İntikam Yolculuğu B15

NSFWFantezi

Kapıyı çaldım. Melek kapıyı açtı ve boynuma atladı.

​Melek: "Sahip, hoş geldiniz, özledik sizi."

B: "Ben de sizi özledim yavrum."

Ayfer de karşımda duruyordu, yüzü gülüyordu.

B: "Bu orospu senin kadar özlememiş galiba beni."

​Ayfer: "Şu fahişe seni bir bırakırsa sizi nasıl özlediğimi göstereceğim, sahip."

İçeri geçtim, Melek kucağımda koltuğa oturdum. Kafasını boynuma gömmüş, öpüyor, kokluyordu.

B: "Bu orospunun beni bırakacağı yok."

Ayfer: "Evet sahip, spatula ile kazımak gerekiyor galiba."

Melek: "Önce sen baksaydın o zaman kapıya, zilli yemeyenin malını yerler."

B: "Bana mal mı diyorsun kahpe?"

Saçlarına asıldım, memelerini sıktım sertçe, "ayhhh" diye bastı çığlığı.

​Melek: "Asla efendim, size nasıl böyle bir şey söyleyebilirim, sahip? Lafın gelişi öyle çıktı ağzımdan, affedin, özür dilerim."

Götünü okşayıp boynunu öptüm, tüyleri diken diken oldu.

B: "Biliyorum orospu, seninle dalga geçiyorum. Ama duş almam gerekiyor, kalk üzerimden, çocuğumun annesi ile duşa gireceğim."

​Melek: "Ben de gelemez miyim?"

B: "Ne diyorsun yavrum, gelsin mi bu küçük orospu?"

Ayfer: "Önce üzerinizden kalksın, sizi bana bir bıraksın ondan sonra düşünürüz efendim."

B: "Hanımefendiyi duydun orospu."

Melek kalktı üzerimden, Ayfer onun yerini aldı. Dudaklarıma ıslak öpücükler kondurdu, şehvetle beni öpüyordu, elleri saçlarımda, boynumda geziyor, vücudunu bana bastırıyordu.

​B: "Hadi banyoya girelim, birkaç saat sonra yola çıkacağız."

Ayfer: "Emredersiniz efendim."

Ayfer üzerimden kalktı, banyoya girdik, küvet kapağını kapattı. Melek bir sigara yakıp uzattı. Dolan küvete uzandım. Ayfer ve Melek suya girdiler, geniş küvette üzerime doğru uzandılar.

Ayfer: "Bu an hiç bitmesin istiyorum."

Melek: "Ben de hiç bitsin istemiyorum ama işte..."

B: "Anı yaşayın, bırakın sonrasını, daha güzel anılar biriktireceğiz."

​Ayfer: "Hemen hemen herkesi gönderdiniz sahip. Bunun bir sebebi var mı?"

B: "Evet, suikaste uğradım."

Melek ve Ayfer donup kaldı. Öylece bana bakıyorlardı.

B: "Sakin olun, bir şey yok, rahatlayın, iyiyim. Yani haremi göndermemdeki en önemli neden güvenlik. Hem kadın sayısı arttı, o kadar kalabalık bir grupla seyahat etmek zor olacaktı. Yerleşkedeki evlerin bir kısmı tamamlandı, yerleşme süreci başlayacak bu nedenle Sevim ve Ayşe'yi de gönderdim."

Melek: "Anladım efendim."

​Ayfer hâlâ şok içinde bakıyordu, sözlerimi anlamamış, boş gözlerle duruyordu. Elimi kalçasına attım, hafifçe sıktım.

Ayfer: "Ya bir şey olsaydı nasıl yaşayacaktık?"

B: "Normal yaşayacaktınız, gelecek kaygısı olmadan, maddi sıkıntı yaşamadan büyütecektin karnındaki çocuğu."

Ayfer: "Şaka mısın sen lan? Lafa bak, 'yaşayacaktınız' diyor."

Ayfer öfkeyle ayağa kalktı.

​B: "Sakin ol."

Ayfer: "Ne sakinliği ya? Rahat rahat bir de 'suikaste uğradım' diyor. Bana bak, seni kimseye bırakmam, ben öldürürüm anladın mı beni? Kim olduğun, kimi siktiğin, ne bok yediğin umurumda değil. Kendine dikkat edeceksin, sana bir şey olmayacak, bizi geride bırakıp gidemezsin."

B: "Sakin ol deli fişeğim benim."

​Elinden tutup indirdim, kucağıma oturttum.

B: "Ölüm bu hayatın değişmez bir kanunu, işim kolay bir iş değil, bunu hepiniz biliyorsunuz. Her duruma hazırlıklı olmanızı istiyorum."

