Nur 8 (ara sokakta)

NSFWErotik

2012 Ekim’i, ikinci öğretim başlamıştı.
Nur geç saatte dersi bitiriyordu, ben kampüs kapısında bekliyordum.
Artık gündüz görüşmek imkansızdi, akşamları kısa, ateşli buluşmalar bizim yeni rutinimiz oldu.

O akşam yine kapıda buluştuk.
Nur’un üstünde beyaz bol tişört, kısa siyah deri ceket; altında pileli lacivert etek (diz üstü), bacaklarında ince, parlak siyah külotlu çorap vardı; topuklu botlarıyla bacakları uzadıkça uzuyordu.
Ruj sürmüştü, saçları dağınıktı, gözleri hâlâ ders yorgunuydu ama beni görünce anında parladı.

El ele kampüsü terk ettik, Beyazıt’ın ara sokaklarına daldık.
Mekan bulamıyorduk, sinemaya bir daha asla girmemeye yeminliydik.
Bir ara Universitenin orada eski ahşap konaklar var bilenler bilir, bi konağın arkasinda bir sokak vardi ve oraya girdik. Sokak çıkmazdı, zifiri karanlıktı; tek bir sokak lambası uzakta, hafif ışık sızdırıyordu.
Duvarın dibine, bi direğin yanina gectik, aşağıdan nadiren insan geçiyordu, o da kafasını kaldırıp bakmıyordu ve baksalarda çok dikkatli bakmalari lazimdi o derece karanlikti.

Nur’u duvara yasladım, sırtı soğuk taşa değdi, ürperdi.
Öpüşmeye başladık; aç, sert ve özlemle. Nur diz çöktü, fermuarımı indirdi, sikimi çıkardı, ve Çok özlemişim, diye fısıldadı, başını emmeden önce.
Doya doya, yavaş yavaş emdi; önce başını, sonra yarısını, sonra köküne kadar aldı.
Diliyle alt tarafını yalıyor, arada çıkarıp kokluyor, tekrar boğazına kadar sokuyordu.
Saçlarını okşadım, hafifçe bastırdım, Nur öğürmedi bile sikime olan açlığıyla emiyordu.
5-6 dakika sürdü ve sonunda ağzına boşaldım, hepsini yuttu, kalanını diliyle temizledi, dudaklarını sildi, gülümsedi.

Sonra ayağa kalktı, Eteğini beline topladım, külotlu çorabını dizlerine kadar indirdim, tangası beyazdi. Duvara yaslandı, bacağını birini belime doladı.
Külotlu çorabı dizlerinde, tangasını yana çektim.
Sikimi tangasının üstünden amına bastırdım, ileri geri sürtünmeye başladım.
Nur ellerini boynuma doladı, kısık kısık inledi:
“Ah… Aşkım…diye...
kalçalarını bana doğru bastırıyordu.
Hızlandım ve tangası ıslanmıştı, her hareketimde şapırtı çıkıyordu.
Nur dişlerini boynuma geçirdi, inlemelerini bastırmaya çalıştı.
Birkaç dakika sonra titredi, Geliyorum… diye fısıldadı, bacağımdaki kasılmayı hissettim.

Ben de daha fazla dayanamadım sikimi tangasının üstünden çekip bacaklarına boşaldım.
Sıcaklık çorabına, bacaklarına yayıldı.
Nur nefes nefese kaldi.

Çorabı yukarı çektim, eteğini düzelttim, tişörtünün yakasını öptüm.
El ele, karanlık sokağı terk ettik.

O gece Beyazıt’ın o karanlık çıkmazında,
külotlu çorap dizinde, tanga ıslak, özlemimizi
ayakta, sessizce, doya doya giderdik.
Ve yeni dönemimizin ilk mekani o zifiri karanlık sokak oldu.

Sonra o karanlık çıkmaz sokak bizim ikinci evimiz oldu.

Nur’un dersi biter bitmez kampüs kapısında buluşuyorduk her zaman olmasada... Hava soğudukça montlar, atkılar, bereler girdi araya ama altındaki etek hep kısa, külotlu çorap hep parlak, tanga hep inceydi.
El ele tutuşup 1 2 dakikalık yürüyüşle o sokağa varıyorduk ve kimse yokken görmeden gizlice o sokağa giriyorduk neyseki kamera filan da yoktu bu sefer kontrol etmistik.

İlk zamanlar tedirginlik oluyordu ama istek tavandi yani. Ya biri gelirse diye fısıldardı Nur genelde Bende, Gelse de görmez, karanlık burası derdim, onu duvara yaslardım.

Rutinimiz olmustu artik,

Nur’u duvara yaslar, öpüşürdük aç gibi ve Nur diz çöker, sikimi çıkarır, yavaş yavaş başlar, sonra köküne kadar alır 5-7 dakika, bazen 10 dakika… doya doya yalardı, ben saçlarını okşardım. Sonra ayağa kalkar, bacağını belime dolar, tangasını yana çeker,
sikimi tanganın üstünden amına bastırır, ileri geri sürtünürdüm.
Nur dişlerini boynuma geçirir, inlemelerini bastırmaya çalışır ve titreyerek boşalır, ben de bacaklarına, domaltip götünün ustüne yada diz çöktürüp ağzına boşalırdım...

Bir keresinde tam Nur diz çökmüş emerken uzaktan bir far ışığı göründü;
ikimiz donduk, Nur ağzı dolu bekledi, araba geçip gitti, biz kahkahalara boğulmuştuk

O sokak bizim sırrımızdı artik....

Posted Dec 7, 2025, 10:47 PM UTC

593
Loading comments…