Ekigref Dünyamın 1. Bölümün ilk 47 ırkı (01/??)
1.Bölüm
1-Geribus: Tipik bir insandır, sadece gözleri bembeyazken, dudakları, kaşları yani kısacası kıllarının rengi pembedir. Özelliği pembe bir ışık hüzmesidir, hüzme ne kadar büyürse yetenekleri de fiziksel güçleride büyüktür.
2-İçivicava: Deniz mavisi rengindedirler. 200 yıl rahat yaşarlar. Oldukça itici şeyler yapmaktadırlar ama kendilerine itici bir şey yapıldığında/olduğunda depresyona bile girerler. Etli Balçık türündendir.
3-İçivan: Pembe renktedirler. 400 yıla kadar rahat yaşarlar. Güvenin antenine benzeyen kaşları vardır ve kaşın uzunluğuna göre o kadar mistik güçleri vardır. Erkek İçivanlar kadınlardan her zaman daha mistik güçlere sahip olabilir ve sayıları kadın nüfusuna göre azdır (%6). Etli Balçık türündendir.
+İçivan ve İçivicava kuzen ırklardır. +Etli balçık: Kasları balçık karışımıdır ve saçları hariç üstlerini kaplayan derileri yoktur, sıcaklık türünden çok fazla etkilenirler, soğuksa yavaş hareket edebilirler sıcaksa yapış yapış yavaş hareket ederler, kendilerine uygun bir habitatta yaşarlar. Balçığımsı etleri hiçbir şekilde fiziksel aktivitede gelişmez, geliştirebilecekleri yöntemler ise bizzat bitki karışımlarından elde ettikleri sıvıdan sürmektir. Eğer sıvıyı içerlerse iç organlarını güçlendirirler.
4-Kılçık kıllılar: Kılları kılçıktır. Bu kılçıklar oldukça delici veya keskin olabiliyorlardır. Genellikle bileklerinden 50 cm ila 2 metre uzunluğunda öldürücü kılçık çıkarırlar ve bu kılçıklar olası her yerden çıkabilir ve kişiden kişiye değişmekte. Hiçbir savaş ekipmanı veya aleti olmadan da doğuştan gelen kılçıklarıyla savaşabilirler. Kansere yakalandıklarında vücudundaki kılçıklar kendi kendine halledebilir. Kılçık kıllıların kendileri mutasyon geçiremezken kılçıkları her daim mutasyon geçirebilir. Kılçıklar hiç şekilde sabit kalmazlar, her zaman mutasyon vari bir süreçten geçerler ve bu durum her zaman tehlikelidir, beden dayanamaya biliyor kılçıklara. Kılçıkla beden uyuşmaz ise gerilemeye başlar veya ölür. Ten renkleri açık pembe, beyazın beyazı ve bulut grisidir. Birisi Tam kılçık olduğunda ölene kadar o türde kalmaz... diğer türlere geçiş yapabilir, ne de olsa mutasyonları durmak bilmez (En fazla 5-10 yıl aynı mutasyonda sabit kalır).
+Bu kılçık kıllıların mutasyonun türlü türlü ayrışmaları vardır;
-Sünger derili: bildiğin sünger derisinden birisi onun herhangi bir yerini sıkarsa her yerine kılçık girer, bildiğin Kılçık kılların derileri ve eti sünger gibi eğilip/sıkıştırılan bir fiziğe sahiptir. Üzerlerine ağır bir cisim düşse anında ölürler.
-Tam kılçık: Direktmen kemiğin yerini almış koskocaman kılçıklar hiç insan anatomisine benzemeyerek adeta bir yaratığa benzer, hiçbir insani kemik barındırmazlar, dümdüz ucube bir kalın kılçık kemik sistemini tamamlamaktadır. Derilerinin ip ince olmasıyla derinin içindeki kılçık adeta çıplak gözle görülmesini sağlar. Ne dayanıklıdır ne de dayanıksız, ortalama bir dayanıklılığı vardır.
-Savaş kılçığı: Sadece stratejik yerlerde (Bilek, bacak, diz, kafa, dirsek veya ayak) kalın şekilde sivri veya keskin kılçıkların yoğunlaşmış olduğu ideal bir mutasyon türüdür.
-Parçacıklı kılçık: Bildiğin kılçıkların çokça bedenin içini sardığı minimal mikroskobik türden kılçıklar derinin üzerinde gözle görülmeyen parçacıklar yer almaktadır. Parçacıklı kılçık türünden bir Kılçık kıllıya dokunulduğunda parçacıklı kılçıklar kılçık kıllıdan ayrılıp dokunan kişinin temas ettiği yerin içine girerler ve bu acı vericidir, bu durum tarantulaların "bombardıman saldırısına" çok benzer. Işığın altında parlarlar. Kendisi derisini kaşısa parçacıklı kılçık kılları havada uçuşur ve bildiğin esmeyen bir havada havayı kendi tuzağına çevirir.
-Canacar Kılçığı: Irk sayılmaz, canavar olarak nitelendirilirler çünkü çok düşük zeka seviyesine ulaşırlar ve genellikle kafaları kılçıkla kaplı olduğundan ve beyinleri küçüldüğünden tehdit olarak algılanırlar Kılçık kıllılar arasında. Oldukça korkutucu bir güç seviyesine sahiptirler. (Bu mutasyonun temel sebebi vücudun kılçığın hızına yetişemiyor olmasıdır).
5-Giriveskes: İlk furrydir. Farenin hafif kurtla karışımı gibi görüntüleri vardır. Oldukça hızlıdırlar. 5 metre mesafeyi anında 1 saniyede sıçrayarak geçebilirler. Fare ve kurt karışımlarına rağmen güzel ve çekicidirler. Kendileri Çoğu hastalığı taşırlar ama taşıdıkları hastalıktan hiç ölmezler. Bağışıkları oldukça iyidir. Kuyrukları duvarı rahatça delebilir ve kuyrukları koptuğunda tekrardan kertenkele gibi kuyruklarını yenileyebilirler. Kuyruklarıyla 30 kilo ila 74 kilo kaldırabilirler. Irkları soykırım gibi büyük bir tehdit altında olduğunda gözlerini kana bürüyen bir koku yayarlar ve 10 metreye kadar zıplar, vücutsal güçleri artar ve libidoları son derece ağır basar. Bu durumu 3 kere yaşamışlardır ve her defasında daha da güçlenmişlerdir (güçlenme sebepleri mitolojik ırk olmalarından kaynaklıdır). Tüy renkleri Beyaz, gri, kahverengi, pembe ve siyahtır, nadir olaraksa yeşil renkte tüyleri olabilir. Ömürleri 80 yıldır. Kendilerine has özgü kültürleri vardır.
