Büyük Sır 11

NSFWEnsest & Akraba | Kurgu

Ablama emirleri verdikten sonra odamda bir süre oturdum. “Şimdi ne yapsam?” diye düşünüyordum. Aklım Derya teyzeye kaydı. Habersiz bir sürpriz yapayım dedim. Üstümü değiştirip evden çıktım.

​

Yolda bisikletle giderken birden siyah bir araç önümü kesti. Fren sesi ve lastiklerin cızırtısıyla birlikte iri yarı iki adam indi. Kollarımdan sıkıca tutup beni arabaya sürüklediler. Tepindim, “Kimsiniz lan siz?!” diye bağırdım ama nafile. Arabanın içine ittiler.

​

Arka koltukta, karşımda beyaz sakallı, beyaz saçlı, sert bakışlı bir adam oturuyordu. 60’lı yaşlarında gösteriyordu ama hâlâ tehlikeli bir aurası vardı.

​

“Demek o piçin oğlu sensin... Gökhan’ın oğlu. Adın ne lan senin?” diye sordu kalın bir sesle.

​

“Tayfun,” dedim boğuk bir sesle. Kalbim deli gibi çarpıyordu.

​

“Babamı nereden tanıyorsun? Benden ne istiyorsun?”

​

Adam sert bir bakış attı. Gözleri buz gibiydi.

​

“Tüm parayı istiyorum. Baban benden çaldığı parayı.”

​

“Ne parası?” diye bilmezden geldim.

​

Adam öne doğru eğildi, sesi daha da soğuklaştı:

​

“Ya o parayı ver, ya da çevrendeki o değerli güzel orospuları sonsuza kadar unut. Anlatabiliyor muyum? O para babanın benden çaldığı para. Ya seve seve vereceksin, ya da sike sike ben senden alacağım. Bir kuruş eksik olmayacak. 250 milyonun tamamı.”

​

“Nereden öğrendin?” diye sormak istedim ama adamın tipinden her şeyi öğrenebileceği belliydi.

​

Bana 3 gün süre verdi.

​

“Kararını ver. Ya parayı benim hesaplarıma aktaracaksın, ya da kendi usulümle hallederim. 3 gün.”

​

Arabayı durdurup beni indirdiler. Bacaklarım titriyordu. Eve zor döndüm.

​

Eve vardığımda ne yapacağımı bilemiyordum. Kafam çok karışmıştı. Babamın bıraktığı 250 milyon... O parayı vermek istemiyordum ama bu adamlarla mücadele edemezdim. Anneme ablama bir şey olursa kendimi asla affetmezdim.

​

Odama kapanıp uzun uzun düşündüm. Babamın defterini tekrar okudum. “Bu işlerden uzak dur” demişti ama artık çok geçti. Tehlike kapımıza dayanmıştı.

​

Akşam yemeğinde annem ve ablam bir şeylerin ters gittiğini fark ettiler ama bir şey demedim. Ablam hâlâ utangaç ve itaatkâr davranıyordu ama aklım bambaşka yerdeydi.

​

Gece yatağa uzandığımda kararımı vermiştim. Parayı verecektim. Başka çarem yoktu. Ama belki de bir yolunu bulabilirdim... Belki zaman kazanır, daha akıllıca bir şey yapardım.

​

Telefonum titredi. Bilinmeyen bir numaradan mesaj geldi:

​

“3 günün başladı Tayfun. Akıllı ol.”

​

O 3 gün cehennem gibi geçti.

​

İlk günden itibaren rahat vermediler. Telefonum her saat başı çalıyordu. Bilinmeyen numaralardan arıyorlar, mesaj üstüne mesaj atıyorlardı:

“Parayı hazırla.”

“3 günün bitiyor piç.”

​

İkinci gün evin önünde siyah bir araç belirdi. Saatlerce hiç hareket etmeden durdu. Camları filmliydi, içinden kimse inmiyordu ama bizi izlediklerini hissediyordum. Annem ve ablam tedirgin olmaya başlamıştı. Ben geçiştiriyordum.

​

Üçüncü ve son gün bankaya gittim. Hesabı açtırdığım görevli kadınla görüştüm. Gerekli işlemleri yaptım ve 250 milyon TL’nin tamamını belirtilen hesaba aktardım. Onaylar verildikten sonra bankadan çıktım. İçimde hem büyük bir boşluk hem de öfke vardı.

​

Eve dönerken yine aynı siyah araba önümü kesti. İki iri yarı adam beni yakaladı ve hiç konuşmadan dövmeye başladılar. Tekme, tokat, yumruk... Yere düştüm, kendimi korumaya çalışırken ağzıma, yüzüme, kaburgalarıma vuruyorlardı.

​

“Verdim lan paranızı! Daha ne istiyorsunuz?!” diye bağırdım, kan tadı ağzımı doldurmuştu.

​

Tam o sırada 4 el silah sesi duyuldu.

​

Bir adam yanıma devrildi, göğsünden kan fışkırıyordu. Diğeri panikle arabaya atladı ve gaza bastı, lastikler ciyaklayarak uzaklaştı.

​

Yerde yatan adamın başında dikilen kişi bana doğru yaklaştı. 40’lı yaşların sonunda, kısa saçlı, sert ama tanıdık bir yüzü vardı. Nereden tanıdığımı çıkaramadım ama daha önce gördüğüme emindim.

​

Adam beni kolumdan tutup kaldırdı, arabasına bindirdi ve eve kadar getirdi. Yolda tek kelime etmedi. Eve vardığımızda motoru kapatmadı.

​

“Seninle konuşmak istiyorum,” dedi sadece. “Kendine gel konuşucaklarımız var .”

​

Sonra gitti.

​

Eve girdiğimde halim perişandı. Yüzüm kan içinde, dudağım patlamış, gözüm morarmıştı, kıyafetlerim toz ve kan lekesiydi.

​

Annem beni görür görmez çığlık attı:

​

“Tufan! Oğlum ne oldu sana?!”

​

Ablam da donakaldı. Elindeki telefonu yere düşürdü, hemen yanıma koştu.

​

“Kim yaptı bunu?! Hastaneye gidelim hemen!”

​

Annem ağlamaya başladı, ablam ise hem şok hem de korku içindeydi. Beni salona oturttular. Annem su getirirken ablam yüzümü temizlemeye çalışıyordu. Elleri titriyordu.

​

“Anlat hemen,” dedi ablam, sesi çatallaşmıştı. “Bu olanlar ne? O siyah araba... Babamın ölümü... Hepsi ilgili mi?”

​

Annem de gözyaşları içinde bana bakıyordu. İkisi de ilk defa bu kadar çaresiz ve korkmuş görünüyordu.

​

Ben ise acıya rağmen aklımdan sadece şunu geçiriyordum:

Para gitti... Ama bu iş bitmedi. O yardım eden adam kimdi? Ve ne konuşacaktı?

Posted Jun 12, 2026, 11:51 PM UTC

1354
Loading comments…