İbre Tersine Döndü 6
Biz salonda oturmuş, doktorun söylediklerini ve sonuçları düşünürken kapı çaldı. Gelen Merve’ydi. Kapıyı açtığımda karşımda daracık siyah mini etek ve beyaz crop ile duruyordu. Göbeği açıkta, dik göğüsleri crop’un altında belirgindi. Bana baktı, hemen sarıldı.
“Üzüldüm senin adına Tuna,” dedi içten bir sesle. “Ama… belki de bu bir yandan iyi bir şey değil mi? İstediğin kişinin içine boşalabiliyorsun ve hamile bırakma riski yok.”
Sözleri mantıklı gelmişti. Gözde de onaylar gibi başını salladı. Ama aklımıza takılan asıl soru başkaydı.
“Peki ya kendi çocuğumuzun olmaması?” diye sordum sessizce. “Evlatlık mı alacağız? Ya da…”
O ihtimali düşünmek bile istemiyordum. Gözde’yi başkası hamile bırakırsa… Boşanma, kıskançlık, her şey karmakarışık olabilirdi.
Merve yanıma oturdu, elini bacağıma koydu:
“Şu an bunları düşünmeyin. İkiniz de çok streslisiniz. Bırakın biraz rahatlama zamanı olsun.”
Gözde gülümsedi ve Merve’yi onayladı. Sohbet ilerledikçe hava ısındı. Merve’nin mini eteği iyice yukarı sıyrılmıştı. Bir ara Gözde kalkıp “Ben biraz dinleneceğim,” dedi ve yatak odasına geçti. Bizi yalnız bıraktı.
Merve bana yaklaştı. Dudaklarıma yapıştı. Uzun ve ıslak bir öpücükle başladık. Elimi crop’un altından göğüslerine götürdüm, sıkıca avuçladım. Merve inledi. Onu koltuğa yatırdım, mini eteğini beline sıyırdım. Tangasını kenara çektim ve amını yalamaya başladım. Çok ıslaktı.
“Ahh Tuna… Yala beni,” diye inledi.
Dilimi gezdirirken parmaklarımı içine soktum. Merve kalçalarını kaldırıyor, saçlarımı çekiyordu. Bir süre sonra sikimi çıkardım. Merve hemen ağzına aldı, derin derin emdi. Sonra kucağıma oturttu. Amına yavaşça girdim. Dar ve sıcaktı.
Merve kucağımda inip kalkarken göğüslerini emiyordum. Ritmi artırdık. Kalçalarına tokat atıyor, derinlere giriyordum. Merve’nin inlemeleri odayı dolduruyordu:
“Sik beni… Kocam yokken sik… İçime boşal!”
Onu domalttım, arkadan girdim. Sertçe çarpıyordum. Bir elimle saçlarını çekiyor, diğer elimle göğüslerini sıkıyordum. Merve şiddetle boşaldı. Ben de hemen ardından derinlere boşaldım.
Ter içinde sarıldık. Merve gülümseyerek:
“Gözde çok şanslı,” dedi.
Bir süre dinlendikten sonra Merve’yi arabayla evine bıraktım. Yolda elini bacağıma koymuştu. Eve vardığımızda dudaklarımdan öptü ve indi.
Sabah doktorun telefonıyla uyandık. Selin aramıştı ve beni tek başına çağırmıştı. Gözde’ye “Sonuçları tekrar konuşacağız, sen dinlen,” dedim ve hastaneye gittim.
Selin’in odasına girdiğimde gözlerim ister istemez tüm vücudunu süzdü. Önceki görüşmeye göre bugün daha rahat giyinmişti. Beyaz önlüğünün altında dar bir siyah etek ve göğüs dekoltesi oldukça açık krem rengi bir bluz vardı. Dolgun göğüsleri bluzun içinde belirgindi, ince beli ve kalçalarının kıvrımı önlükten bile belli oluyordu. Uzun bacaklarında ten rengi çoraplar, ayaklarında ise topuklu ayakkabılar vardı. Saçlarını açık bırakmıştı, hafif makyajı ve kırmızı dudaklarıyla çok çekici duruyordu.
