BORÇ YİĞİDİN SİKİNİ KALDIRIR

NSFWYARIŞMA HİKAYESİ

Gece, Sadrazhan malikanesinin etrafını saran sık ve bakımlı ağaçlık alanda ağır bir sessizlik hüküm sürüyordu. Sadece yaprakların hafif hışırtısı ve uzaktan gelen parti sesleri duyuluyordu. Kemal, 1.91 boyundaki heybetli ve kaslı vücuduyla karanlığın içinde bir heykel gibi hareketsiz duruyordu. Geniş omuzları, kalın kolları, belirgin göğüs kasları ve güçlü bacakları, yıllarca spor salonlarında ve hayatta verdiği mücadeleyle şekillenmişti. 28 yaşındaki bu adam, hem fiziksel hem zihinsel olarak çok güçlüydü. Özellikle 19 cm’lik, damarları belirgin ve dolgulu sikini düşününce, bu gece her şeyin değişebileceğini hissediyordu. 

Hava serin ve nemliydi. Yüzüne çarpan hafif rüzgar, alnında biriken teri kurutuyordu. Malikane ise uzaktan bakıldığında adeta bir masal sarayı gibi parlıyordu. Yüksek pencerelerden sızan sıcak altın rengi ışıklar, büyük bahçedeki mermer heykelleri, özenle kesilmiş çimleri ve lüks arabaları aydınlatıyordu. İçeriden yükselen klasik müzik parçaları, neşeli kahkaha sesleri, kadeh tokuşturmaları ve ara sıra patlayan alkışlar, dışarıdaki karanlıkla keskin bir tezat oluşturuyordu. Bu lüks ve şatafat Kemal’in midesini bulandırıyordu. Çünkü o paranın önemli bir kısmı, babasından kalan ve yıllardır ödenmeyen, adeta kan emici bir borçtu. 

Kemal saatine bir kez daha baktı. Gece ilerliyordu ve parti tam gaz devam ediyordu. Girişteki güvenlik önlemleri oldukça sıkı görünüyordu. Davetliler tek tek durduruluyor, isimleri dijital listeyle karşılaştırılıyor, davetiyeleri ve kimlikleri kontrol ediliyordu. Onun adı o listede yoktu. Bu yüzden planı hem basit hem de son derece riskliydi. Sabırla, bir avcı gibi bekledi. Elleri ceplerinde, gözleri kapıdaydı. Kalbi düzenli ama güçlü atıyordu. 

Nihayet beklediği an geldi. Son davetlilerden biri, parlak siyah bir Mercedes-Maybach ile malikanenin önündeki geniş yuvarlak girişe yavaşça yanaştı. Arabadan inen orta yaşlı, zengin görünümlü çift gülüşerek ve sohbet ederek kapıya yöneldi. Güvenlik sorumlusu, elindeki dijital tabletle davet listesini tek tek kontrol ediyordu. Adamın sırtı Kemal’e dönüktü ve sigarasını yakmak için hafifçe yana kaymıştı. Bu, tam da Kemal’in beklediği fırsattı. 

Kemal derin bir nefes aldı. Ayakları çakıl taşlarının üzerinde neredeyse hiç ses çıkarmıyordu. Kaslı vücudu karanlığın içinde akıcı bir hareketle ilerliyordu. Adrenalin damarlarında dolaşıyor, kaslarını geriyor, reflekslerini keskinleştiriyordu. Birkaç saniye içinde güvenlik sorumlusunun arkasına ulaştı. 

Tam o anda adam sigarasını yakmak için çakmağı çaktı ve hafifçe arkasını döndü. Kemal hiç tereddüt etmedi. Güçlü sağ yumruğunu adamın ense köküne, tam sinir düğümünün üzerine sert ve hızlı bir şekilde indirdi. Darbe profesyonelce ve etkiliydi. Adamın dizleri anında boşaldı, elindeki tablet yere düştü. Boğazından kısa ve boğuk bir inilti çıktıktan sonra sessizce yere yığıldı. Kemal hemen yere eğildi, adamı kollarının altına aldı ve yakındaki sık çalılıkların arasına sürükledi. Adamı orada, görünmeyecek şekilde bıraktı. 

Hızla doğruldu. Kendi kıyafetlerini kontrol etti, kravatını düzeltti, ceketinin yakasını düzeltti. Derin bir nefes daha aldı. Elleri hâlâ hafifçe titriyordu ama yüz ifadesi buz gibi soğuk ve kontrollüydü. Artık içeri girebilirdi. Kalbi göğüs kafesinde deli gibi çarpıyordu. 

Malikanenin büyük, altın kaplamalı kapısından geçtiği anda lüksün ve zenginliğin ağır kokusu üzerine çöktü. Büyük salon inanılmaz derecede görkemliydi. Tavandan sarkan devasa kristal avizeler, binlerce ışık parçasıyla parlıyor, mermer zeminlere ve duvarlardaki pahalı yağlı boya tabloların üzerine yansıyordu. Hava, pahalı parfümlerin, puro dumanının ve şampanyanın karışımıyla ağırlaşmıştı. Misafirler, en kaliteli smokinler ve gece elbiseleri içinde salonda dolaşıyor, gülüyor ve sohbet ediyordu. 

