Geçmişin ve Geleceğin Adamı.

Hikaye

(Türkçe'nin içinden geçtiğim için özür dilerim, dil kurallarına çok uyan bir metin yok :D)

- Değişimin akışında boğulan bir insan.

 Belki hiçbir zaman aynı kişi olamayacağım. Bilmiyorum; sürekli düşüncelere dalıp duruyorum. Nasıl bir yönde ilerliyorum ya da gerçekten ilerleyebiliyor muyum? Bir gelişim kat edebiliyor muyum? Hep aynı kişi olmasam bile içten içe değişimi yaşamıyormuşum gibi geliyor. Geçen saniyelerde bambaşka birine dönüşürken, geçen on yıllar içerisinde birebir aynı canlı olarak kalıyorum. Bu durumda benim yapabileceğim bir şey yok muhtemelen. Her türlü bilgiyi edinme yolunda ilerlemek için çalışmaya devam edeceğim.

 Hindistan’a kafa tatiline gitmiştim. Bu kadar araştırma ve yazıdan sonra bir dinlenmenin iyi geleceğini düşündüm. Hindistan’da alışık olduğum tarzda olmasa bile farklı şekillerde anormallikler gördüm :D. Nüfusun yoğunluğu, aşırı hijyenik sokak yemekleri (!), internet dolandırıcılığının zirve yaptığı bir yer… Ortalama ömrü 67 yıl olan bir ülkeyle kıyaslandığında, şaşırtıcı derecede fazla yaşlı insan gördüm. Tarihsel olarak çok eskiye dayanan bu ülkede her türlü kültür vardı. Gezdiğim her müzede yepyeni bilgiler ve bakış açılarıyla karşılaştım. Bir kereliğine bile olsa tehlikelere girmeden bilgi edinmek güzeldi. Fakat yine de anormal bir olayın beni bulması uzun sürmedi.

 Yeni Delhi’de bir otelde kalırken kırklı yaşlarında görünen bir adam gelip bana bir soru sordu:
“Genç adam, bu eşyalarımı taşımama yardım edebilir misin?”

 Bana yakın yaşlarda görünmesine rağmen “genç” demesi ilgi çekiciydi. Yine de isteğini kabul edip yardım ettim. Otelin üst ve lüks katlarında kalıyordu. Maddi durumunun yerinde olduğu belliydi. Oda kapısında bir numara yerine doğrudan kendi adı yazıyordu: “Aishwarya”. Bu, burada kalıcı olduğunun bir işareti olmalıydı. Belki otelin ortaklarından biriydi. Odada tek başına yaşadığını söyledi; herhangi bir karısı ya da çocuğu olmamış.

 Odaya bakınca bazı gariplikler fark ettim. Herhangi bir çocuğu olmamasına rağmen tuvalette yükseltici ayak desteği, bebek bezleri ve biberon gibi bebek eşyaları vardı. Ayrıca küçük bir çocuğun oynaması için rengârenk dekore edilmiş bir oda bulunuyordu. Salonda mükemmel bir ses sistemiyle beraber devasa bir televizyon, yanında oyun konsolları ve oldukça geniş bir video oyunu koleksiyonu yer alıyordu. Bunların ne olduğunu sorduğumda, gençlik zamanlarında çok fazla oyun oynadığını söyledi. Çocuk malzemeleri için ise evin hizmetçisinin hazırladığını, kendisinin neden olduğunu bilmediğini belirtti.

 Daha detaylı baktıkça, küçük yaşta olanlar için bulunan eşyalar kadar yaşlılar için de malzemeler olduğunu gördüm. Daha kırklı yaşlarında olmasına rağmen bir sürü ilaç, baston, tekerlekli sandalye ve yaşlı bezleri vardı. Açıklama olarak yine aynı cevabı verdi: “Bilmiyorum, hizmetçi kendisi getiriyor.”

