Milf Nurgül 8 (Alıntı)

NSFWGrup | Hikaye

Tuvalette çektiğim o yakıcı fotoğrafları Eren’e gönderirken parmağım titredi ama gönder tuşuna basmaktan geri durmadım. Hemen arkasından da mesajı döşedim: "Akşam yemeğe bekliyorum canım ama yalnız değiliz, bir misafirim var."

Selin’e dönüp hain bir gülümsemeyle, "Plan hazır," dedim. "Önce normal bir yemek yiyeceğiz, senin de burada olduğunu söyledim. Akşam biraz uğraş bakalım çocukla, aklını başından al."

Selin göz kırparak, "Sen hiç merak etme abla, o iş bende. Hallederiz," dedi. Ben laptopun başına, yarım kalan işlerime dönerken Selin de telefona sarıldı. Bir arkadaşını arayıp akşam barda kendi yerine bakıp bakamayacağını sordu. Şansımıza arkadaşı kabul edince Selin yanıma gelip, "Yerime birini buldum, akşam boştayım. İstersen çıkalım artık, eve gidip hazırlanalım," dedi.

Eve vardığımızda üzerimizde o tuhaf, suç ortaklığının verdiği tatlı bir gerginlik vardı. Selin salonda bir dizi açıp yayılırken, ben de bilgisayarı kucağıma alıp son raporlarımı bitirmeye odaklandım.

Akşama doğru bilgisayarı kapattım. "Hadi Selin, mutfağa!" dedim. Birlikte mutfağa girip hızlıca ama özenli bir sofra hazırlamaya başladık. Selin bir yandan salatayı yaparken bir yandan da kıkırdayıp duruyordu. Hazırlıklar bitip sofra hazır hale gelince, telefonumu elime aldım ve Eren’i aradım.

Telefonun diğer ucunda Eren’in o heyecanlı, sabırsız sesini duyduğumda gülümsedim. "Eren, canım... Yemek hazır, gel hadi bekliyoruz," dedim.

Selin’le birbirimize bakıp gülümsedik. 18 yaşındaki o çocuk, kapıdan içeri girdiğinde karşılaşacağı bu iki kadının, hayatının en unutulmaz gecesini ona yaşatacağından henüz tamamen habersizdi.

Kapı zili çaldığında Selin’le birbirimize bakıp gülümsedik. İkimiz de avını bekleyen iki dişi aslan gibiydik. Kapıyı birlikte açtığımızda, Eren karşısında tek bir afet beklerken iki tane görünce şaşırdı.

Selin, o yüksek bel siyah mini pileli eteği ve incecik siyah külotlu çorabıyla tam bir baş belası gibi duruyordu. Üstündeki dar crop, o dolgun göğüslerini ve incecik belini fena halde sergiliyordu. Ben ise siyah, dar ve derin göğüs dekolteli mini elbisemle tam bir "ev sahibi" zarafetindeydim. İkimizin de ortak noktası, elbiselerimizin altında hiçbir iç çamaşırı olmayışıydı; attığımız her adımda vücudumuzun özgürlüğünü hissediyorduk.

Eren yutkundu, gözleri bir bende bir Selin’de geziniyordu. "Hoş geldin canım, geç içeri," dedim onu süzerek. İçeri geçtiğinde havada asılı kalan o yoğun parfüm ve şehvet kokusu onu sersemletmişti bile.

Mutfağa geçip masaya oturduğumuzda Selin ve Eren tanıştı. Yemek boyunca Eren’in bakışları sürekli Selin’in bacaklarına ve benim dekolteme kayıp duruyordu. Yemek biter bitmez salona geçtik. Selin, Eren’in tam karşısındaki tekli koltuğa oturdu ve bacak bacak üstüne attı. Mini eteği iyice yukarı sıyrılmış, siyah çoraplı uzun bacakları tüm ihtişamıyla ortaya çıkmıştı.

Eren farkında olmadan Selin’in bacaklarına kilitlenmişken, Selin aniden o buz gibi ama yakıcı sesiyle sessizliği bozdu. "Sen benim bacaklarıma mı bakıyorsun Eren?" dedi, tek kaşını kaldırarak.

Eren panikle sarsıldı. "Hayır Selin abla... Yanlış anladın, dalmışım sadece," dedi sesi titreyerek.

Selin yerinde hafifçe doğrulup eteğini biraz daha çekiştirdi. "Yoo, bayağı bacaklarıma bakıyordun, hatta doğrudan bacak arama odaklandın. Yalan mı?"

"Abla valla yanlış gördün, bakmadım öyle bir niyetim yoktu," diye geveledi Eren. Ama o sırada şortundaki o tanıdık kabarıklık yine kendini belli etmeye başlamıştı.