Boynundan öptüm, sardım sıkıca.

B: "Hadi duş alıp çıkalım."

Yıkandık, banyodan çıktık. Kurulandım, yatağa uzandım. Gelip sarıldılar, yatakta bir saat sonra kalktık, hazırlandık. Odadan çıkıp bahçeye indik.

​Ratkov, Anya, Tanya, İnga, İren, Semra, Feride, Begüm, İnci, Natasha, Erica, Angela, Jenny, Poly ve arkasında taş gibi 5 kadın, Cihangir, Ratkov, İvan bekliyordu.

B: "Vlad ve Dimitri nerede Ratkov, gelmediler mi?"

Ratkov: "Lordum, İvan, Sergei, Vlad, Dimitri ve Boris havaalanında karşılayacaklar bizi."

B: "Peki, gidelim o zaman."

​Semra, Feride, İnci, Begüm ve Cihangir birlikte bindik arabaya.

Cihangir: "Efendim, buraya geldiğimizden beri ne kadar sıkıntı yaşasak da bence çok verimli bir seyahat oldu, ne dersiniz?"

B: "Hangi seyahatinde trilyon dolar ve tonlarca altın kazandın Cihangir?"

Dedim gülerek.

Cihangir: "Haklısınız komutanım."

​B: "Hanımlar, sizle ilgilenemedim, kusura bakmayın."

Hepsi: "Ne kusuru efendim, siz işinizi yapıyorsunuz."

B: "Nasılsınız, iyi misiniz, memnun kaldınız mı bu geziden?"

Feride: "Evet sultanım, güzel bir gezi oldu bizim için."

Begüm: "Bol alışverişle geçen bir tatil."

Semra: "Benim ve İnci'nin biraz farklı beklentileri vardı ama olsun. Güzel bir tatildi."

​B: "Ne gibi bir beklentiniz vardı?"

İnci: "Belki biraz birlikte vakit geçirebiliriz diye düşünmüştük, yoğun olduğunuzu biliyoruz ama belki gece bizi ziyaret etme imkânınız olacağını umuyorduk."

B: "Evet, ben de öyle düşünüyordum aslında, geziyi daha uzun tutma gibi bir niyetim vardı fakat yaşanan olaylar göz önüne alınınca kısa sürmek zorunda kaldı. Ayrıca önümüzde birlikte vakit geçirebileceğimiz uzun bir süre var."

​Feride: "Bakü'de ne kadar kalacağız sultanım, net bir program var mı?"

B: "Henüz net bir plan yok dişi aslan ama mümkün olan en kısa sürede Ankara'ya dönmeliyiz. Dönünce bir süre yoğun olacağım, planlarım dışında gerçekleşen olaylar var ve bu durum gerçekten canımı sıkıyor."

Feride bir elini göğsüme, diğer elini saçlarıma attı.

​Feride: "Stresinizi ve sıkıntınızı giderebiliriz sultanım, burada sizi memnun etmek için adam öldürecek kadınlarla birliktesiniz."

B: "Bakın hanımlar, bu yaşadığımız durum hâlâ benim için garip bir durum. Yaşananları sindirme fırsatım olmadı."

Feride: "Sultanım, açık konuşabilir miyim?"

B: "Evet, seni dinliyorum dişi aslan."

Feride: "Bana bakın, sindirilecek bir durum yok, bizi her yerde her zaman çatır çatır sikeceksiniz, hepimizi dölleyeceksiniz. Cihangir şu an burada karşımda oturuyor ve ben sizin beni sikmenizi arzuluyorum. Bu durum yeterince açık mı?"

B: "Sen ne düşünüyorsun bu konuda Cihangir?"

Cihangir: "Benim ne düşündüğümün bir önemi yok, önemli olan sizin düşünceniz hakanım."

B: "Salak salak konuşma, karın karşında sikilmek istiyor ve sen benim düşüncemin bir önemi yok diyorsun, aptal mısın?"

Cihangir: "Açık konuşabilir miyim?"

B: "Sen de açık konuş Cihangir, yalnızken herkes açık konuşsun."

Cihangir: "Bana bak lan, bizler sana en değerli hazinelerimizi sunuyoruz, sen yok 'sindiremedim', yok 'durumlar karışık', sikik sikik hareket yapma, ne soruyorsun düşüncelerimi? Hepsini sikeceksin, bizim düşüncelerimizi umursamayacaksın, onlar artık senin, sen senin olana ne yapıyorsan onu yapacaksın, kendine gel siktirtme tahtanı. Karım orospuluk yapıp kendisini karşımda siktirmeye meraklı, beni deniyor. Bir orospuya ne yapılırsa onu yap."