“Hoş geldin Tuna Bey,” dedi gülümseyerek. “Otur lütfen.”
Karşısına oturdum. Selin bir süre dosyama baktıktan sonra ciddi bir ifadeyle konuşmaya başladı:
“Size kötü bir haberim var. Yapılan detaylı tetkikleri tekrardan inceledim ve maalesef tedavi olamayacaksınız. Bu durum kalıcı. Spermlerinizin kalitesi ve motilitesi çok düşük seviyede ve maalesef düzelme şansı yok.”
Dünyam bir kez daha yıkılmıştı. Sandalyeye gömüldüm, başım döndü. Selin hemen kalkıp yanıma geldi. Elini omzuma koydu, sonra yavaşça bacağıma doğru indirdi. Eli bacaklarımda geziniyordu.
“Üzülmeyin,” dedi yumuşak ama biraz da seksi bir ses tonuyla. “Bu aslında size bir avantaj da sağlıyor.”
Eli bacağımın iç tarafına doğru kaydı. Gözlerimin içine bakarak gülümsüyordu.
“Nasıl olsa istediğiniz herkesle sex yapıp hamile bırakma gibi bir derdiniz olmayacak. İçine boşalabilirsiniz… İstediğiniz kadar… Hiçbir risk olmadan.”
Sözleri hem şok edici hem de tuhaf bir şekilde tahrik ediciydi. Eli yavaş yavaş kasığıma yaklaşıyordu. Dr. Selin öne eğildiğinde göğüslerinin derin dekoltesi gözlerimin önündeydi.
Eli artık sikimin üzerinden hafifçe geziniyordu. Bakışları hâlâ gözlerimdeydi.
O an odada ağır bir sessizlik oldu.Selin’in parmakları pantolonumun üzerinden sikimi okşamaya devam ediyordu. Bu profesyonel doktor tavrıyla verdiği teklif hem tıbbi hem de çok kişisel bir hal almıştı.
“Eve gidip Gözde’yle konuşmam lazım,” diyebildim sadece.
Selin gülümsedi, elini yavaşça çekti ama parmak uçlarını kasığımda bir süre daha gezdirdi.
“Tabii ki. Ama isterseniz bir dahaki randevuda yalnız gelin. Daha detaylı konuşuruz.”
Klinikten çıkarken aklım karmakarışıktı. Hem kısırlık gerçeği hem de Selin’in tavırları… Eve döndüğümde Gözde’ye her şeyi anlattım. Selin’in eli bacağımda gezinmesinden de bahsettim.
Gözde bir süre sessiz kaldı, sonra gülümsedi:
“Demek doktor hanım da ilgilendi… Bu işin avantajlarını kullanmamız gerekebilir aşkım.”
Gözde bu duruma oldukça olumlu bakıyordu. Ben ise şaşkındım. Sonuçta o da çocuk istiyordu. Ama Gözde’nin gözlerinde bambaşka bir parıltı vardı.
“Belki de bu bizim için yeni bir kapı,” dedi gülümseyerek. “İstediğin gibi boşalabileceksin.”
Ertesi günü beklemeden “Hadi doktorun yanına gidelim,” dedi. Hazırlandı. Dar bir elbise giymiş, makyajını özenle yapmıştı. Yanımda kliniğe gittik.
Dr. Selin’in odasına girdiğimizde doktor biraz şaşırmış gibi baktı. Gözde direkt doktorun karşısına oturdu. Hesap sorar gibi bir tonla konuşmaya başladı:
“Demek kocamla ilgileniyorsunuz? Duyduğuma göre bacaklarına, hatta kasıklarına dokunmuşsunuz.”
Selin bir an bozuldu, toparlanmaya çalıştı:
“Yanlış anlaşılmış herhalde… Özür dilerim, profesyonel bir yardımdı sadece…”
Gözde gülümsedi ama bakışları kesindi:
“Madem bu kadar niyetlisin, devamını niye getirmiyorsun?”