6-Beyaz Salyonozlar: Beyaz tenli yapış yapış bir ırkdır. Hasara karşı dayanıklıdır, katana gibi ince ve keskin bir kılıç yandan ikiye bölse etkilenmezler, bildiğin bedeni hiç kesilmemiş gibi anında geri onarır. Acı hissetmezler ama mide ağrısı türünden ağrılar hissedebilirler ki bu ağrılar yanlış bir yiyecek yedikleri zaman gerçekleşir. Bedenlerinin herhangi bir yeri kopmuş ve kaybetmiş ise geri onaramaz ama özel yemekleriyle tekrardan uzuvlarını geri onararak kazanabilir. Tuza karşı felaket zayıflardır, çok felaket yakar tuz her bir bölgesini... tek çareleri su içerek kurtulabilirler ve su bedenlerinin kayganlaştırıcı özelliğini sağlar (Ne kadar kaygan olurlarsa kimse onları tutamaz veya kesemez). Kendilerine has çorbaları vardır ve tek öğünleri odur, metabolizmaları felaket zayıftır. Slime gibi değillerdir, 3 tabakadan oluşmaktadırlar, alt tabaka insan gibi kaslıyken orta kısım kası kaplar ve üst tabaka erimiş slime gibi olsa da epey bir serttir. Birbirlerine karşı kullandıkları özel bir kılıç vardır, kılıç katanaya benzer ve her bir 15 cm de 4 boşluk vardır, boşluklar hava patlatarak içine geçirdikleri kılıcın üstündeki çizgileri patlatarak kendi türlerini parçalara ayırabilirler ki bu kılıçlar zamanla farklı ırkların ellerine geçer ve bir nevi kendilerine karşı kullandıkları kılıcı diğer ırklarında kullanmasını sağlamış olurlar.
7-Ahombol: Alt kısmı normal üst kısmı oldukça küçük olan insan cinsinden bir ırkdır. Kuyruklar kertenkele gibidir. Açık yeşil ve mor renginde derileri vardır. Zayıf ve güçsüzlerdir.
8-Gübenli: Sürüngen türünden türemiştir. Tek önemli özelliği baklavalarından göğsüne kadar olan özel derileridir, bu derinin amacı herhangi bir ışını (güneş ve buz güneşi (Farketmeksizin) ) olabildiğince en iyi şekilde emebilmesidir (beden gelişimi bu derinin ışın emmesine bağlıdır). Onun dışında zayıf noktası da derisi de ışın emen derisidir.
9-Jilet Saçlılar: 2 ayrı vücutları vardır, birisi dış sahte görünümken diğeri gerçek iç iskelet görünümüdür. Dış sahte bedenleri bildiğin bir havuza girerek elde ederler, iç iskeletlerini örter ve bildiğin kendilerine bir deri yapıştırmış olurlar, bunun sebebi diğer ırklar arasında kendilerini açık etmemek ve huzuru bozmamaktır. Üstlerindeki derileri bildiğin her türlü kılığa giymek için tasarlanabilir (bildiğin diğer ırkları taklit edebilirler sahip oldukları deri havuzuyla). İç iskeletleri gece yarısı mavisi rengine sahiptir, bir kişinin bir parmağıyla iskeletin içine sokması kendi parmağını hapsetmiş olur ve hali hazırda parmağı iskeletin içine girdiği gibi dilimlenmiş olduğundan kolayca kurtarabilir bedenini ama Jilet saçlı kendisini ileri atsa direk o kişiyi anında içerisine dilimlettirir. Hiçbir iç organı yoktur (Beyinleri de yoktur, bildiğin içi boş bir kavuk gibidir), İskeletleri bizzat düşüncelerini barındırır ve hareketlerini ileten yapıdır. Yemek veya sıvıya ihtiyaç duymazlar, sadece onlara gereken tek şey özel GYK (Gece Yarısı Kayası). Saçları kesici ipliklerden oluşmaktadır her ne kadar Jilet saçlı olarak bilinmiş olsa da. Kemikleri esnek bir yapıdadır, kendilerini rahat gererler. Karın kısımlarına gelecek herhangi bir darbe iç bedeni ortaya çıkarır (afişe olabiliyorlar bu tür basit olaylardan). İskeletlerin jilet çıkıntıları vidaya benzer (insanların kemikleri çivi sayılırsa Jilet saçlıların iskeleti vida denebilir). İskelet görünümleri aynı değildir diğer jilet saçlılara göre, farklı olabilirler bazıları fit bir iskeletken diğeri bildiğin tank kadar iri yarı bir kemiğe sahip olabilir. Genellikle kendilerine dokunanlar direk öylece elini kaptırmaz, bildiğin bir refleks olur Jilet saçlılarda tıpkı bir insanın soğuk bir buzla temas etmesi gibi. Kısaca dokunanın kıyma olacağı tehlikeli bir ırktır.
10-Kızıl Damar Dokungaçlılar: Başka bir boyuttan çıka gelmiş enteresan bir uzaylı ırktır. Kendi dünyalarında dominant bir ırk olmayı başaran ırk şansını yeni dünya da denemek üzere Dünyamıza gelirler. Boyutlar arası 4 kapıyla dünyaya gelirler, kendi dünyaları futuristik uzayın denizi gibidir (bildiğin sıvı şeklinde sisten oluşur dünyaları ve yeryüzeyleri hiç stabil değildir, her zaman toprakları kayar (çığ gibi! Ve bunun nedeni durmaksızın toprağın altında hareket eden hava akımlarıdır) ). (Biz kurtları eğitip köpek olarak yanımızda evcil olarak barındırdığımız gibi Kızıl damar dokungaçlılar da kendi dünyalarında Akrebe benzer turkuaz bir evcil hayvanları vardır, kıskaçları makas gibidir). Kızıl damar dokungaçlıların 4 tipi vardır;
-Dömar: İçe çekilmiş damarların (kütük gibi) derilerini kapladığı insan şeklinde görüntüleri vardır ve tipik doğal güçleri olan ellerinden veya bileklerinden kamçılama özelliğine sahip damarları çıkarabilir, bu kamçı insanın derisinin altına rahatlıkla girebilir ve anında hedefini pes ettirebilir.