Kemal kalabalığın arasına ustaca karıştı. Kimse ona şüpheyle bakmamıştı. En azından şimdilik. Gözleri salonu dikkatle tarıyordu. Recep Sadrazhan’ı arıyordu. 69 yaşındaki yaşlı adamı bulmalı ve o devasa borcu yüzüne vurmalıydı. İçinden tekrar tekrar aynı cümleyi geçiriyordu: “Bu gece her şey değişecek.” 

Adımları yavaş ve kendinden emindi. Kaslı vücudu smokinin altında bile belli oluyordu. Gözleri keskin, aklı ise son derece berraktı. 

Recep Sadrazhan’ı salonun en prestijli köşesinde, büyük bir koltukta otururken buldu. 69 yaşındaki adam, gri saçları özenle taranmış, pahalı bir smokin giymiş ve etrafını birkaç iş ortağıyla çevirmişti. Yüzünde her zamanki küstah ve kendinden emin ifade vardı. Kemal derin bir nefes aldı, omuzlarını dikleştirdi ve kararlı adımlarla masaya yaklaştı. Kalbi hızlı atıyordu ama sesi sakin ve kontrollü çıkmalıydı. 

“Recep Bey,” dedi Kemal nazikçe gülümseyerek. “Sizinle kısa bir görüşme yapabilir miyiz? Özel olarak.” Ses tonu kibardı ama altında çelik gibi bir kararlılık gizliydi. 

Yaşlı adam önce Kemal’e baktı, sonra kaşlarını çattı. Yüzündeki ifade bir anda sertleşti. Etrafındaki adamlar da tedirgin bir şekilde Kemal’i süzdü. Recep Sadrazhan kadehini masaya sertçe bıraktı. 

Kemal devam etti, sesini alçaltmadan ama saygılı bir tonda: “Babamdan kalan bir mesele var. Size 450 milyon Sterlin borç verilmişti. Artık tahsil etme zamanının geldiğini düşünüyorum.” 

Recep Sadrazhan bir an şaşkınlıkla baktı, ardından boğazından yükselen alaycı ve sert bir kahkaha attı. Ses o kadar yüksekti ki yakın masalardaki birkaç kişi dönüp baktı. “Siktir git orospu çocuğu!” dedi açıkça. “Git kendini sik kahpe çocuğu! Senin baban bir hiçti, sen de onun gibi bir hiçsin. Borç mu? Hangi borç lan?” 

Kelimeler salonda yankılandı. Gerilim bir anda tavan yaptı. Kemal’in çenesi kasıldı, yumrukları sıkıldı ama yüz ifadesini bozmadı. Etrafındaki misafirler merakla onlara bakmaya başlamıştı. Bazılarının yüzünde endişe, bazılarında ise merak vardı. 

Kemal derin bir nefes aldı ve soğukkanlılığını korudu. “Bu kadar kaba olmanıza gerek yoktu Recep Bey,” dedi kontrollü bir sesle. “Ben sadece yasal hakkımı istiyorum. Bu borcun ödenmesi gerekiyor. Uzun zamandır bekliyorum.” 

Recep Sadrazhan alaycı bir şekilde güldü. Gözlerinde öfke ve küçümseme karışımı bir bakış vardı. “Yasal yollar mı? Oğlum, bu malikanede, bu şehirde benim sözüm kanundur. Senin gibi sokak fareleri burada bir halt yiyemez. Defol git buradan, yoksa seni güvenlik çıkartır.” 

Tehditler havada uçuşuyordu. Recep’in yanındaki adamlar ayağa kalkmaya hazırlanıyordu. Kemal bir adım geri attı ama gözlerini yaşlı adamdan ayırmadı. “Bu iş burada bitmez,” dedi sessiz ama sert bir sesle. “Ödeyeceksiniz. Bir şekilde ödeyeceksiniz.” 

Recep Sadrazhan elini sallayarak korumalarına işaret etti. “Defedin şunu.” 

Kemal yavaşça geri çekildi. Şimdilik yeterince şey söylemişti. Borcu yüzüne vurmuştu. Kalbi hâlâ hızlı atıyordu. Etrafındaki bakışlardan kurtulmak için kalabalığın arasına karıştı. 

Ama tam o sırada gözü salondaki kalabalığın arasında birine takıldı. O anda her şey değişti. 

Beyza Sadrazhan 20 yaşındaki genç kız, salonun tam ortasında parlıyordu. Uzun, simsiyah saçları dalga dalga sırtına dökülüyor, zarif ve oldukça açık bir gece elbisesi vücut hatlarını mükemmel şekilde ortaya çıkarıyordu. İnce beli, dolgun kalçaları ve diri göğüsleri ile hem masum hem baştan çıkarıcı bir aura yayıyordu. Kendinden emin duruşu ve etrafına saçtığı doğal çekicilik, herkesin dikkatini çekiyordu.  