Giysi dolabında ise her yaşa uygun kıyafetler vardı; yeni doğanlardan yetişkinlere kadar her çeşit. Yatak odasında bir bebeğin fotoğrafı asılıydı; yakın zamanda çekilmiş gibi oldukça yeniydi. Fotoğrafın kime ait olduğunu sorduğumda, adamın kendisine ait olduğunu öğrendim. “Bu kadar yeni durmasının sebebi ne?” diye sorduğumda ise çok kaliteli bir kamerayla çekilmiş olabileceğini söyledi.

Bu oda ve bu adamda garip bir şeyler olduğu kesindi. Fakat tatil için geldiğim yerde işimi de beraberimde getirmek istemiyordum. Bu yüzden fazla sorgulamadan adama yardım edip kendi odama döndüm.

Ertesi gün koridorda dolaşırken, kucağında tablodakine çok benzeyen bir bebek taşıyan hizmetçinin Aishwarya’nın odasına girdiğini gördüm. “Bu hizmetçi kimdi ve o bebek neyin nesiydi?” O oda artık ilgimi çekmeyi başarmıştı. Her ne kadar tatilime devam etsem de odayı uzaktan gözlemlemeye başladım.

Her gün farklı yaşlarda biri hizmetçiyle birlikte içeri giriyordu. Bazı günler yirmili yaşlarda bir genç, bazı günler ise tekerlekli sandalye ile taşınan yatalak bir yaşlı adam içeri giriyordu. Her gün başka biri giriyordu o odaya. Ama ortak bir yönleri vardı: Hepsi birbirine benziyordu. Sanki akrabalarmış gibi… Aynı renk gözler, benzer saç yapısı, benzer yüz hatları ve konuşma şekilleri. Sanki bu kişilerin hepsi aynı insandı…

Bir başka gün yine gözlemlerime devam ederken, geceye yakın bir zamanda yaşlı bir adam gelip benden onun giyinmesine yardım etmemi istedi. Adam yine Aishwarya’ya çok benziyordu ve beni onun odasına götürmüştü. Normalde hizmetçisinin yardım ettiğini, fakat bu sefer meşgul olduğu için edemediğini söyledi. Odaya geçip adamı soyarken fark ettiğim şeylerden biri, derisinin çok kötü durumda olmasıydı; sanki hızla esneyip büzülmüş izler taşıyordu.

Yardım ederken bir anda bana bir soru yöneltti:
“Seni bir yerden tanıyor muyum? 30 sene önce gördüğüm bir adama çok benziyorsun.”

Ben de şöyle dedim:
“Sana çok benzeyen biriyle tanıştım ama onunla tanışalı daha bir hafta bile olmadı.”

Bu sözüm üzerine adam bir süre düşüncelere daldı.

Giyinmesi bittikten sonra bana çay ikram etti. Geç saatlere kadar sohbet ettik. Saat 12’ye yaklaşmıştı ve artık odama dönüp dinlenme isteği merakımın önüne geçmeye başlamıştı. Tam kalkmak üzereydim ki duvardaki saat 12’yi vurdu ve çalmaya başladı.

O an, göz açıp kapayıncaya kadar adam şekil değiştirmeye başladı. Kemik yapısı ve derisi hızla küçülüyor, bedeni büzülüyordu. Kısa süre içinde 60-70 yaşlarındaki adam, 10 yaşlarında bir çocuğa dönüşmüştü. Dönüşüm bittiği anda ağlamaya başladı. Hemen yüzünün tanıdık bir ifadeyle paniklediğini gördüm ve koşarak renkli çocuk odasına gidip kapıyı kilitledi.

Ne yapacağımı şaşırmıştım. Şu ana kadar gördüğüm tüm kişiler oydu demek ki. Yatalak yaşlılar, gençler ve bebeklerin hepsi aynı kişiydi. Bu, hepsinin neden birbirine benzediğini açıklıyordu. Kapının açılma sesiyle hizmetçinin geldiğini anladım. Beni görünce nazikçe odadan ayrılmamı istedi. Fakat benim artık cevaplara ihtiyacım vardı. Hizmetçiye aklımdaki tüm soruları art arda sormaya başladım: Ne zamandan beri böyle oluyor? Sebebi ne? Gerçek yaşı nedir?