-Bonar: Bedeni tam sağlıklı bir damardan oluşmaktadır, koyu bir mor ve kırmızı renginin ortası renginde cildi vardır ve şişmiş bir balon gibi şeffaflığa sahiptir. Oldukça esnektir. Hiçbir dokungacı yoktur. Asıl amacı diğer Kızıl damar dokungaçlıların evrimini belirleyecek dna dizilimi oluşturur (oldukça hantaldır bu işte).
-Zamar: Tamamen saldırı yapmak üzerine var edilmiştir. Tamamen dokungaçlardan oluşur ve bir anda insan anotomisine benzer görünümünü bozup bir ahtopot gibi hedefinin üzerine atılır.
-Jonar: Ev ortamı sağlayan, geniş bir alana yayılan ve işlevi bir barınak yaratma olan basit bir Kızıl damarlı dokungaçtır. Bir ev kadar uzayabilen bir yapıya sahiptir. Renk değiştirip kamufle olabilir.
+Bu ırkı hayatta tutan Bonar türü olmuştur ve kendi türünün kontrolünü ele almıştır.
11-Jillivarian: 2 metre ila 3.30 metreye uzanan boyları vardır. Üstün kuvvete sahiptirler. Saçları 1.20 metreyi bulurken sakalları 50 cm i bulur. Soğuk hava kendilerini güçlü yapan temel özelliğidir, hava ne kadar soğuksa derileri o kadar sert olur (bir nevi hava durumuna göre o kadar doğal zırhları olur). Doğal yaşam alanları buzlu alanlardır. Hiç kimseyi uykusunda öldürmezler. Madencilikte, demircilikte, mimaride çoğu zaman en önde olmuşlardır. "Ejderia" adlı ejderha türlerinin yaratıcılarıdır. Süre gelen başarılarından sonra sonraki nesilleri tembelleşmeye başlamıştır.
12-Şenwari: Vücutlarına yakından bakıldığında küçük deliklerin bulunduğu görülür, oradan dikenli tüy çıkar ve vücudunu aniden kaplayar. Bu dikenler oldukça dayanıklıdır, bir yere çarpınca kırılmazlardır. Baldırlarındaki dikenleri yere doğru ani bir şekilde uzatarak çok yükseğe zıplayabilir veya öylece yukarda kalabilirler (baldırlarındaki iğneler en kalın ve güçlü iğnesidir ve 40 metreye kadar çıkabilir). Dişleri V şeklindedir, tıpkı köpek balığı gibi. Gözlerindeki kirpikler de dahil olmak üzere çoğu tüylü yeri iğnelerden oluşmakta. Gözleri herhangi bir sivri cisme veya keskin cisimlere karşı oldukça dayanıklıdır. Her an iğnelerini bir odayı kaplayacak kadar her yöne fırlatabileceğinden diğer ırklar tarafından tehdit olarak görülür. İğnemsi kürkleri bal porsuğu gibi dayanıklıdır. Ne kadar saldırıya uğrarsa uğrasınlar hayatta kalabilirler. 1.20 ila 2 metre civarı boyları vardır. İğnelerin hepsini fırlattıklarında savunmasız kalırlar. Rakım alanlarda yaşamayı severler. Zehre ve kan kaybına karşı etkilenmezler, bütün kanları akıp gitse kansız 2 gün rahat yaşarlar ki o süreçte kanları geri gelir. Gürültüden zerre haz etmezler.
13-İrşi: Temel özellikleri şekil değiştirmeye odaklıdır. Genel olarak güzel bir kızın formunda dolaşırlar. Hayvanları veya herhangi bir ırkı kopyalayabilir ve özel duyu organlarını kendi bedenlerinde var edebilirler. Kendi öz "Tiyatra" ülkesinde yaşarlar ve Kraliçeleri koruyucu tanrıça "İris hanım" dır. İrşilerin gerçek görüntüsü kukla gibidir, ne gözü, saçı, tırnağı, burnu, ağzı veya kaşları yoktur insan gibi... dümdüz kuru bir yüzleri vardır vücudunun geri kalanı gibi. toprağa ektikleri özel tohumlarla görünmez kumaşlar yaparlar ve bu kumaşlar kendi derilerini veya ciltleri düzenler ve sağlığına kavuşturur, üstüne bu kumaşla nedense kıyafet yapıp giyinirler. Diğer periler gibi küçük değil, insan gibi uzun ve geniş yapıdadır... sadece biraz sıskadırlar. Bulundukları topraklar her türlü sebze, meyve, bitki veya her türlü ekosistemi barındırabilir. Kendilerine has pırıltılı saldırı ekipmanları vardır.
14-Koceti: Koca ayakla yeti arası ortaya karışık bir türdür. Kabul edilebilir 90 IQ seviyesinin sınırındadır. Irksal olarak öne çıkan özellikleri kaba kuvvetleri ve cüsseleridir. Soğuk ormanlarda yaşarlar. Epey bi kıllı olduklarından dolayı sıcak havalardan hiç hoşlanmazlar. Kılları çok yanıcı olduğundan bir ateşe değdiklerine ateş topuna dönüşürler. Her bir yeni nesilde tüyleri azala azala tüysüz olmaya başlarlar ve bu durum onları soğuk iklimlerinden ayrılmaya zorlar. tüy renkleri kahverengi, buzulumsu mavi ve beyazdır. Zamanla IQ leri 90 dan 107 lere yaklaşmış olup fiziksel güçlerini azda olsa kaybetmişlerdir. 2 türe ayrılmaya başlarlar. bazıları pek gelişemeyerek var oldukları yerden ayrılmayarak yerlerinde dururken bazıları alet edavat kullanmaya dahi başlamış ve diğer ırkların arasına kaynaşmayı başararak ırklar arası yaşamda kendilerini bulurlar. Vatansızdırlar, kendilerini temsil edecek devletleri ya da krallıkları yoktur, istemezlerde... varsa yoksa kabileleri vardır. (Bu gelişim çağları 800 yıl gibi bir süreçte gerçekleşir).
