İngilizce Hocasının Genç Sikicisi B19
BÖLÜM 19 [ÖZNUR'A VERİLECEK BİR DERS]
Ayça yanımdan ayrılmış, bense duş sonrası uyumuştum. 6 saatlik bir uykuyla beraber erkenden kalkmıştım bu sabah.
Her şey bir garip gelmişti gözüme. Yorgun değildim ama yataktan da kalkasım yoktu.
Sabah daha saat erkenken acaba denize mi girsem diye düşünüyordum. Aslında mantıklı olabilirdi?
Durmadan paso seks yani... Aslında kalan şu kısa vakitte bari gireyim!
Ayağa kalkıp dolabımı açtım.
Mayomu altıma giydim, bir havlu ve de su geçirmez kolluklardan almıştım geçen merkeze inince, onu da koluma taktım.
Çıkmadan hemen önce Suna'ya her şeyi yazdım endişe etmemesi için. Videoları yolladım ve kameraları şarja taktım.
Son kez üstümü kontrol ettiğimde eksik yoktu.
Kapıyı açmamla karşımda Öznur'u gördüm. İlk baş bakıştık, ses seda yoktu ikimizden de.
Öz: Günaydın Hakancığım...
“Günaydın Hocam!”
Bakışlarında bir tatlılık vardı. İkimizin de hareketsiz durması, bir şeylerin göstergesiydi!
Bu sefer ben ona adım atayım.
Aynı onun bana yaptığı gibi yaptım. Dibine sokuldum ve kokusunu içime çektim. Nefes alış verişi artarken ben de güldüm ve asansörlere doğru ilerledim.
Neyse ki asansör bizim kattaydı. O sebeple düğmeye basınca kapı açılmış ve ben de içeri girmiştim.
Tam kapı kapanacaktı ki, bir el uzandı.
Kafasıyla aradan utangaç biçimde bakarak Öznur da içeri girdi. Elleri önünde birleşmiş, göz alıcı bikinisinin üstüne pareo giyip sergilemeye başladı kendisini.
Kapı yavaşça kapanırken, göz ucuyla bana baktı.
İşte o vakit direk dibine girdim. Ellerim boğazına kayarken onu asansörün köşesinde sıkıştırdım.
Öz: Ha-Hakan...
Nefesleri sık ve hızlıydı. Gözlerime bakamıyor, ellerini göğüs kafesime yaslayarak dudağını ısırıyordu.
“Nereye böyle?”
Öz: Yü-Yüzmeye...
“Bensiz yani?”
Öz: Haber vermeli miy-...
“Ne dedin sen?”
Öz: H-Hiç sen yanlış duy-...
“Şşh! Öznur, sen benimsin. Bu sebeple bir yere giderken haber vereceksin bana. Ne çabuk unuttun?”
Öz: Özür dilerim.
Sesi titriyor, gözü kayıyordu mayoma. Durum hoşuna gitmişti.
Bir elim göğüs kafesine doğru kaymıştı ve bikinisinin ipli kısmını çekip, aniden bıraktım.
Öz: Ayhh...
Şaak diye bir ses gelmiş, Öznur dudaklarını ısırarak derin bir nefes veriverdi.
Kapı açılır...
“Düş bakalım önüme Hocam!”
Öznur önüme geçti ve ben de o tam çıkarkan, kıçına güzel bir tokat patlattım.
Omuz hizasından bana bakarken, gözlerinde sadece arzu'nun ateşi yanıyordu.
Öyle bir ateşti ki, koca götünü kıvıra kıvıra yürümeye başladı. O yürürken bense onun dibinde kısık sesle konuşuyordum.
“O götünü parçalayacağım senin! Seni sertçe ezeceğim dolgun orospum!”
Yüzü güldü...
Öz: Neredesin sen? Hayır işin komik kısmı karşılıklı odalardayız bide?
Sesinde gariban ve mağdur bir hâl vardı.
“Doyurulmak istiyorsan eğer bekle ve sadece yürü!”
Hemen susarak bana katılmayı tercih etti. Kendisi ile dışarıya baktığımızda sakin bir hava vardı.
Sık ve hızlı adımlar atıyorduk.
Biraz yürüdükten sonra plaja gelmiştik. Sabahın serinliği ve suyun çarşaflğı mükemmeldi.
Etrafta neredeyse kimse yoktu. En yakın kişiyle bile aramızda 50 metre vardı galiba.
Öz: Burası biraz fazla kalabalık, ilerilere gidebilir miyiz?
Niyetini anladığım için “Hay, hay!” diyerek beraber yürüdük. Yaklaşık 20 dakika süren bir yürüyüşün ardından, hafif kuytu bir yere geldik.
Bir tarafımız ağaçlar, diğer tarafımız kum ve deniz.
Öznur kuytu gölgeliğin altına havlusunu serdi ve üstüne taş koydu. Ben de yanına sererek aynısından yaptım.
Böyle yapmakla birlikte, bana sarıldı ve kafasını göğüs kafesime bastırdı.
Öz: Seni çok özledim...
İşaret parmağımı çenesine attım. Baş parmağım ise dudaklarında dolaşmaya başladı. Kısa tırnaklarımla o tatlı dudaklara bastırdım parmağımı.
Öz: Mhmm... Şuan oraya, parmağın de-değil... Sikin sürtmeliydi Hakan!
Alnımı alnına yasladığımda o sıcak nefesini hissettim.
Gözlerime baktıkça o küçük göz bebekleri iki katı büyüdü.