Ancak hizmetçi hiçbir soruma cevap vermedi; yalnızca beni dışarı çıkmaya zorladı. Bu durumda kendi yoluma devam etmek zorundaydım. Yeni bir güne, daha fazla bilgi edinme umuduyla girdim.

Bundan sonra uzaktan gözlemler yapmaya başladım. Birkaç gün boyunca analizler yaptım, notlar aldım. Hatta bir gece evine gizlice girip incelemelerde bulundum. Tüm bunların sonucunda daha detaylı cevaplara ulaşmayı başardım.

Hizmetçinin günlüğünü bulmuştum. Günlükten çok bir rapor defteri gibiydi ama içinde aradığım soruların çoğunun cevabı vardı. Her gün, Aishwarya’nın hangi yaşta olduğu, nasıl davrandığı, fiziksel ve ruhsal durumunun nasıl seyrettiği gibi bilgiler yazılıydı. Aishwarya’nın kökenleri, geçmişi ve nasıl bu hale geldiği hakkında önemli ipuçları içeriyordu. Şimdi, günlüğün içeriğine geçecek olursak…

-

DEĞİŞİMİN KÖKENİ

Aishwarya, zengin bir ailenin tek çocuğuydu. Her gün hem fiziksel hem de zihinsel olarak başka bir yaşa dönüşen bir insan. Doğduğunda herhangi bir anormallik yoktu. Klasik bir elit aile çocukluğu yaşadı; onu seven bir ailesi ve hizmetçisi vardı. Rahat bir yaşam sürüyordu. Farklılıkları sevmez, her şeyin olduğu gibi kalmasını isterdi. Hayatına yeni durumlar eklemeden, sabit bir şekilde yaşamaya çalıştı. Ancak her şeyin bir sonu olduğu gibi onun bu sabitliğinin de sonu geldi.

Otuzlu yaşlarında 4. evre kemik kanserine yakalanmıştı. Doktorlar ölümünün kesin olduğunu, yapılabilecek tek şeyin ömrünü biraz olsun uzatmak olduğunu söylüyorlardı. Aishwarya bunu kabul edemezdi; buna engel olmak için elinden gelen her şeyi yapacaktı. Tüm servetini araştırmalara harcamaya hazırdı. Öyle de yaptı. Düşünülebilecek her türlü deney yapıldı. Bir sürü idam mahkûmu deneylerde kullanıldı, fakat her biri başarısız sonuçlandı. Ölümü engelleyecek bir ilaç… bir çözüm… Arayış sürüyordu.

Birçok başarısız denekten sonra sıra bir kadına gelmişti. Deneyin yine başarısız olacağı düşünülüyordu; sadece bir deneme daha…

Fakat bu kez tüm beklentileri aşan bir sonuç ortaya çıktı. Hastalıkların iyileşmesinin yanında yaşlanmanın etkisi de yavaşlamıştı. Muhteşem bir başarıydı bu. Hemen Aishwarya üzerinde uygulanmasına karar verildi. Artık o da iyileşebilecek, hayatını huzurla sürdürebilecekti.

Serum Aishwarya’ya verildiği anda dayanılmaz acılar içinde kıvranmaya başladı. Hayal bile edilemeyecek bir acıydı bu. Öleceğini düşündü fakat acılar yavaş yavaş azaldı; görüşü karardı ve bayıldı. Değişim başlamıştı. Hastalığından kurtulmuştu, fakat sanki lanetlenmiş gibiydi. Doğanın gidişatını reddetmesinin bedelini, sürekli bir değişimle ödeyecekti.