15-Enhizeqian: Özel güçleri telekinezidir. Çoğu işlerini telekineziyle yapmaktadırlar (Evleri, köprüleri, tarlaları veya yemek yemek gibi basit şeylerde bile güçlerini kullanmışlardır). Eğer topluca Enhizeqianlar bir araya gelirlerse bir yapıyı kaldırıp havada taşıyabilirler veyahut bir canlıyı şans bırakmaksızın halledebilirler. Diğer ırklara kıyasla üstündürler. Telekinezi güçlerinin ne kadar güçlü olduğunu belirten doğuştan gelme çizgili doğum lekeleri vardır. Lekesi gür olanlar seçilmiş kişi muamelesi görür ve çoğu işte yer aldırırlar ama epey bir gür ve lekesi her türlü uzuvlarına uzanıyorsa aşırı güçlü olduklarından korkup terk ediyorlardır, bunun sebebi çocukluk döneminde güç zehirlenmesi yaşamalarından kaynaklı olduğundandır. Kabile bir yaşantıları vardır ve evlerini yıkıp bozmadan öylece terk ederler ve bu durum yeni yerleşim alanları sunar diğer ırklara. Enhizeqianlar iki ayrı türe ayrılır, Enhizler telekinezi özelliklerine sahipken Eqianlar telekinezi gibi değil yer çekimi güçleri vardır. Direk yere yapıştırırlar yapıları sağlam şekilde. 10 kişi olduklarında bir canlının pestilini rahat çıkarırlar. Enhizler kabile gibi göç ederken Eqianlar krallık kurma peşindedir ama hiç kabileden de ayrılmayı istemezler... Arada sırada kendilerince bireyler maceraya atılmak üzere grup halinde kabileyi terk edip diğer ırkların bulunduğu ortamlarda kalıcı şekilde yaşamaya çalışırlar. Enhizlerin doğum lekesi hava akımı gibiyken Eqianların şimşek gibidir. Sarı renkteki doğum lekesi olanlar Enhiz, yeşil renkte olanlar ise Eqianlıdır. İki tür de insan gibi zayıftır.
16-Babun (Primat): Gelişememiş, çağda hep geri kalmış bir ırktır. Saldırgandırlar, empatileri yoktur. Genellikle güçlü devletlerin kendilerini silahlandırdıkları için onlar için savaşırlar. Çıkarcı bir ırk olsalar da hep dolandırılırlar. Her zaman aşırı kötü kokarlar. Temizlenmek için nehre veya göle girdiklerinde kirlenir ve parazitleri yayılır. Diğer ırklarla asla olumlu bir yaşantıları olmadı. Varlıkları boyunca en büyük işleri paralı asker olarak işlev görmeleriydi. IQ 70 lerdedir. Bölgede sayıları fazlalaşınca diğer ırkların haklarını suistimal etmekten çekinmezler.
17-Usarxie: Kendi kıtalarındaki tek ırktır. Kıtaların ismi kendi ırksal isimleri Usarxie'dir. Birçok türü olsa da tek fark cilt rengidir. Renklere göre kıtalarının ayrı bölgelerine ayrılmış ve kendi cilt renklerine göre her yeri aynı renge bürürler. Diğer kıtalara açılarak kendilerinden farklı olan ırkları köle olmak üzere kendi kıtalarına getirirler. Diğer kıtalara ayak bastıklarında da her yere resim çizerler! Hatta kaçırdıkları farklı ırkların derilerinin üzerlerini de boyarlar. Boyaları uzun süreyle kalıcıdır (40 yıl). Ten renkleri basit temel renklere sahiptir "Beyaz, mavi, kırmızı, turuncu, gri, yeşil, siyah, pembe, sarı, mor, kahverengi, turkuaz" Ve ayrıldıkları temel renklere göre kabileleşmişdirler. Doğan çocukları da aynı renge sahip olurlar, hiç farklı renge bürünmez veya melez olmaz. Nüfusları bir milyardır (1.1 bölüm). Kendi kıtalarından başka yerde pek uzun kalmazlar. Sayısal olarak üstündürler. Anatomileri dümdüz insana benzer. Cilt renkleri bulaşıcıdır, 2-6 dakika içinde kendi ten rengini diğerine aktarabilir (fiziksel şekilde). Kendi kıtalarında meyvelerin, sebzelerin ve balıkların bile yağ oranı çok düşük olduğundan çoğu Usarxieli maskülen veya zayıf olurlar, şişko olan bir Usarxieli bile yoktur. Bu yağ oranlarının az olması kış gibi zorlu havada üşümelerine sebep olur ve kalın kıyafetler giymesine sebep olur.
18-Tamaği: Hafiflik, yumuşaklık, mükemmel şeffaflık ve mekana uyum! Bu saydıklarım bu ırka biçilmiş kaftandır! Leptosefalus balığından evrimleşerek karada yaşayan bir canlı olur. İstihbaharat, suikast veya hırsızlık gibi gizlilik temelli roller edinmişlerdir. Üzerlerine ışık tutulduğunda elmas gibi parlarlar. 40 yaşına geldiklerinde zıplayarak havada süzülme yetenekleri olur, oldukça hafiftirler. Hastalığa yakalanacak bir iç metobolizmaları olmadığı gibi bedenlerinin yenilenme özelliği de yoktur ki bir keskin aletle direk parçalanabilirler. Denizi çok severler. Yaralılarsa son günlerini denizde geçirirler (Deniz bir kaç gün daha yaşamalarını sağlar). 2. evreye (süzülme güçlerine kavuştuklarında) geçtiklerinde nemli alanlarda yaşamak zorunda kalırlar ve perilerin yaşadığı bölgelerde yer edinirler. Öz devletleri yoktur, teknolojide hiç atılım yapmazlar ve diğer gelişmekte olan ırkların devletleri altında ajanlık gibi faaliyetlerde çalışırlar. 1. evrede ağır olduklarından garip görümleri olsa da 2. evrede zarif bir görüntüye kavuşurlar.