Kemal bir an için borcu, Recep’i, her şeyi unuttu. Gözleri Beyza’ya kilitlendi. O da tam o sırada başını çevirip Kemal’e baktı. Kısa ama son derece yoğun bir göz teması oldu. Kemal’in karnında bir ateş topu oluştu. 

Kendine gelmeye çalıştı. “Görünmeden çıkmalıyım,” diye düşündü. Ama ayakları onu bilinçsizce terasa doğru sürüklüyordu. Teras, salonun büyük cam kapılarından çıkınca ulaşılan, loş ışıklı ve biraz daha sakin bir alandı. 

Kemal köşeye çekildi. Bir sigara yakıyormuş gibi yaptı, aslında etrafı gözlemliyordu. Kalbi hâlâ deli gibi çarpıyordu. 

Birkaç dakika sonra terasa çıkan kişi Beyza oldu. Elinde şampanya kadehiyle etrafı izliyordu. Kemal’i fark ettiğinde hafifçe duraksadı, sonra yavaşça ona doğru yaklaştı. 

Teras, malikanenin arka tarafına uzanan geniş ve lüks bir alandı. Taş zeminler, zarif demir korkuluklar ve etrafa yerleştirilmiş loş ışıklı lambalar burayı hem romantik hem de tehlikeli kılıyordu. Parti sesleri buraya kadar boğuk bir şekilde ulaşıyordu. Kemal, terasın en karanlık köşesine çekilmiş, sigarasını yakmış gibi yaparak etrafı gözlemliyordu. Kalbi hâlâ hızlı atıyordu. Recep’le yaptığı sert konuşmanın adrenalinini üzerinden atamamıştı. 

Birkaç dakika geçti. Kemal derin derin nefes alıyordu. Tam dönüp gitmeyi düşünürken terasın cam kapılarından biri açıldı. İçeriden çıkan kişi Beyza Sadrazhan’dı. Elinde ince kristal bir şampanya kadehi tutuyordu. Uzun siyah saçları hafif rüzgârda dalgalanıyor, elbisesinin ince askıları omuzlarından zarifçe sarkıyordu. 20 yaşındaki genç kız, hem masum hem de fazlasıyla çekici görünüyordu. 

Beyza terasta yavaş yavaş yürüdü. Gözleri etrafı tarıyordu. Kemal’i fark ettiğinde bir an duraksadı. Sonra meraklı bir ifadeyle ona doğru yöneldi. Adımları yavaş ve kendinden emindi. Kemal’in kaslı vücudunu, uzun boyunu ve sert bakışlarını inceledi. 

“Sizi daha önce burada görmemiştim,” dedi Beyza yumuşak ama merak dolu bir sesle. Ses tonu tatlıydı ama altında keskin bir zeka gizliydi. 

Kemal sigarasından bir nefes çekti, sonra yavaşça döndü. Kızın güzelliği yakından daha çarpıcıydı. “Özel davetliyim diyebiliriz,” dedi derin ve kendinden emin bir sesle. Dudaklarında hafif bir gülümseme belirdi. 

Beyza kaşını hafifçe kaldırdı. Gözleri Kemal’in geniş omuzlarında ve güçlü kollarında bir süre gezindi. “Babamın partilerinde neredeyse herkesi tanırım. Senin adın listede yoktu. Bunu nasıl açıklayacaksın?” 

Kemal içinden küfretti. Kız hem güzel hem de zekiydi. Bu kombinasyon tehlikeliydi. “Belki de baban her şeyi bilmiyordur,” dedi alaycı ve biraz da kışkırtıcı bir tonla. “Bazı davetliler  resmi olmayan yollardan gelebiliyor.” 

Beyza bir adım daha yaklaştı. Aralarında şimdi sadece bir metre kadar mesafe kalmıştı. Genç kızın vücudundan yayılan pahalı parfüm kokusu Kemal’in burun deliklerine doluyordu. Taze, çiçeksi ve baştan çıkarıcı bir kokuydu. 

“Babamla konuştuğunu gördüm,” diye devam etti Beyza. Sesini alçalttı. “Kavga eder gibiydiniz. Hatta oldukça sert konuşuyordunuz. Kimsin sen gerçekten? Ve burada ne arıyorsun?” 

Kemal kıza doğru hafifçe eğildi. Boy farkı belirgindi. 1.91’lik boyuyla Beyza’nın üzerinde hakim bir duruşu vardı. “Adım Kemal,” dedi yavaşça. “Ve babanın bana çok büyük bir borcu var  Hem de çok büyük.” 

Beyza’nın gözleri kısıldı. Dudaklarında meraklı bir gülümseme oluştu. “Para mı kastediyorsun yoksa başka bir şey mi?” diye sordu. Sesinde hem masum hem de hafif kışkırtıcı bir tını vardı. 

Kemal’in gözleri bir an Beyza’nın dekoltesine kaydı. Kızın diri göğüsleri elbisesinin içinde dikkat çekiciydi. “Belki ikisi de,” dedi derin bir sesle. “Babanın ödeyemeyeceği kadar büyük şeyler.” 

Beyza hafifçe güldü. Yanakları çok hafif kızardı ama bakışlarını kaçırmadı. Bu tepki Kemal’i daha da cesaretlendirdi. 