Selin ayağa kalktı ve ağır adımlarla Eren’in yanına, koltuğa ilişti. Hiç tereddüt etmeden elini Eren’in o taş gibi sertleşmiş siki üzerine koydu. "Bak, sikin de kalkmış işte. Hala yalan mı söylüyorsun?" dedi, parmaklarıyla o sertliği şortun üzerinden kavrayarak. Eren şoktan donakalmıştı, nefesi kesilmişti.

Selin yüzünü Eren’in yüzüne iyice yaklaştırdı, nefesi dudaklarına değerken o bombayı patlattı: "Dün gece ablamı siktiğin gibi, beni de sikebilir misin sabaha kadar?"

Eren bu teklifle birlikte sanki bir patlama yaşadı. Artık "abla" falan kalmamıştı; Selin’in kendine çekti ve hırsla dudaklarına yapıştı. Selin de beklediği bu vahşi karşılığa aynı tutkuyla cevap verdi. Koltukta birbirlerini yutarcasına öpüşmeye başladıklarında, ben yanlarında durmuş, bu iki genç vücudun birbirine karışmasını iştahla izliyordum.

Eren, Selin’in üzerindeki crop’u bir çırpıda sıyırıp attığında, kardeşimin o diri ve dolgun göğüsleri loş ışıkta parladı. Eren’in dudakları Selin’in boynundan aşağı, göğüs uçlarına ve oradan karın boşluğuna doğru iştahla indi. Eteğini ve o incecik siyah çoraplarını sabırsızca çıkarırken, Selin’in bembeyaz teni tamamen açığa çıktı. Eren, kasıklarına kondurduğu ıslak öpücüklerin ardından Selin’in amına gömüldüğünde, kardeşimin attığı o tiz inilti salonun duvarlarında yankılandı. Acemiliği vardı evet, ama dün geceden kalma o hayvanca içgüdüsü ona ne yapacağını fısıldıyor gibiydi.

Ben bir kenarda, bacaklarımı hafifçe aralamış, ıslanan amımı okşayarak bu manzarayı izliyordum. Dayanamadım; koltuktan kalkıp yanlarına süzüldüm. Selin, Eren’in dili altında zevkten kendinden geçmişken, ben eğilip dudaklarına yapıştım. İki kardeş, birimizin amı yalanırken diğerimiz hırsla öpüşüyorduk. Selin’in ağzından dökülen sıcak nefes benim ciğerlerime doluyordu.

Eren, bizim bu kadın kadına tutkulu halimizi fark edince Selin’i bıraktı ve aç bir kurt gibi bana yöneldi. Elbisemin askılarını omuzlarımdan düşürüp beni saniyeler içinde çırılçıplak bıraktı. Dudaklarımız birleştiğinde Eren’in o genç ve güçlü enerjisini tekrar hissettim. Biz ayakta birbirimizi yutarcasına öpüşürken, bu kez Selin dizlerinin üzerine çöktü ve benim bacaklarımın arasına daldı. Dilini amımın derinliklerinde gezdirirken, Eren’in dili de ağzımın içinde dans ediyordu. O an, iki taraftan gelen bu yoğun uyarılmayla başım dönmeye başladı.

Bir süre sonra Eren, o kaya gibi sertleşmiş sikiyle aramıza dikildi. Selin’le birbirimize bakıp gülümsedik; bu bizim en sevdiğimiz oyundu. İkimiz birden Eren’in önünde diz çöktük. Selin dilini şimdi Eren’in sikinde gezdiriyordu. Ben taşşaklarını ağzıma alıp emerken, Selin Eren'in sikini o kadar profesyonelce emiyordu ki, Eren’in dizlerinin titrediğini görebiliyordum. Biraz sonra ben Eren'in sikini emmeye başladım. Sikinin başını ağzıma aldım, emiyor ve hem dilimle sikinin başının etrafını yalıyor hem de sikini vakumluyordum. Eren daha fazla dayanamadı, sıcak, yoğun dölü ağzımın içine oluk oluk fışkırmaya başladı. O ılık sıvıyı ağzımda hissederken siki hala ağzımdaydı; her damlasını sonuna kadar emdim.

Doğruldum, ağzımı hafifçe aralayıp biriken o dölü Selin’e gösterdim. Selin hiç ikiletmeden dudaklarıma yapıştı ve ağzımdaki dölü hırsla kendi ağzına çekti. Tek bir damla kalmaması için dudaklarımı son bir kez emdi. Eren’in gözlerinin içine bakarak ağzındaki dölü gösterdi, sonra yuttu ve parmağıyla dudaklarının kenarını sildi, parmaklarını emdi. Eren şaşkınlık ve hayranlık içinde bizi izliyordu. Daha gece yeni başlıyordu.

Posted Mar 8, 2026, 1:15 PM UTC

222
Loading comments…