19-Yiyeiym: Doğduklarında güzel bir deriye sahipken sonlarına doğru derileri dökülüp iğneleyici bir görünümü olan sivrimsi bir iskeletleri kalır... Hayatlarının sonlarına doğru öyle bir hıza ulaşırlar ki TIPKI bir tarantulayı takip ederken bir anda tarantulanın bir anda arkasını dönüp size doğru son hız koşmasına benzer. Doğup büyüdüklerinde normal bir sağlıklı bilince sahipken sonlara doğru akıl sağlığını yitirmeye başlayıp mantıksız hareket ederek etrafa saldırırlar. Geleceği olmayan umutsuz bir ırktır. Depresif bir halde yaşarlar. Doğduklarında derileri ip incecikken 10. yaşlarında derileri sertleşir, 20. yaşlarında çok sert kemiğimsi bir deriye sahip olurlar (kemiğe dönüşen ete sahiptirler). 40. yaşlarında bal porsuğuna benzer sert bir derileri çıkar bu sayede derileri zırh işlevi görür, istediğini alma dürtüsü baş gösterir ve savaşlarda öne çıkarlar, 60. yaşlarında artık çökme evrelerine girerler ve derileri kıyafet işlevi görmektedir, üst üste çıkagelmiş derileri dışarı çıkmış kemiklerini örter, Ailesinden, klanından ve dostlarından ayrılarak çoğu 60. yaşlarına basan Yiyeiymliler özel "Huzur evi" diye adlandırdıkları bir bölgeye giderler, bölgede kendisi gibi akli dengesi kalmamış agresif Yiyeiymler dolup taşmaktadır, kafayı yemiş canavarların birbirini öldürüp kemikleriyle kendilerini güçlendirdiği bir savaş alanıdır. Valhalla gibi bir yerdir, tek eksiği yeniden doğma şansı olmamasıdır.
20-Enfendix: Mistik ırklardandır. Diğer ırklara kıyasla bedensel ve özel esinti güçleriyle öne çıkmakta. Bedensel yapıları çokgenlerden oluşmaktadır. üçgenden dokuzgene kadar çıkar ve sayı ne kadar köşeliyse o kadar güçlüdür. Gözleri, elleri, kolları, bacakları bildiğin her yeri sahip olduğu çokgenlerle çevrilidir ve içi bomboş bir kabuktur. İçinden dışarıya güçlü esintiler yayarak canlıları havada süzdürebilir. Çıkan esintileri bilinmeyen bir elementten oluşmakta olup kasırga gibi büyük hava akımlarından etkilenmeyerek kendi esintisini rahatlıkla geçirtebilir. Kendilerine has ilahları vardır ki ilahları daireden oluşmaktadır... mutlak bir esintiye sahiptir. Üçgen en güçsüzleriyken altıgen orta güçtedir ve dokuzgen en güçlüleridir, kısaca zırhımsı geometrilerine bakılarak ne kadar güçlü oldukları kavranabilir. Dünyada sadece 4 bölgeleri vardır ve bir bölgede var olurlar. Dünyanın öbür ucundaki bölgelere 4d boyutlu bir portaldan geçerek giderler, bölgede işleri bittiğinde diğer bölgelerine giderek sürekli devam eden yolculuk döngüsüne devam ederler. Yolda karşılaşacak bir ırk değildir. Karamel renge sahiptir zırhları (Deri veya insani herhangi bir organları yoktur, yemek yeme gibi ihtiyaçları hiç yoktur). Esinti güçleri bizzat 4d boyutlu portal gücünden elde etmektedirler. Neyin peşinde oldukları hiç bilinmemekte. Zırhları kırılmadığı sürece sonsuza kadar yaşayabilirler.
21-Urksun: Furry türündendir. Köpekbalığının kürklü halidir. Sivri dişler yerine dairesel keskin dişlere sahiptir. Saçları uzun, kıvrımlı vücut hatlarıyla çekici bir güzelliği vardır. Pulları mavi, gri ve beyaza ayrılmıştır. 3.50 metreye çıkabilir boyları. Karada 8 saat nefeslerini tutabilirler. 5 veya 12 tane bebek yavrulayabiliyorlar.
22-Karıcıvım: Furry türündendir. Domuzdan evrilmiştir. Küçük çıkıntılı domuz burunları vardır. derileri koyu pembe renktedir. Bir ışık hüzmesi derilerinde ayna işlevi yaratır.
23-Traihin: Furry türündendir. Dünya'nın hükümdarı olacak ırklardan birisidir. Keçiden evrilmişlerdir. 150 yıl yaşayabilirler. Kürk renkleri sabit değildir. Nirvana ya ulaşmış gibi bir halleri vardır. Dünya'nın her bir yanına dağılmışlardır. Göçebe bir yaşantıları vardır, sürekli gezerler. Mükemmel bir din adamı gibi bir liderleri olur hep, barışçıl ve derde deva olan bilgelikleriyle göçebelerine farklı ırkdan bir sürü kişiyi yer aldırırlar. Diğer ırklara kıyasla yavaş çoğalan bir ırktır. Dost canlısıdırlar, kişilerin dertlerini sonuna kadar dinlerler. Herkesi severler. Yapa yalnız kişileri yanlarına alırlar, kimseyi yalnız bırakmaz istemezler bu dostane Dünya'da! Onların hayatlarına bir amaç ekleyip hayata tutunmalarını sağlarlar. Liderleri göçebesinin moralini hep yüksekte tutmaya çalışır. Muazzam büyü güçleri göçebe grubunun büyüklüğüne göre değişir. Tabi bu iyi tarafı... Kötü tarafı ise Bazı Traihin'li liderler hızlı yoldan güçlü büyüye sahip olmak için kurban verir ve bu durum Traihinlilere karşı şüpheyle bakılmasına sebep olur.
24-Fayre: Taşlardan oluşan bir ırktır. Kendi bedenlerine rahatlıkla şekil verip istedikleri bedeni tasarlayabiliyorlardı (boydan tut, zarifliğe kadar). Taşlara rahat şekil verdiklerinden taşlık alanlarda yaşamayı tercih ederler. Seçtikleri özel taş türüyle parçalanmış beden kısımlarını belli bir zaman aralığında rahatlıkla tamir edebilir. Bazıları rengarenk taşları bünyesinde bulundururken bazıları direkt sert ve sağlam taşları bulundurur. Jilet saçlılarla akrabadırlar! Birisiyle kapışırken taşları her şekilde dökülür ve dökülen taşlar içinde bulundurduğu taşlarla değiştirir, bu durum hareketlerinin yavaşlamasına sebep olur ve yok olmasına kadar götürebilir.
25-Hayıy: Penguen kuyruklu bir yengeç ırktır. Deniz rengi grisi bir cildi vardır. Simsiyah gözleri vardır (Gözleri yengeç gibi yuvalarından çıkabilir). Zayıf bir ırk olsalar da tombul etlidirler.