Terasın diğer ucundan birkaç kişinin sesi geliyordu. Her an biri yanlarına gelebilirdi. Bu risk, Kemal’in kanını daha da kaynatıyordu. 

Beyza kadehini korkuluğun üzerine bıraktı. “Çok cesursun Kemal,” dedi. “Babamın evinde, onun partisinde böyle konuşmak. Ya da benimle böyle konuşmak.” 

Kemal bir adım daha attı. Şimdi aralarında neredeyse hiç mesafe kalmamıştı. “Cesaret bazen gerekli olur,” dedi kalın sesiyle. “Özellikle senin gibi güzel ve tehlikeli bir manzaranın karşısında.” 

Beyza, Kemal’in son cümlesine hafif bir kahkaha ile karşılık verdi. Ancak bu kahkaha sadece nezaket değildi; içinde gerçek bir merak ve heyecan barındırıyordu. 20 yaşındaki genç kız, babasının malikanesinde böyle gizemli ve tehlikeli bir adamla konuşmanın adrenaliniyle ürpermişti. Gözleri Kemal’in geniş göğsüne, kalın boynuna ve keskin çene hattına takılıp kaldı bir süre. 

“Çok kendine güveniyorsun,” dedi Beyza, sesini hafif alaycı ama baştan çıkarıcı bir tona bürüyerek. “Babamın evinde, onun partisinde bir yabancıya ‘tehlikeli manzara’ demek  Ya biri duyarsa?” 

Kemal gülümsedi. Sigarasını korkuluğun kenarına bastırarak söndürdü. Kaslı kolundaki damarlar belirgindi. “Belki de duymalarını istiyorumdur,” dedi yavaşça. “Belki de risk almayı seviyorumdur. Özellikle bu kadar güzel bir riske değerse.” 

Beyza bir adım daha yaklaştı. Şimdi aralarında sadece yarım metre kalmıştı. Genç kızın nefes alıp verişi hızlanmıştı. Bakire olmasına rağmen içindeki merak ve arzu, mantığını bastırmaya başlamıştı. Elbisesinin ince kumaşı vücuduna yapışıyor, dolgun kalçaları ve ince beli belirginleşiyordu. 

“Babamla aranızdaki o borç meselesi. Gerçekten 450 milyon Sterlin mi?” diye sordu Beyza, sesini iyice alçaltarak. Gözleri Kemal’in gözlerine kilitlenmişti. 

Kemal başını hafifçe eğdi, kızın kulağına neredeyse değecek kadar yaklaştı. Sıcak nefesi Beyza’nın boynunu yaladı. “Evet,” diye fısıldadı. “Babanın bana ödediği bir borç. Ama görünüşe göre ödemeyi pek sevmiyor. Senin gibi bir kızı yetiştirmek için o kadar paraya ihtiyacı var mıydı acaba?” 

Beyza’nın nefesi kesilir gibi oldu. Kemal’in sözlerindeki çift anlamı anlamıştı. Hem zekice hem de azdırıcıydı. Yanakları daha da kızardı. “Sen çok pervasızsın,” diye mırıldandı. Ama sesinde kızgınlıktan çok heyecan vardı. 

Kemal’in eli yavaşça teras korkuluğuna dayandı. Kızın vücuduna yakın duruyordu ama henüz dokunmuyordu. Bu bekleyiş ikisini de geriyordu. “Pervasız olmak zorundayım,” dedi. “Senin gibi bir kızın karşısında normal davranmak imkânsız oluyor. O gözler, o dudaklar, o vücut İnsanı delirtiyor.”

Beyza dudağını hafifçe ısırdı. Bakışları Kemal’in kaslı göğsünden aşağıya, beline doğru kaydı bir an. 19 cm’lik o şeyi merak ettiği her halinden belliydi. 

Terasın diğer tarafından ayak sesleri geliyordu. Birkaç misafir terasa çıkmak üzereydi. Kemal ve Beyza aynı anda o tarafa baktı. Yakalanma korkusu ikisinin de kanını kaynatıyordu. 

Beyza hızlıca Kemal’in kolunu tuttu. Dokunuşu elektrik gibiydi. “Burada durursak biri görecek,” diye fısıldadı. “Gel daha sakin bir yere gidelim.” 

Kemal’in dudaklarında zafer dolu bir gülümseme belirdi. Kızın elini beline koydu ve onu terasın loş bir köşesine doğru yönlendirdi. 

Beyza’nın eli Kemal’in kolundayken ikisi de terasın loş bir köşesine doğru ilerledi. Orası daha karanlıktı, büyük saksı bitkileri ve taş sütunlar gizlenme imkanı sunuyordu. Parti sesleri hâlâ geliyordu ama daha boğuktu. Kemal’in güçlü eli Beyza’nın ince beline yerleşmişti. Dokunuşu sıcak ve sahipleniciydi. 20 yaşındaki genç kızın vücudu bu temasta hafifçe titredi. 

“Burası daha güvenli,” diye fısıldadı Beyza, sesi hem heyecanlı hem tedirgindi. Gözleri Kemal’in yüzünü inceliyordu. Adamın 1.91’lik boyu, kaslı yapısı ve kendinden emin duruşu onu hem korkutuyor hem de inanılmaz çekiyordu. 

