türkiye'de ifade özgürlüğü

Yaklaşık on yıl öncesine, özellikle 2016 öncesine bakıldığında, siyasi iktidara, kişilere, cumhurbaşkanına çoğu zaman doğrudan hakaret ve küfür içeren söylemlerin yaygın olduğu bir dönem hatırlanıyor. O süreçte bu üsluba itiraz edildiğinde ise sıkça “ifade özgürlüğü” gerekçesi öne sürülüyor, eleştiri sınırlarının daraltıldığı iddia ediliyordu.

Bugün gelinen noktada ise tablo kısmen tersine döndü. Aynı sert dili geçmişte yönelttiği kesimlere artık korku nedeniyle yöneltemeyen bazı grupların, bu kez daha “güvenli” gördükleri alanlarda özellikle Kürtlere yönelik hakaret ve aşağılayıcı söylemlere kaydığı gözlemleniyor.

Buradaki temel mesele, bu davranışların zaman içinde nasıl evrildiği ve toplumda hangi hedeflere yöneldiği. Görünen o ki, baskı ve çekinme duygusu bazı söylemleri farklı gruplara doğru kaydırabiliyor; bu da daha önceki dönemlerle benzer bir döngünün yeniden üretildiği izlenimini doğuruyor.

Sonuçta ortaya şu soru çıkıyor: İfade özgürlüğü kavramı, çoğu zaman hakaret ve saldırganlıkla karıştırılan bu tür kullanımları gerçekten kapsar mı; ve daha geniş anlamda, bu kavramı bu şekilde kullanan toplumsal pratikler sağlıklı bir ifade alanı oluşturabilir mi?

Posted Jun 10, 2026, 4:37 PM UTC

33
Loading comments…