26-Emojoi: Tombul ve şişmiş bir insan gibidirler. Toynak gibi parmakları vardır, herhangi bir kesici alet ciltlerini yaralarsa içindeki turuncu jolemsi sıvılar fışkırır. Fışkıran sıvı türlü türlü hastalıklar barındırır. Güçsüz ve iğrenç bir ırktır. İç organları bile yoktur. Hiç mutlu olamayacak, çaresiz bir varlıktırlar. 7 defaya kadar yırtılır veya delinirlerse ölüp giderler.
27-Quijar: Fit, güzel, yüzü geniş, saçları morla gümüş arası gidip gelen bir cüce vari bir varlıktır. derileri simsiyahtır, adeta kara delik gibi, ışığı emiyordur adeta! Çılgın bir zekaya ve atılgan bir yapıları vardır. Her zaman sürü halinde hareket ederler. Zayıf gibi gözükseler de epey bir güçlüdürler.
28-İrogrof: Derileri bir yere sürdüklerinde gıcırdayan bir yapıya sahiptir ve derilerini gererek kendilerini dayanıklı ve güçlü yaparlar! Bir insanın 1000 kilo olmuşta yağ bezleri yere sarkan bir görünümleri vardır ki bu görünümlerini kendi derisini olağan üstü kuvvetle gererek doğuştan sahip oldukları çivi benzeri bir yapıyla çivilerler! Germiş oldukları ağır yağımsı derileriyle oldukça dayanıklıdırlar, keskin, delici veya darbeye karşı etkili bir savunma yaratır. Açık kahverengi ten renkleri vardır. Özel çivilerin amacı derilerini sabit tutmaktır. Gerilmiş deriye ne tür darbe gelirse gelsin bir şey olmazken çiviye gelecek herhangi bir darbe çiviyi zayıflatır ve çiviye gelen darbeler tekrarlanması sonucunda çivi yerinden oynayarak çıkar. Çivi deriden fırladığı an çıktığı yer derinin sarkmasına sebep olarak İrogroflunun hantallaşmasına sebep olur. Kendilerine özgü bol yağlı yemek yiyen İrogroflular çivilerin şekillenişinde rol oynar. İrogroflu belli bir yaşa geldiğinde Çivi derideki yağ kütlesini emme işlemini başararak artık çiviyi yaklaştırdığın da bile deri kendi kendisini gerer ve sarar (Deride çivi mıknatıs benzeri bir işlev görür) Üstüne birde çivinin gireceği yeri bile hazırlar deri! Çiviler 30 yılın ardından gelişimini tamamlar ve kişiden kişiye çivinin kullanım amacı değişir. zarif bir görünüme sahip olmak isteyenler yemek yemeyi azaltırken kaba bir tank gibi görünmek isteyenler bolca yemek yemeye devam eder. Çiviler ne kadar eskiyse o kadar güçlü ve mistik hale gelir. İrogroflular her önüne gelen yemekleri yiyemezler, sadece kendilerine özgü kültürel yemekleri yiyebilirler, bunun sebebi boşaltım sistemleri olmaması, deride depolanır ve öğütülemeyen bir yabancı besin bedene girdiğinde çiviyi bile sıkıntıya sokarak kendisini ızdıraplı bir ölümle sonlandırabilir.
29-Karatla: Mistik ırklardandır. Bedenleri parçalanmış metallerden oluşur. Savunma mekanizmaları bedenlerini bir şimşek çakılmış gibi parlatır ve parladığında gök gürültüsü de yayıverir. Sanki bir ırk değil de yaratık olarak görülür taa ki 5. ve 6. evrelerine girmiş bir Karatlıyla tanışılana kadar. 1. 2. 3. ve 4. evredeki Karatlılar zamanlarını birbirlerini öldürerek kendi bedenlerine ekleyecekleri metalleri yerleştirerek bir görünüm kazanmaya çalışırlar. Bir şimşeğin oluştukları yere çakmasıyla hayata geçerler ve hayata geçmiş olan metaller işe yarar metaller olduğundan ve pek sevgi dolu bir ortamda yaşamadıklarından bu durum 5. evreye kadar birbirlerini avlamaları sürekli devam ediyor. 1. evrede ayakta durabileceği kemikleri oluşurken 2. evrede basit uzuvları çıkar 3. evrede ise evrimi durur ve artık diğerlerinde var olan metalleri elde etmesi gerekir gelişmesi için. 4. evrede ise kör edebilecek parlaklık yeteneklerini kazanırlar ve 5. evrede ise bir şimşeğin sahip olduğu yıldırım gücüne sahip olurlar ve bedenleri sapasağlam şekilde güçlü bir darbeyle artık parçalara ayrılmayacak hale gelir, sadece birkaç çizgili aralıkları vardır o kadar. 6. evrede ise bedensel yapıları tamamlanır ve tam kapasitede 2 yada 3 yıldırım fırlata bilecek enerji gücüne sahiptir. 190 yıl yaşarlar.
30-Cüce: Jillivarian ırkı tarafından nesilleri hayatta kalabilmiş madenlerde yaşayan, sıradan ekipmanları olan sıradan cüceler.
31-Elf: Dümdüz Elf.
32-Goblin: Dümdüz goblin, sadece ilkel değil, uyum sağlayanından.
33-Ork: Dümdüz ork.
34-Kara elf: Kömür gibi renk tonuna sahip ten renkleri vardır o kadar.
35-Yer cücesi: Dümdüz yer cücesi 36-Deniz kızları/adamları: Denizin derinliklerinde varlıklarını sürdüren yarı balık yarı insan bir ırktır. Atlantis bölgesinde yaşarlar. Bilinen tipik ırklardan.
37-İmp: Türlü türlü kişilere musallat olarak zamanlarını geçirir. Bazen çok sinir edici olurlar bazense yardım sever olurlar ki musallat olduğu kişinin kişiliğine göre değişir. hızlı bir şekilde eğlenip hızlı bir şekilde soğuyup ortadan kaybolabilirler. İstedikleri kişinin şekline bürünebilirler. Kısaca dümdüz İmp dirler.