B: "Ben sizin deneğiniz değilim, kendinize gelin. Beni çileden çıkarmayın, hepinize ayrı ayrı değer veriyorum, bunun karşılığı bu mu? Benimle kocalarınızı mı kıskandıracaksınız, tüm derdiniz bu mu? Hepinizi üst üste koyar, sikerim orospular."

Hepsi kahkaha attı.

Begüm: "Bizim istediğimiz de o sultanım, bizi sikmeniz."

B: "Neyse, kapatalım mevzuyu, sinir katsayım artıyor, alana yaklaştık."

Bir sigara yaktım. Bir süre sonra havaalanına vardık, araçlardan indik. Sergei, Oksana, İvana, Anuşka, Eva, Vlad, Olga, Nina, Dimitri, Lola, Boris, Ursula, Aleko, Konsolos, Dragan ve Enişte bizi bekliyordu.

Uçağımız hazırdı, eşyalar yerleştirildi, son talimatları verdim ve uçağa bindik. Yaklaşık 3 saat kadar sürecekti yolculuk.

Cihangir: "Efendim, bizimkiler şu an Bakü'de, her şey hazır, gelişimizi bekliyorlar."

B: "Türkî Cumhuriyet liderleri gelmiş mi?"

Cihangir: "Hepsi gelmiş, gerekli düzenlemeler yapılmış, havaalanında yapılacak toplantı."

B: "İyi, toplantı yaparken uçak yakıt ikmali yapar, durumlara göre kalırız ya da devam ederiz."

Cihangir: "Komutanım, başkandan ayrı bir mesaj var."

B: "Nedir?"

Cihangir: "Ulu kurtlar bu gece sizinle toplantı yapacak."

B: "Dedemle mi görüşeceğim, o da mı geldi?"

Cihangir: "Sadece o değil, tüm meclis ile görüşeceksiniz."

B: "Anladım, saat kaçta?"

Cihangir: "Saat belli değil, siz dilediğinizde ulu kurdunuzla iletişime geçeceksiniz. Ardından toplantı yapılacak."

B: "Eğer Bakü'ye kadar geldilerse önemli bir şey var demektir, en geç yarın döneceğimi biliyordu."

Cihangir: "Yaşlı kurt, ulu kurtlardan önce sizinle görüşecek, toplantı mahiyetinden bahsedecek."

B: "Anladım kardeşim. Ratkov, Erica ve ekibi gelsin, görüşelim."

Cihangir: "Emredersiniz efendim."

Özel toplantı salonuna geçtik, koltuğa oturdum, bir sigara yaktım. Cihangir ve Ratkov da oturdu, kadınlar ayakta kaldılar.

B: "Evet, ne haberler var?"

Erica: "Servislerimize bilgilerinizi verdik lordum."

Angela: "Şu an sizi bir müttefik olarak görüyorlar."

Jenny: "Bizden sadece düzenli rapor bekliyorlar."

B: "Yeni bir devlet kuracağımın bilgisini sızdırın servislerinize."

Erica: "Devlet mi? Nasıl devlet?"

B: "Evet, tam tahmin ettiğin gibi, şu an bu devletin kurulacağı bölge için diğer devlet liderleri ile toplantıya gidiyoruz. Kuracağım bu devleti hemen tanımalarını istiyorum."

Angela: "Efendim, bu bizim elimizde değil, maalesef."

B: "Senin ve Jenny'nin elinde değil ama Erica'nın elinde."

Angela ve Jenny şaşkınlıkla Erica'ya baktı.

B: "Onu Beşar ile birleştiren servisleriniz değil, bizzat kraliyet ailesiydi değil mi?"

Erica: "Evet efendim, bu evlilik 2. Elizabeth tarafından sağlandı, bu nedenle güçsüz gibi görünsem de kraliyet ailesi üzerinde gücüm çok fazla."

B: "Elbette fazla, onların içinde yıllarca kaldın, hepsinin kirli çamaşırlarını biliyorsun. Tüm bilgiler elinde."

Erica: "Nasıl bir plan izleyeceksiniz efendim?"

B: "Gizli servislere bu bilgileri sızdırdıktan sonra kuracağım devleti anında tanıyacak birçok devlet olduğunu, senin kraliyet ailesi ile olan bağını bildiğimi ve aracı olarak sizi onlara göndereceğimi söyleyeceksiniz."

Erica: "Efendim, dediklerinizi yapabiliriz ancak hanedanı ikna etmek konusunda emin değilim."

B: "Neden?"