Asıl yaşı 45 olan Aishwarya; esmer tenli, 182 cm boyunda, iri yapılı bir Hintli–İngiliz melezi bir erkek. Zengin bir ailede doğdu ve hâlâ onların varlıklarıyla geçimini sürdürüyor. Ailesine ait olan otelin en lüks odasında kalıyor. Başarılı deneklerden biri olduğum için beni onun bakıcısı yaptılar. Her yaşına uygun bakım tekniklerini öğrenmem gerekti. Her yaş dönemine uygun psikolojik desteği sağlayabilmem için kapsamlı bir eğitim aldım. Hem Aishwarya hem de ben birer “aykırı” olduğumuzdan devlet koruması altındayız. Gizlilik çok önemli; kimseye anormalliklerimizin belli olmaması için uğraşıyorum.

Genç yaşlarındaki hâlleri, yaşlı hâllerinde olanları hatırlamıyor; ancak yaşlı hâlleri, gençlik döneminde yaşadıklarını sanki yıllar önce olmuş gibi hatırlıyor. Örneğin otuz yaşında yaşadığı bir olayı, ertesi gün otuz beş yaşında olduğunda, sanki o olay beş yıl önce yaşanmış gibi hatırlıyor.

Değişim her gece saat 12.00’de ani bir şekilde gerçekleşiyor. Deri şekil değiştiriyor, kemikler yeniden biçimleniyor, kas yapısı büyüyüp küçülüyor. Fiziksel değişimin yanında zihinsel olarak da o yaşın bilincine bürünüyor. Değişim kısa sürse bile, bu kadar kasılmanın acısı ağır oluyor; bu yüzden her dönüşümün ardından huzursuz bir ruh hâline bürünüyor.

Kendi kendime sık sık düşünüyorum: Hayatımda böyle bir rolü neden üstlendim? Bilmiyorum. Doktorlara göre yaşlanmam yavaşladığından, binlerce yıl yaşayacağım tahmin ediliyor. İnsanlık tarihinin büyük bir kısmını deneyimleyecek olmaktan mutlu olabilirdim. Fakat Aishwarya’da yaşlanma belirtileri görülmediği için, ölümümden önce ona bakıcılık yapmayı sürdüreceğim gibi görünüyor. Her gün yeni bir yaşa girdiğinden, yaşlanma onda hiçbir etki bırakmıyor. Sonuç olarak ölümden kurtulmuş sayılıyor; fakat her günü farklı biri olarak yaşıyor. Bu yaş değişimlerinin farkında değil. Uzun bir süre onunla birlikte yaşayacak gibiyim.

Bana artık anlatacak bir şey kalmıyor gibi. Değişime en çok maruz kalan bir adam ve onun değişimini gözlemleyen, uzun ömürlü bir kadın. Anda kalamıyor; değişime ayak uyduramıyor; olan hiçbir şeyin farkına varamıyor. Değişim onu içine hapsetmiş, asla çıkamayacağı bir akışın içerisinde sürüklüyor. Etrafındakileri fark etmeden…

Bir nevi hepimiz gibi. Hepimiz bir değişim içindeyiz. Koşuşturup durduğumuz bir yaşam alanının ortasında, olup biteni anlamaya çalışıyoruz. Bu değişime ayak uyduramadan bambaşka bir şey daha çıkıyor karşımıza ve her şeyi bambaşka bir yöne savuruyor. Yaşama tutunmaya çalışıyoruz. Bu modern dünya için tasarlanmamıştık. Bu kadar uyaranın olduğu bir toplum bizim için fazlasıyla dengesiz. Umarım sonumuzu getirmeden bu değişim hızına ayak uydurabiliriz.

İlerlemenin emrini reddettin. Kendini bir yere sabitlemek istedin. Kaderini değiştirebileceğini düşündün; fakat daha beter bir hâle sürüklendin. Sonsuz bir değişim akışı içerisinde boğulmaya mahkûm edildin.

— Kayra Bekar, arayış içerisindeki bir insan

 

Posted Mar 8, 2026, 1:24 PM UTC

30
Loading comments…