38-Ridirol: Çöl kavmidir. Haydut vari bir yaşantıları vardır. Çölün her bir yanında gruplar halinde dolaşırlar. Birbirlerinden oldukça uzun süre uzak yaşarlar. Asla ve asla diğer ırklarla beraber yaşamazlar. Derileri çorak lığı andırır ve oldukça kurudur. Baştan sona sargıya benzer bir yapıyla kaplıdırlar, çölün renklerini emerek iyi bir kamuflaj sağlamakta. aç ve susuz 17 gün yaşarlar (toprak, kum veya başka benzeri bir yapıyla bir olup hiçbir yere hareket etmeden). Gözleri olmasa da göz çukurlarının karanlığında bir anda göz kadar kırmızı bir solucanın gözlerinin içerisinde belirip etrafı gözlemleyebilir. Hayatta kalınabilirlik dışında Ridirolların pek bir özelliği yoktur. Ne okçuluk ne büyücülük ne de savaşçı özellikleri yoktur, bildiğin haydut gibi etrafı çevreleyip savunmasız bırakırlar bölgelerine veya hedef aradığı dış bölgeden birilerini bulunca. Kaçma, saklanma ve haydutluk üzerine stratejileri vardır. Saçları süt mısırı yaprağı gibidir. Beden derisi çorak gibi olsa da hindistan ağacı gibidir, derileri döküldüğünde çorak bir toprak gibi gözükür. Sulu toprak bulduklarında toprakla bir olduklarında ise vücutlarının kasveti açılır ve daha narin bir vücutları olur (güzelleşirler). Bunu tekrarlaya tekrarlaya (3-8 defa) derileri sertleşir ve ağaç dalına gelen keskin bir hamlenin sonucunda kesilmez hale gelirler. Kendilerine has büyüleri ve yetenekleri güçleri açığa çıkar. (toprakla bir olma işlemleri 1-30 yıl sürer) Sulu topraklarda böylesine özelliklerini keşfeden Ridirollular denizin dibine inip dipteki kumlarla bir olup kumun içinden geçip daha da aşağıya filizlendiklerinde ufalanan kayalıklarla bir olurlar (100 ila 300 yıl süren birleşimin sonucunda adeta mistik bir canlı olurlar). Kısaca Ridirollar mekana göre şekillenip orayı emip gelişen endemik bir ırktır.
39-Farik: Psikolojileri oldukça mükemmeldir, her türlü zorlu hayat koşullarında moralleri hiç düşmez. Fareden türemişlerdir ve Giriveskeslerle akraba ırktır. Her zaman cılız bir vücutları olur. Peyniri severler. açık kahverengi bir kürke sahiptirler (ama gariptirki Kediy ırkından olan birisinin veya ona benzer bir görünüme sahip birisi bir şey derse o emri yerine getirirler, bunun sebebi kedi ve fare mitolojisine dayanmaktadır). 1.55 boydan fazla uzayamazlar.
40-Kediy: Kedi kulakları, kedi pençeleri, kedi dişleri, büyük kedi gözleri, yılandan hızlı kedi refleksleri, insan kadar uzun kuyrukları, dillerindeki kılçık ayırıcı keratin kancaları ve narin pembe kedi burunlarıyla çoğu ırkın gönlünü fethetse de kişilikleri kedi olduğundan şerefsizdirler! Durduk yere her türlü mantık ve akıl dışı atılımlar sergileyebilmektedirler, kafalarına ne eserse onu yaparlar ve oldukça gaddarlardır. Sorumsuz bir hayatları vardır. Bizi kendilerine karşı hoş buldurturken, Farik ırkını direkt köle haline getirebilen enteresan bir koku salıp kolaylıkla manipüle edebilirler.
41-Asilzade Kurtlar: Kraliyet seviyesinde bir ırktır, her biri zarif bir görünüme sahip olsa da bazıları oldukça fiziksel olarak güçlü olurken bazıları direkt zayıf olur. Kuyrukları etek gibi etrafını sararak kıyafet işlevi görür ve tank eteği gibi özel alanlarını korur. Fiziksel olarak öne çıkmalarının sebebi kemiklerinin oldukça sert ve dayanıklı olmasıdır, herhangi bir insanın tam güçle savurduğu normal bir kılıçla uzuvları kopmaz. Tüyleri yenilenme hücrelerine sahip olduğundan hiç dökülmeden sağlam bir şekilde kökten ayrılmaz.
42-Uyol: 1.4 bölümde Nakkael’lilerin hayatını zorlaştırarak gelişimlerini yavaşlatan zifiri karanlık bir ırktır. Bildiğin gri kılları ve kapkara ciltleriyle her gün gece olan yeni ortamda önüne çıkan her türlü kabileyi karanlığın içinden çıkıp avlayarak hayatlarını geçirirler. İnsan arasındaki tek farkları negatif renk tonlarına sahip olmaları. Dişleri de gözleri de bembeyaz parlar! Avlanırken gözlerini ve ağızlarını kapatırlar ki gözükmesinler! Karanlığın içinde çok rahat gözükür gözleri de ağızlarının içi de!
43-Nakkael: 1.4 bölümde Ay’ın gözünü açıp gördüğü her şeyi dondurduğunda dünyanın arka tarafında kalarak bu durumdan etkilenmeyen ırktandır. Zifiri karanlıkta yaşamlarını sürdürmüşlerdir ilk 100 yıl. Nakkaeliler Uyol’luları def ettikten sonra tek bir çatı altında birleşip İmparatorluğu kolayca kurup teknolojiye önem verirler. Gel zaman git zaman 1000 yıl sonra oldukça teknolojide ilerlemiş olan Nakkaelliler tanıştıkları yeni Dİptera canavarlarını denek olarak kullanıp yeni bir ırk yaratarak kaba kuvvet olarak iş görecekleri yeni bir amaç vermiştir. Büyü ve teknolojide gelişmiş olan Nakkaelliler Son sürat Uzay gemisi yapıp Dünya gezegeninden 2785 de ayrılmış olup uzayda seyahat ederken Ay’ın görüş alanına girdiği gibi uzayda donmuşlardır. 3000 inci yılda ise donma durmuştur ve Dünya’ya geri dönmek yerine Ay’a doğru seyahat ederler ve 1.5 bölümden 3.8 bölüme kadar pek gözükmezler. Neye benzedikleri unutulur, gemide dahi uzay giysilerini çıkarmamışlardır (ölümsüzlük vari bir özellik keşfetmişlerdir ve bunu uzay giysilerine eklemişlerdir).