Erica: "Her ne kadar hanedan üzerinde ciddi bir gücüm olsa da mesele erkekler değil, kadınlar. Erkeklerin hepsi birer kukla."

B: "Bunu biliyorum, bu nedenle hanedanla bir ilişki kuracağım."

Erica: "Efendim, hanedandakiler evli, kızların hepsi küçük yaşta."

B: "Birini unuttun bence, hafızanı zorla."

Erica: "Ama o bu unvanları istemiyor, bu işlerden hep uzak kalıyor, hatta ailesine düşman bile denilebilir."

B: "İşte bu nedenle. Düşmanımın düşmanı nedir?"

Hepsi: "Dostumdur."

B: "Aynen öyle. Alice ile aran nasıl?"

Erica: "Beni çok sever, elimde büyüdü, beni hiçbir konuda kırmaz."

B: "Onu Ankara'ya davet et, görüşmek istiyorum."

Erica: "Efendim, bu çok ciddi bir karar, yer yerinden oynayacak."

B: "Sence bu benim ne kadar umurumda orospu? Söylediğimi yap."

Erica: "Emredersiniz lordum."

Jenny: "Lordum, bu durumda hepimiz deşifre olacağız."

B: "Hepiniz değil, sadece Erica. Siz onu satacaksınız. Onun bana ilgi gösterdiğini, görevini yapamadığını söyleyeceksiniz ama önce Alice ile görüşeceğim. Alice bu birlikteliği kabul edecek olursa siz Erica'yı satacaksınız, bizim düzmece romantik bir seks videomuzu çekip servislerinize ileteceksiniz."

A/J: "Emredersiniz efendim."

Cihangir: "Komutanım, bu birliktelik büyük ihtimalle kimse tarafından onaylanmayacak."

Ratkov: "Bilmediğin şeyler var Cihangir. Sergei'den aldığım bilgilerle bunun aksi olacağı kanaatindeyim. Sergei, lordumuzun koltuğa oturmasından bahsetmişti, o masadakilerin hepsi lordumuzun mevcut kimliğinden habersiz. Bu nedenle bunu bir yakınlaşma olarak algılayıp destek verecekler. Hatta bu haberi skandal olarak değerlendirecekler. Lordumuzu test edecekler. Kendilerince hanedanla efendimizi düşman edip lordumuzun bu işten nasıl sıyrılacağını tribünden izleyecekler."

B: "Prensesin asi bir evlat olup hanedana karşı benim gibi biri ile birlikte olduğunu iddia edecekler ki bu durum kısmen doğru. Bana prensesten bahset Erica."

Erica: "Prenses 21 yaşında, kültürlü biri, çok zeki bir kız. Dediğim gibi hanedana düşman, yetiştirilme tarzından hep nefret etti, hanedan sıralamasında 15. sırada. Ailedeki kadınların hepsine düşman çünkü erkeklerin sadece kukla olduğunun çocukken farkına vardı. Bu düşmanlık zaman zaman şiddete dahi dönüştü, birkaç defa prenseslerle kavga etti, kraliçe her olayda araya girdi ve ona karşı diğerlerini destekledi. Onun kraliçe ve hanedana olan nefretini beslemelisiniz, onun asi duygularını daha fazla ön plana çıkarıp müttefiklik konusunda onu ikna edebilirsiniz."

B: "Hahahahaha, müttefiklik mi orospu? Sen beni hâlâ tam olarak tanıyamadın. Benim bir müttefike ihtiyacım yok, istediğim anda herkesi köpeğim yapabilirim. Sadece bunu sebepsiz yere yapmaktan keyif almıyorum. Prenses benim hanedanı ele geçirmem için bir sebepten başka bir şey değil. Benim müttefikim haremime ait bir cariye olacak."

Ratkov: "Lordum, önce bizim ailemizi, ardından devletimizi ele geçirdiniz. Suriye'deki rejimi yıkıp o devleti avucunuzun içine aldınız, devlet kurmayı düşünüyorsunuz ve gözünüzü Birleşik Krallık'a diktiniz. Bu durum beni hem çok mutlu ediyor hem de ürkütüyor."

B: "Neden bu şekilde düşünüyorsun dostum?"

Ratkov: "Çok hızlı davranıyorsunuz. Güçlerinizi çok fazla kullandığınızı düşünüyorum, bu sözlerimi saygısızlık olarak algılamanızı istemiyorum ama daha hamsınız, pişmediniz henüz, evet yeteneklisiniz, analitik düşünüyordunuz, kararlarınız ve planlarınız kusursuz fakat hızlı davranıyorsunuz. 2-3 haftalık bir süreçte neler yaptığınızın farkında mısınız?