Kemal kıza daha da yaklaştı. Şimdi vücutları neredeyse birbirine değiyordu. “Güvenli mi gerçekten?” dedi alçak ve kalın bir sesle. “Yoksa daha tehlikeli mi yapmak istiyorsun?” 

Beyza’nın nefesi hızlandı. Göğüsleri inip kalkıyordu. “Seninle konuşmak bile tehlikeli,” diye cevap verdi. “Babam seni görürse ya da biri bizi bu halde görürse ne olur biliyor musun?” 

Kemal gülümsedi. Eli Beyza’nın belinde hafifçe aşağı kaydı, kalçasına yaklaştı ama henüz tam dokunmadı. “Biliyorum. Ama o tehlike seni de azdırıyor, değil mi?” diye sordu direkt. “Bakire bir kız olmana rağmen burada benimle bu şekilde konuşman  cesurca.” 

Beyza’nın yanakları alev alev yandı. Ama inkâr etmedi. Gözlerini Kemal’in gözlerinden ayırmadan, “Belki de azdırıyor,” dedi utangaç ama dürüst bir şekilde. “Daha önce hiç böyle hissetmemiştim.” 

Kemal’in eli nihayet Beyza’nın dolgun kalçasına yerleşti. Hafifçe sıktı. Kumaşın üzerinden bile kızın yumuşaklığını hissedebiliyordu. “O zaman hissetmeye devam et,” diye fısıldadı kulağına. Sıcak nefesi Beyza’nın boynunu ürpertti. “Benim 19 cm’lik sertliğimi merak ediyorsun, değil mi? Bunu itiraf et.” 

Beyza hafifçe inledi. Ses çıkmaması için dudağını ısırdı. “Merak ediyorum ” diye itiraf etti titreyen sesle. “Hem de çok ” 

Kemal’in diğer eli Beyza’nın çenesini nazik ama dominant bir şekilde tuttu. Kızın yüzünü kendine çevirdi. Göz göze geldiler. Aralarında inanılmaz bir gerilim vardı. 

“Adın Beyza, değil mi?” diye sordu Kemal. “Sadrazhan’ın güzel kızı  Babasının borcunu ödeyemediği için şimdi ben alacağım hakkımı.” 

Beyza’nın gözleri arzuyla parlıyordu. “Borcu mu alacaksın yoksa başka bir şey mi?” diye sordu zekice. 

Kemal güldü. “İkisini de alabilirim.” 

Tam o sırada terasın diğer tarafından ayak sesleri yaklaştı. İki kişi konuşarak geliyordu. Kemal hemen Beyza’yı kendine çekti ve büyük bir sütunun arkasına gizledi. Vücutları tamamen birbirine yapıştı. Kemal’in sertleşmeye başlayan siki Beyza’nın karnına değiyordu. 

Beyza’nın gözleri faltaşı gibi açıldı. O kalınlığı hissetmişti. Nefesi kesildi. 

Sütunun arkasında vücutları sıkıca birbirine yapışmıştı. Kemal’in kaslı göğsü Beyza’nın yumuşak göğüslerine değiyor, 19 cm’lik kalın ve dolgulu sikinin sertleşmeye başlayan hali kızın karnına baskı yapıyordu. Beyza’nın nefesi kesilmişti. Gözleri faltaşı gibi açılmış, dudakları aralanmıştı. Daha önce hiçbir erkekle bu kadar yakın olmamıştı. 

Ayak sesleri yanlarından geçip gitti. Terastaki o iki kişi kahkaha atarak başka bir tarafa yöneldi. Tehlike bir an için uzaklaşmıştı ama gerilim zirvedeydi. Kemal’in eli hâlâ Beyza’nın dolgun kalçasını kavramış durumdaydı. Parmakları hafifçe sıkıyordu. 

“His ettin mi?” diye fısıldadı Kemal kulağına, sesi kalın ve şehvet doluydu. “19 cm’lik sertliğimi  Senin için hazırlandı.” 

Beyza titreyerek başını salladı. “Çok  çok kalın,” diye mırıldandı utangaç bir sesle. Yüzü kıpkırmızı olmuştu ama vücudu Kemal’e yaslanmaktan kendini alamıyordu. Bakire amı bu temasla birlikte ıslanmaya başlamıştı. 

Kemal güldü. Eli yavaşça Beyza’nın kalçasından beline, oradan da sırtına doğru çıktı. Parmak uçları kızın çıplak omuzlarını okşadı. “Daha fazlasını istiyorsun, değil mi? Babasının malikanesinde, partinin ortasında bir yabancıyla gizlice  Bu seni azdırıyor.” 

Beyza dudağını ısırdı. Gözleri arzuyla parlıyordu. “Evet  azdırıyor,” diye itiraf etti. “Daha önce hiç böyle bir şey yaşamadım. Sen  çok farklısın.” 