44-Diptera: Ay’ın Dünyayı dondurduktan 1000 yıl sonra ortaya çıkıp Nakkael’lilere zorluk çıkarmış olup bir süre Nakkaellileri oyalamış solucan benzeri yaratıklardı... Nakkaelliler Dünya’nın içinde yaşayan Dipteralıları alıp üzerlerinde deney yaparak onları zeki ve medeniyete uyumlu yaşam formları olmaları üzerinde başarılı sonuçlar elde ederek konuşabilen ve topluma uyumlu bir birey haline getirildiler. Ağızlarında kuyruklarına kadar uzanan boşlukları vardır, toprağı yutup atarak yer altında sürekli hareket edebilecek kabiliyete sahiptirler (bildiğin toprağı ağzından alıp koca kuyruklarından geçip gider). Açık pembe vari derileri vardır. 300 yıl geçtiğinde Nakkael’liler tekrar Diptera üzerinde deneyler yaparak daha da insan anatomisine yakınlaştırmışlardır ve köstebek vari yeri kazma işlevlerini oldukça köreltmiştir. Artık ağızları devasa değiş sadece bir insan kafası kadar büyüktür! Boyları 4 metre değil 2 metreye yakındır! Ve oldukça feminen bir görünüşleri vardır.
45-Fenyob: Koyu renkte pembe saçlara, gözlere, tırnaklara, kirpiklere, iç organlara ve kıllara sahiptirler, her biri çillidir ve ten renkleri açık pembe beyazıdır! Yanına yaklaşıldığında etraf birden pembe rengin ağır basmasıyla sonuçlanır ve ağır bir yorgunluk meydana gelir. Erkeğinin de kadının da feminen görünüşlerinden geçilmiyordur hiç. Gram maskülenlikleri yoktur.
46-Koxsiji: Derisi kıllardan oluşmaktadır, kalın veya ince fark etmeksizin. Hatta esnek ve sert olmasıyla da zırh işlevi de görebilmiştir. Derisini oluşturan kıla benzer yapısının rengi gri renktedir. Bir anda bedeninin içini açıp avladığı küçük avlarını içini alarak hapsedip ardından absorbe ederek hayat döngüsünü devam ettirir. Hiçbir iç organı yoktur, dümdüz kıla benzeyen derisi içinde aldığı avını absorbe edip avının yok sayılacak seviyeye kadar gelene kadar içinde barındırır. Vücutları bildiğin içi boş bir kabuk gibidir. Beden yapısı açılıp, kapanan, ayrılan, yırtılan, gevşeyen, sökülen, veya parçalara ayrılabilen baştan sona kıla benzer bir yapıya sahiptir. Dünyadaki üstün ırklar arasına rahatlıkla girmiştir. Etten oluşmamaktadır, Silikon vari bir yapıdan oluşmaktadır. Jilet Saçlılarla kuzendir (Jilet Saçlılar her ne kadar karbon bazlı bedenlerinin arkasına saklansalar da temelde silikon bazlı yaşam formundadırlar). Çok ötede yaşarlar, karşılaşma ihtimali çok azdır. Devletleri veya milliyetçi duyguları yoktur. Karbonsal bir canlı gördüklerinde tınlamazlar, avları silikon bazlı olmasını hedeflerler (Bu yüzden çok ötede yaşarlar). Kendilerine ait gümüşümsü bir gölleri vardır ve gölde silikon bazlı canlıları barındırır ve o göldeki canlılara bakıp ilgilenmekle görevlidirler. Peri misali havada süzülebilirler (Kendilerini uçurtmaya benzer şekilde genişleterek). Çok hafiftirler, yetişkin bir birey 30 kilodur. Saldırı türleri genellikle kampçı veya esnek bir mızrak misali vücut parçalarıyla avlarlar veya direkt kendilerini avın üstüne atıp hapsederler, genellikle avı öldürdükten sonra içlerine hapsederler çünkü absorbe yöntemleri jilete benzer iç çıkıntılarını oynatarak veya salgıladığı asitimsi sıvıyla gerçekleşir. Cinsiyetleri olmasa da bazıları kadın gibi zarifken bazıları hayvani derecede büyüktür.
47-Kittittik: Doğa Ana'nın tohumu olan Çilleş, o kadar çok kez kendini toprağın altına girdirtip çoğaltmıştır ki kişiliğini kaybedip bambaşka bir bireylere dönüşmüş ve adeta ırk denebilecek konuma gelmiştir, anıları da geçmişi de oldukça bulanıktır, her bir kittittik'li sadece yapboz parçası gibi sadece bir anıya sahipti. Çileğin üstündeki çoklu sayıda tohum toprağın altına girmediği müddetçe oldukça sert ve dayanıklıdır, toprağın altında olunca yumuşar ve toprağa filizlenerek çok sayıda yeni Kittittik'li ortaya çıkar. Kendisini filizletmiş Kittittik'li ise gözlerini hayata yumar ve toprağın altına daha da göçerek kalmaya devam eder. Derisinde bulunan tohum sayısı miktarı dönem dönem azalır veya çoğalır, nüfusları stabil değildir. Bitkisel bir ırkdır, su ve toprakla sıkıntısız hayatlarını sürdürürler. En sakin ırklar arasında gözükürler. Şehirden şehire sıçrayan bir göçebe yaşantısına sahip olsalar da bir kere bir yerde bulundularsa orada temelli yaşamaya karar veren 20.000 Kittittik'li oluyordur. Gel zaman git zaman evrim geçirirler ve artık çilek vari özelliklerini hafifçe kaybetmektedirler, artık toprağa girdiklerinde derilerinin üstündeki tohumlarla çokça sayıya ulaşamıyorlardır, derilerinin üstündeki tohumlar 20-100 değil artık omurga yanlarında 20, dirsek ve dizde toplam 4 tohuma, nadir olarak da belirsiz bölgelerde meydana gelen tohumları çıkar ve hatta tohum kendi kendine düşerek yumurta işlevi gören bir yapı çıkar ve onu toprağın içine gömdüklerinde Kittittikli'lerin çoğaldığı yeni bir çoğalma sistemi olur. Yerleştikleri şehirlerde ve krallıklarda bütün işleri kapıp krallık da işsizlik yaratmışlardır ve yerel halk her defasında karşı olmuşlardır. İşin sonunda kötü olayların yaşanmasıyla Kittittiklerin bilinçlerinin tazelenmesiyle yaşadıkları bütün krallıkları anında aynı gün ele geçirme planları yapmışlardır ve bu plana toprağın içine göçüp hayata gözlerini yummuş olan Kittittiklerin anında toprağın altından çıkmasıyla sayıları felaket artmış olup planı kolaylıkla harekete geçirmiştir.
Posted Dec 29, 2025, 6:29 PM UTC