Bu durum daha fazla dikkat çekecek, düşmanlarınız her geçen dakika artacak, henüz kimliğinizi ilk açıkladığımız meclisteki biri tarafından saçma bir bahane ile suikaste uğradınız. Bir de bunun üzerine yeni bir hedef belirlediniz. Dediğim gibi, saygısızlık etmek istemiyorum ama cepheyi bu kadar kısa sürede genişletmek tam bir ahmaklık."

B: "Cihangir, sen bu konuda ne düşünüyorsun?"

Cihangir: "Efendim, Ratkov'a kısmen katılıyorum ama Ratkov'un bilmediği şey şu: Evet hakanım genç, belki birçok konuda tecrübe eksikliği var ama bizler onun bu eksiklerini gidermek, onun yürüdüğü yolu açmak için buradayız ki biz Türk'üz. Bir gecede devlet yıkar, bir gecede 40 çeri ile yeni bir devlet kurarız, can alır, can veririz."

Ratkov: "Haklısınız, ne olursa olsun kan aynı kan, kudret aynı kudret. Ama dediğim gibi bu hamleden sonra bir süre dışarıya değil, içeriye yönelmeliyiz."

Cihangir: "Ratkov haklı. Rusya konusundaki işler birkaç aksaklık yaşansa da mükemmel bir başarı ile sonuçlandı, içeriye dönmemiz gerekiyor, yılan tehdidi hâlâ ortada ve devletimizin bize ihtiyacı var."

B: "Sizleri dinledim. Erica, Angela, Jenny, çıkabilirsiniz. Erica, seninle daha sonra detaylı konuşacağım, sen prensesi hemen davet et."

Erica: "Emredersiniz lordum."

Kadınlar çıktı.

B: "Evet, şimdi baş başa kaldık. Sizce bu yaptığım işlerde sevişmek dışında yanıma kâr kalan ne var? Ulan açım lan açım! Tüm gün yemek yemedim, yavşaklar, insaf! Neymiş efendim, hızlı gidiyormuşum, yok ya ben bilmiyorum değil mi hızlı gittiğimi? Oğlum, bu sorumluluğu ben mi istedim lan?"

Cihangir: "Hayır efendim."

B: "Benim tek derdim sevdiğim kadını siken, bana ömrüm boyunca eziyet eden yılanın kafasını koparmaktı, şimdi ne durumdayız? Lan, bir gecede 1000 kişilik ordunun yapamayacağı şeyi yaptım lan ben, bak bak bak dışarı yeterliymiş, cepheyi çok hızlı genişletiyormuşum. Ben uyuyamıyorum ulan uyuyamıyorum, bayılıyorum, siz neyin kafasındasınız?"

Cihangir: "Komutanım, haklısınız, çok zor bir süreçten geçiyorsunuz, son 1 ayda hayatınız tamamen değişti. Fakat bizim niyetimiz sizi kırmak, öfkelendirmek falan değil, doğru bildiğimiz şeyleri paylaşmak. Ve diğerleri de bu fikirde."

B: "Kimler?"

Cihangir: "Hepsi, bizimkilerin tamamı."

B: "Yeni devlet işini halletmeden yavaşlayamam."

Ratkov: "Yavaşlamak zorundasınız, mecbursunuz. Ne kadar güçlü olduğunuzun bir önemi yok, şu an ham gücünüzden başka hiçbir şeyiniz yok, sadece paranız var. Bir devlet sadece para ile kurulmaz lordum. Her devleti diz çöktürecek kudretiniz var fakat her zaman Suriye ve Rusya gibi şanslı olmayacaksınız, biz tanışmasaydık bu kadar başarılı olabilme ihtimaliniz yoktu."

B: "Evet Ratkov, bunu asla inkâr etmem."

Ratkov: "Bunu kibirden söylemiyoruz, sizi yerme amacı gütmeden söylüyorum lordum. Ama dediğim gibi, her kapı size sonuna kadar açık olmayacak, her kapıyı bu şekilde zorlamak beyhude."

B: "Anladım, söylediklerinizi elimden geldiğince dikkate alacağım, söz veriyorum. Şu toplantılar bitsin bakalım, rüzgâr bizi nereye götürecek."

Bir sigara yaktım. Ratkov yemek söyledi, beraber yemek yedik. Uçak Azerbaycan hava sahasına girdi. Yerlerimize döndük, yavaş yavaş inişe geçtik. Havaalanına indiğimizde çok kalabalık bir insan topluluğu bizi bekliyordu...

Posted Apr 24, 2026, 8:32 PM UTC

254
Loading comments…