Kemal başını eğdi. Dudakları Beyza’nın boynuna çok yaklaştı. Sıcak nefesiyle kızın hassas tenini yaladı. “O zaman bırak da sana farklı şeyleri göstereyim,” diye fısıldadı. “Seni yavaş yavaş soyayım, her yerini öpeyim, o bakire amını dilimle ıslatayım ” 

Beyza hafifçe inledi. Sesini bastırmak için Kemal’in göğsüne yüzünü gömdü. Vücudu titriyordu. Elleri istemeden Kemal’in kaslı kollarını kavramıştı. 

“Burada olmaz,” diye fısıldadı Beyza zorlukla. “Biri gelebilir  Ama  gitmek de istemiyorum.” 

Kemal’in eli Beyza’nın elbisesinin yanından içeri kaydı. Parmakları kızın yumuşak kalça etini doğrudan hissetti. “O zaman beni bir yere götür,” dedi dominant bir sesle. “Buradan uzak, kimsenin bizi bulamayacağı bir yere. Yoksa burada, bu sütunun arkasında bile seni becermeye başlarım.” 

Beyza’nın bacakları arasında sıcak bir ıslaklık yayılıyordu. Bakire olmasına rağmen içindeki şehvet uyanmıştı. “Gel  benim odama yakın bir misafir odası var,” diye fısıldadı titreyerek. “Ama çok dikkatli olmalıyız.” 

Kemal başını salladı. Kızı yavaşça sütunun arkasından çıkardı ama elini belinden çekmedi. Birlikte terastan içeri, malikanenin koridorlarına doğru yöneldiler. Her adımda yakalanma korkusu ikisini de daha da heyecanlandırıyordu. 

Kemal’in sikinin sertliği pantolonundan belli oluyordu. Beyza ara sıra göz ucuyla bakıyordu. Merakı ve korkusu iç içe geçmişti. 

Koridorlar loş ve sessizdi. Parti sesleri arkalarında giderek uzaklaşıyordu. Beyza önde, Kemal ise hemen arkasında yürüyordu. Genç kızın kalçaları elbisesinin altında salınırken Kemal’in gözleri oraya kilitlenmişti. 20 yaşındaki bakire kızın vücudu, her adımda daha da davetkar görünüyordu. Kemal’in 19 cm’lik siki pantolonunun içinde zonkluyordu. 

Beyza ara sıra arkasına dönüp bakıyordu. Gözlerinde hem korku hem de heyecan vardı. “Şşşt  sessiz ol,” diye fısıldadı. “Bu koridor misafir odalarına çıkıyor. Babamın korumaları bazen buralarda dolaşır.” 

Kemal gülümsedi. Uzun adımlarıyla kıza yetişti ve elini tekrar beline koydu. “Korkuyor musun?” diye sordu alçak sesle. “Yoksa bu korku seni daha da ıslatıyor mu?” 

Beyza cevap vermedi ama hızlandı. Koridorun sonundaki bir kapıya geldiler. Beyza etrafı kontrol ettikten sonra kapıyı açtı ve Kemal’i içeri çekti. Oda lüks bir misafir odasıydı. Büyük bir yatak, kadife koltuklar, ağır perdeler ve loş bir aydınlatma vardı. 

Kapı kapanır kapanmaz Kemal Beyza’yı duvara yasladı. Vücutları tekrar birbirine yapıştı. Bu sefer daha sertti. Kaslı vücuduyla kızı tamamen kaplamıştı.  

“Sonunda yalnızız,” diye homurdandı Kemal. Dudakları Beyza’nın boynuna indi. Sıcak öpücükler ve hafif ısırıklarla kızın hassas tenini tahrik ediyordu. 

Beyza inledi. Elleri Kemal’in geniş omuzlarını kavradı. “Çok hızlısın ” diye mırıldandı ama itiraz etmedi. Aksine boynunu daha fazla açtı. 

Kemal’in eli yavaşça aşağı kaydı. Elbisesinin eteğini sıyırarak bacaklarının arasına ulaştı. Parmakları kızın iç çamaşırının üzerinden amını okşadı. Çoktan ıslanmıştı. 

“Bakire amın sırılsıklam olmuş,” diye fısıldadı Kemal azdırıcı bir sesle. “Benim için mi bu kadar ıslandın?” 

Beyza utanç ve zevkle kıvrandı. “Evet  senin için,” diye itiraf etti titreyerek. Parmakları Kemal’in gömleğinin düğmelerini çözmeye çalışıyordu. Kaslı göğsünü hissetmek istiyordu. 

Kemal parmağını iç çamaşırının kenarından içeri soktu. Beyza’nın pürüzsüz, bakire am dudaklarını okşadı. Kız zevkten küçük bir çığlık attı. Hemen eliyle ağzını kapattı. 

“Sesini kontrol et,” dedi Kemal dominant bir tonla. “Yoksa biri duyacak ve buraya gelecek. O zaman babana yakalanmış olacağız.” 

Bu sözler Beyza’yı daha da tahrik etti. Bacakları hafifçe titriyordu. Kemal’in parmağı amının girişinde daireler çiziyordu. 

Kemal başını eğdi ve kızın dudaklarını sertçe öptü. İlk öpücükleri derin ve tutkuluyddu. Dilleri birbirine dolanırken oda daha da ısındı. 

