum” dedi.
Kapıya yöneldi ve hafifçe başını sallayarak evden çıkmak için hazırlandı.

Ben ve annem masada otururken, ikimiz de biraz sessiz kaldık.
O anki kısa an, garip bir gerginlik ve şaşkınlık bırakmıştı içimizde, ama Adofo nazikçe vedalaşarak ortamı yumuşattı.
Kapı kapanınca anneme baktım; hâlâ hafif şaşkın ama toparlanmıştı.
Gülümseyerek, “O biraz… farklı bir genç,” dedi.
Ben de hafifçe gülümseyip, “Evet anne, ama iyi biri,” dedim.
O an, hem gerginliği hem de akşamın sıcaklığını düşündüm; bazı anlar kısa ama akılda uzun süre kalan türden oluyordu.

Annem odasına gitti saat çok geç olmuştu o sıra babam aradı nasıl gidiyor özledim seni derslerin nasıl dedi biraz konuştuk nasihat dinledikten sonra kapattım odama yöneldim; o sıra annemin odasından ses geldi yaklaştım ve duyduklarıma inanamadım ..

Posted Oct 11, 2025, 7:35 PM UTC

727
Loading comments…