Selin bir duraksadı. Gözleri önce Gözde’ye, sonra bana kaydı. Odada ağır bir sessizlik oldu. Selin derin bir nefes aldı, sonra koltuğunda arkasına yaslandı. Yüzünde profesyonel maske biraz eridi, yerine daha seksi ve cesur bir ifade geldi.
“Tamam… Dürüst olalım o zaman,” dedi yavaşça. “Tuna Bey’in durumunu öğrendiğimde evet, ilgimi çekti. Hem tıbbi olarak hem de kişisel olarak. İçine boşalma riski olmadan seks yapabilmek gerçekten bir avantaj.”
Gözde bacağını bacak üstüne attı ve gülümsedi:
“Peki ya ben? Ben de bu oyunun içinde olmak istiyorum. Kocamı başkalarıyla paylaşmak hoşuma gidiyor. Sen de bu oyuna katılmak ister misin Selin?”
Selin bir süre düşündü. Sonra dudaklarını yaladı ve:
“Burada olmaz ama özel bir randevu ayarlayabiliriz. Belki evimde. Hem Tuna Bey’in durumunu daha yakından inceleyebilirim, hem de eğlenebiliriz.”
Gözde bana döndü, elimi sıktı. Bakışlarında hem heyecan hem de şehvet vardı.
“Ne dersin aşkım? Selin’le ister misin ?”
Selin de bana bakıyordu. Önündeki düğmelerden birini hafifçe açmıştı. Dolgun göğüslerinin üst kısmı daha belirgindi.
O an karar vermem gerekiyordu. Bu yol nereye gidecekti, bilmiyordum. Ama hem Gözde hem de Selin’in bakışları çok netti.
Selin bir süre sonra masasındaki telefonu alıp resepsiyona kısa bir talimat verdi:
“Bugünkü randevuları iptal et. Acil bir durum çıktı. Klinik erken kapanıyor.”
Sonra bize dönüp gülümsedi:
“Gidelim o zaman. Evim yakın.”
Arabalarımıza bindik. Gözde ve ben Selin’in arabasına takip ettik. Modern ve şık bir sitede güzel bir eve geldik. İçeri girdiğimizde ev oldukça ferah ve zevkli döşenmişti.
Selin kapıyı kapatır kapatmaz topuklu ayakkabılarını çıkardı. Önce Gözde’ye, sonra bana yaklaştı.
“Burada kurallar basit,” dedi seksi bir sesle.
Önce Gözde’yi öptü. İki kadın uzun uzun, dilleri birbirine dolanarak öpüştü. Selin’in elleri Gözde’nin belinde, sonra kalçalarında geziniyordu. Ben onları izlerken sikim sertleşmeye başladı.
Selin bana döndü ve dudaklarıma yapıştı. Öpüşürken eli pantolonumun üzerinden sikimi sıvazlıyordu. Gözde arkadan Selin’in eteğini sıyırdı. Selin’in dolgun kalçaları ve siyah dantelli tangası ortaya çıktı.
Selin’i koltuğa oturttuk. Gözde Selin’in bluzunu çıkardı. Dolgun, ağır göğüsleri sütyenden taşmıştı. İkimiz birden göğüslerini emmeye başladık. Selin inliyordu:
“Ahh… İkiniz de çok ateşlisiniz…”
Gözde Selin’in tangasını çıkardı. Amı pürüzsüz ve ıslaktı. Dilimi amına götürdüm, uzun uzun yaladım. Selin kalçalarını kaldırıyor, Gözde’nin göğüslerini emiyordu.
Bir süre sonra Selin beni ayağa kaldırdı. Pantolonumu indirdi ve sikimi ağzına aldı. Derin derin emiyor, boğazına kadar indiriyordu. Gözde de Selin’in amını yalıyordu. İki kadın aynı anda inliyordu.