Öpücükleri giderek daha ateşli ve aç hale geliyordu. Kemal’in dudakları Beyza’nın yumuşak dudaklarını sertçe emiyor, dili kızın ağzının içinde dolaşıyordu. Beyza ise ilk kez bu kadar yoğun bir öpücük yaşıyordu. Elleri Kemal’in gömleğinin düğmelerini acemice çözmeye çalışıyordu. Parmakları titriyordu. 

Kemal bir an geri çekildi. Gözleri arzuyla parlıyordu. “Yavaş ol,” dedi kalın bir sesle. “Seni aceleye getirmeyeceğim. Önce her santimini hissetmek istiyorum.” 

Beyza’nın göğsü hızla inip kalkıyordu. Yanakları kıpkırmızıydı. “Hiç  hiç böyle öpülmemiştim,” diye fısıldadı. Bakışları Kemal’in kaslı göğsüne kaymıştı. Gömleğinin birkaç düğmesi açılmış, sert kaslar ortaya çıkmıştı. 

Kemal gülümsedi. Kızı yavaşça yatağın kenarına doğru yönlendirdi. Beyza oturdu. Kemal ise önünde diz çöktü. 1.91’lik boyuyla bile kızdan uzun duruyordu. Elleri Beyza’nın bacaklarını okşayarak yukarı çıktı.

Elbisesinin eteğini yavaşça sıyırdı. 

“Ne kadar yumuşak bacakların var,” diye mırıldandı Kemal. Dudaklarını kızın dizlerinin iç kısmına değdirdi. Sıcak öpücükler kondurdu. Beyza ürperdi. 

Eli tekrar kızın iç çamaşırına ulaştı. Parmakları ıslak am dudaklarının üzerinde gezindi. Beyza’nın nefesi kesildi. Kalçalarını istemeden ileri doğru itti. 

“Bu kadar ıslak olman hoşuma gidiyor,” dedi Kemal azdırıcı bir sesle. “Bakire amın benim parmaklarımı içine almak için yalvarıyor sanki.” 

Beyza utançla inledi. “Lütfen  konuşurken böyle şeyler söyleme,” diye mırıldandı ama sesi aksini söylüyordu. 

Kemal güldü. İç çamaşırını kenara çekti ve parmağını yavaşça amının girişine bastırdı. Çok sıktı. Sadece ucu girebiliyordu. Beyza zevkten küçük bir çığlık attı ve hemen ağzını kapattı. 

“Sesini bastır,” diye uyardı Kemal tekrar. “Yoksa buraya kadar gelirler.” 

Parmağını yavaşça ileri geri hareket ettirirken başparmağıyla klitorisini okşuyordu. Beyza’nın bacakları titriyordu. İlk kez bir erkek tarafından bu kadar yoğun şekilde tahrik ediliyordu. 

Kemal diğer eliyle kızın elbisesinin askılarını indirmeye başladı. Omuzları ve göğüslerinin üst kısmı ortaya çıktı. Deri pürüzsüz ve krem gibiydi. 

“Çok güzelsin Beyza,” diye fısıldadı Kemal. “Babanın kızı olmana rağmen şu an benim önümdesin  Bu beni daha da sert yapıyor.” 

Beyza’nın eli Kemal’in saçlarına gitti. Hafifçe çekti. Zevk dalgaları vücuduna yayılıyordu. 

Kemal’in parmakları Beyza’nın bakire amında yavaş ve ritmik hareketlerle gidip geliyordu. Kız her seferinde daha fazla ıslanıyor, bacakları titriyordu. Misafir odasının loş ışığında Beyza’nın yüzündeki zevk ifadesi çok net görünüyordu. Gözleri yarı kapalı, dudakları aralık, yanakları ise ateş gibi yanıyordu. 

“Nasıl hissediyorsun?” diye sordu Kemal kalın ve şehvetli bir sesle. “Parmaklarım içinde iyi mi geliyor?” 

Beyza cevap veremedi, sadece başını salladı. “Çok  çok iyi,” diyebildi sonunda titreyen bir sesle. Elleri Kemal’in saçlarını sıkıca kavramıştı. 

Kemal gülümsedi. Parmaklarını yavaşça çıkardı ve dudaklarına götürdü. Beyza’nın sularını yaladı. “Tadın harika,” dedi azdırıcı bir şekilde. “Tatlı ve masum  Tam beklediğim gibi.” 

Beyza utançtan kıpkırmızı oldu ama gözlerini Kemal’den ayıramıyordu. Kemal ayağa kalktı. 1.91’lik heybetli vücudu kızın önünde dikiliyordu. Gömleğinin kalan düğmelerini tek tek çözdü ve çıkardı. Kaslı göğsü, belirgin karın kasları ve V şeklinde kasları ortaya çıktı. 

Beyza hayranlıkla baktı. Eli istemeden uzandı ve Kemal’in göğsünü okşadı. Parmakları kasların üzerinde gezindi. “Çok güçlüsün,” diye mırıldandı. 

Kemal pantolonunun kemerini çözmeye başladı. “Şimdi asıl güçlü olanı göreceksin,” dedi. Pantolonu ve boxer’ını aşağı indirdi. 19 cm’lik, damarları belirgin, kalın ve dolgulu siki dışarı fırladı. Sert ve hazır durumdaydı. 

Beyza’nın gözleri faltaşı gibi açıldı. Elini ağzına götürdü. “Tanrım  bu çok büyük,” diye fısıldadı şok ve arzu karışımı bir sesle. “İçime sığmayacak gibi ” 

Kemal sikini eline aldı ve yavaşça sıvazladı. “Sığacak,” dedi kendinden emin bir sesle. “Yavaş yavaş alıştıracağım seni. Ama önce seni daha fazla zevke getireceğim.” 

Kızı yatağa yatırdı. Üzerine eğildi ve boynundan başlayarak göğüslerine doğru öpücükler kondurdu. Elbisesinin askılarını tamamen indirdi. Beyza’nın diri ve yuvarlak göğüsleri ortaya çıktı. Kemal birini avuçladı, diğerinin ucunu emmeye başladı. 

Beyza zevkten inledi. Sırtı kavis yaptı. “Ahh  Kemal ” diye mırıldandı. 

Kemal’in eli tekrar amına gitti. Bu sefer iki parmağını denedi. Kız çok dardı ama ıslaklığı işini kolaylaştırıyordu. 

Oda iyice ısınmıştı. Dışarıdan parti sesleri hâlâ hafifçe geliyordu. Bu da onlara sürekli yakalanma korkusu yaşatıyordu. 

Kemal, Beyza’nın üzerinde yükselmişti. Misafir odasının loş ışığı, ikisinin vücutlarına dramatik gölgeler düşürüyordu. Beyza yatakta sırtüstü yatıyor, elbisesi beline kadar sıyrılmış, göğüsleri tamamen açıktaydı. Nefes alıp verişi hızlı ve düzensizdi. Bakışları Kemal’in 19 cm’lik kalın, damarlı ve dolgulu sikine kilitlenmişti. Hem korku hem de derin bir arzu hissediyordu. 

Kemal sikini yavaşça sıvazlıyor, kızın ıslak am dudaklarına sürtüyordu. “Bak,” dedi kalın ve dominant bir sesle. “Ne kadar sert oldu senin için. Babanın malikanesinde, onun partisinde, kızını becermek üzereyim.” 

Beyza titredi. “Kemal  lütfen yavaş ol,” diye fısıldadı. “Bakireyim  ve çok büyüksün.” 

Kemal eğildi, kızın dudaklarını uzun uzun öptü. Öpücük hem tutkulu hem de biraz teselli ediciydi. “Merak etme,” diye mırıldandı dudaklarının arasında. “Seni aceleye getirmeyeceğim. Önce seni iyice hazır hale getireceğim. Dilimle, parmaklarımla  Sonra yavaş yavaş gireceğim.” 

Eli Beyza’nın göğüslerini yoğuruyor, parmakları uçlarını sıkıyordu. Diğer eli amını okşuyor, klitorisini dairesel hareketlerle tahrik ediyordu. Beyza’nın inlemeleri odayı dolduruyordu. Kalçalarını istemeden yukarı kaldırıyor, daha fazla temas arıyordu. 

Kemal aşağı kaydı. Yüzünü kızın bacaklarının arasına gömdü. Sıcak nefesi amına çarpıyordu. Dilini yavaşça am dudaklarının üzerinde gezdirdi. Beyza zevkten bir çığlık attı ve hemen yastığı ısırdı. Kemal amını büyük bir iştahla yalamaya başladı. Dili klitorisine odaklanıyor, ara sıra am deliğine girip çıkıyordu. 

“Çok güzel tadın var,” diye mırıldandı Kemal. Sesindeki şehvet çok belirgindi. “Bakire amını yemek harika.” 

Beyza’nın bacakları Kemal’in başının etrafında titriyordu. Elleriyle adamın saçlarını çekiyordu. Zevk dalgaları ardı ardına geliyordu. İlk kez bu kadar yoğun bir oral zevk alıyordu. 

Kemal uzun uzun yaladıktan sonra doğruldu. Sikini tekrar Beyza’nın amına dayadı. “Hazır mısın?” diye sordu. 

Beyza gözleri kapalı, başını salladı. “Evet  ama lütfen dikkatli ol.”  Tam o anda koridordan ayak sesleri geçti. Birileri yakındaydı. Yakalanma korkusu ikisini de zirveye çıkardı. Kemal sikinin başını yavaşça bastırdı. Beyza’nın amı gerildi. 

Kemal eğildi ve kulağına fısıldadı: “Bu sadece başlangıç Beyza. Bu gece borcumu da alacağım, seni de  Tamamen.” 

Beyza’nın gözlerinde teslimiyet ve arzu karışımı bir bakış vardı. Parti dışarıda devam ederken, malikanenin içinde her şey çığırından çıkmak üzereydi. 

Kemal yavaşça ileri doğru hareket etti. 

Posted Jul 6, 2026, 9:04 PM UTC

153
Loading comments…