Selin’i koltuğa domalttım. Arkadan yavaşça girdim. Dar ve sıcaktı. Sertçe sikmeye başladım. Gözde de Selin’in başını tutmuş, amını yalatıyordu. Selin’in inlemeleri evi dolduruyordu:
“Evet… Sik beni Tuna… Karın izlerken sik…”
Pozisyon değiştirip Selin’i sırtüstü yatırdım. Bacaklarını omzuma aldım ve derin derin girdim. Gözde Selin’in göğüslerini emiyor, bir yandan da kendini parmaklıyordu.
Selin şiddetle boşaldı. Vücudu kasılıyor, amı sikimin etrafında sıkıca kavrıyordu. Ben de dayanamayıp derinlere boşaldım.
Üçümüz ter içinde, nefes nefese kaldık. Selin gülümseyerek:
“Bu daha ilk randevu… Bir dahakine daha hazırlıklı olurum,” dedi.
Gözde mutluydu. Başını omzuma yasladı:
“Bu iş hoşuma gitti.”
Eve dönerken aklımız hâlâ Selin’deydi. Bu yeni ilişki fantezilerimizi bambaşka bir seviyeye taşımıştı.
Birkaç gün sonra Gözde tekrar okula döndü. Ben de dükkana gitmeye devam ettim. Ama aklım hâlâ çocuk konusundaydı. Doktorun söyledikleri, Selin’in teklifleri… Ve en çok istemediğim alternatif: Gözde’nin başkasının spermiyle döllenmesi. Bunu ona açıkça söyleyemiyordum. İçimde büyük bir savaş vardı.
Eve döndüğümde Gözde gününü anlatıyordu. Önceleri normaldi. Okuldaki öğrenciler, dersler… Ama bir hafta geçtikten sonra konuşmalarında sık sık “Burak” isminden bahsetmeye başladı.
“Bugün Burak’la teneffüste sohbet ettik, çok esprili biri,” diyordu gülerek. Ya da “Burak arabayla bıraktı, yolumuz aynıymış.”
İçime bir kurt düştü. Sabahları daha özenli hazırlanıyordu. Saçını farklı farklı yapıyor, makyajını daha dikkatli yapıyordu. Bir gün Burak’ın fotoğrafını gösterdi bana. Yakışıklı, 25-30 yaşlarında, sporcu bir adam. Başka bir gün ise beraber çektirdikleri fotoğrafı gösterdi. İkisi gülerek poz vermişlerdi.
Yatakta bu konuyu hiç açmıyordu. Sadece “Seni seviyorum,” demeye başlamıştı daha sık. Bu cümle hem rahatlatıyor hem de içimi daha da karıştırıyordu.
Bir akşam yemekte yine Burak’tan bahsetti:
“Burak bugün bana kahve ısmarladı. Çok kibar gerçekten.”
Ben sadece “İyi olmuş,” diyebildim. Ama içim içimi yiyordu. Acaba Gözde bunu bilinçli mi yapıyordu? Çocuk konusunu çözmek için mi? Yoksa gerçekten samimi bir arkadaşlık mıydı?
O gece sevişirken Gözde daha tutkulu davranıyordu. Üstüme oturup inlerken kulağıma fısıldadı:
“Seni çok seviyorum B... Tuna. Ne olursa olsun.”
Gözde benim altımda inlerken, acaba onu mu düşünüyordu?
Ertesi sabah yine özenli hazırlandı. Kapıdan çıkarken dönüp bana sarıldı:
“Akşam görüşürüz aşkım.”
Kapı kapandıktan sonra dükkanda bütün gün aklım ondaydı.
Bu durum gittikçe büyüyordu. Gözde alternatiften açıkça bahsetmiyordu ama adımları yavaş yavaş o yöne gidiyordu. Ben ise sessizce izliyor, içimdeki kıskançlık ve tuhaf heyecan arasında gidip geliyordum.
Posted Jul 8, 2026, 12:05 PM UTC