Öz: Şuan burada yapalım, ne dersin? (Bunu derken eli aşağı kayıveriyordu)
“Şşh! Yok öyle hemen! Önce denize girelim, sonra bunları yaşarız!”
Öz: A-Ama Hakan! Lütfen...
“Mızıkçılık yok Hocam! Hadi, hadi!”
Elimi uzattım ve kafamla "gidiyoruz!" der gibi hareketlendim.
Elini, elime attı ve benimle denize girdi.
Su her adım atışımızda yükselirken, Öznur bana teması eksiltmiyordu.
En sonunda ayaklarımız yerden kesildiği an, ilk gün olduğu gibi yüzmeye başladık. Bu sefer ne deniz gözlüğü, ne de gopro vardı.
Beraber dalıyor ve resifleri izliyorduk. Arada bir kıyıdan uzaklığımızı ölçmek için de yüzeye çıkıp bakıyorduk ki, fazla uzaklaşmayalım.
Suyun altındayken, bir ara Öznur bana yaklaştı ve sarıldı. İkimiz de dibe doğru yol alırken, suyun içinde dudaklarıma bir gupse bıraktı.
Yüzündeki tatlı gülümsemeden sonra, yüzeye çıkarken yukarıdan bana bakıyordu.
Bense onunla beraber yüzeye çıktığımda farketmiştik ki, ikimiz de uzaklardaydık.
Öz: Fazla açılmışız...
“O zaman dönelim artık! Yoksa gizli bir akıntıya falan kapılırsak, işimiz zor.”
Öz: Tamam.
Derin nefes aldık ve suyun altında hünerlerimizi konuşturarak yüzüyorduk.
İkimiz de anlamsızca bir yarışa girdik zamansızca.
Yüzeye aynı anda çıkıp nefeslenirken bile ikimizin yüzünde adi ama komik bir gülümseme ve de birbirini ezme çabası vardı.
“Bunu yapmak istediğine emin misin?”
Öz: Ben eminim, geri de adım atmam.
“Ben hiç atmam!”
İkimiz de derin nefesimizi almakla beraber, daldık ve başladık. Suyun altında süzüle süzüle yüzerken, Öznur bazen önüme geçiyordu.
Sıra ile birbirimizin önüne geçsek de son düzlükte ben hızımı arttırıp kalan nefesimle beraber yüzmeye devam ettim.
İkimizin de verdiği çaba sonucu ayakları yere basan ve denizden ilk çıkan ben olurken, o da arkamdan kahkahalar atarak geldi.
“Kaybettiniz Hocam!”
Öz: Ama sen hile yaptııın...
“Ağlıyorsunuz gibi?”
Öz: Aaa öyle mi oldu şimdi beyefendi?
“İçinden geçtim hocam. Hem de bu konuda bile!”
O an Öznur sustu ve baktı. Lâkin sadece bununla kalmadı ve üstüme atladı.
Öz: Lütfen...
“Ne oluyor Öznur?”
Öz: Yanıyorum, yanıyorum Hakan! Baksana bize. Bırak şu kızı dön benimle mutlu ol artık.
İşin rengi yine değişmişti...
“Beni ondan uzak tutamazsın ama kendinden de öyle Öznur!”
Bilerek huyuna gidiyordum ki, konuşma ve yakınlaşma devam etsin.
Öz: Sahibim ol. Lâkin onunla olma Hakan... Biz birbirimize daha layık insanlarız.
Kucağımdan indi ve duraksadı. Yumuşak eli mayo'mun içine kaymıştı.
“Kaşınıyor gibisin.”
Öz: Sikindeki dölleri sömürmek istiyorum. Götümün içi bile yanıyor, doldur da sönsün...
Çok iddialı ve seksi konuştuğunu kabul etmeliydim. Sikim bu tavrı karşısında zımba gibi olmuş, suyun soğukluğuna rağmen ısınmıştım.
Etrafıma biraz bakındım önlem olsun diye.
Zaten havlular zaten ağaça yakındı arkasında ise hafif eğimli bir kısım vardı.
Elini tutarak oraya yöneldik ve ağaca yasladım onu.
O ise vahşi iç halini bana yansıtmak için uzun tırnaklarını sırtıma geçirmişti.
Ben de fırsatı değerlendirerek, elimi bikinisinin ip kısmına attım.
Küçük bir kısmı çözmemle yere düşerek, beni koca memeler karşıladı.
Öz: Sikini sıcak amıma sokacak ve sularınla ıslatacaksın beni anladın mı?
“Şşh! Sen benim malımsın, ben senin sahibinim. Unutma olgun kaltak!”
Öz: O zaman sik şu malını da sahip olduğunu hissettir!
Hemen onu yere bıraktım ve saçlarından asılarak köpek gibi çömelttim dizlerinin üzerine.
Elleri mayoma kaydı ve çekip çıkarttı. Bu sırada sikim çenesine ve burnuna çarpmıştı.
Öz: Çok büyük ve güzel, özlemişim...
Ağzını açtı ve hiç konuşmadan sikimin hepsini aldırmaya başladı. Önce dili kafasına değerken, ağzından içeri kaydıkça gövdesine dokundu.
İleri geri yaparak dondurma gibi emerken, eliyle de taşaklarıma masaj yapmaya başladı.
Öz: Mhmmm! İşte buna bitiyorum ben!
Diliyle bir yılan kıvraklığı edasıyla sikimin köküne kadar yalayıp, aniden ağzının içine aldı tekrar ve iyice sokmaya çalıştı.
“Ha siktir beeh...”
Bense gözlerimi kapatıp ellerimi Öznur'un kafasında birleştirmiştim.
Ufak zorlamalar yapan Öznur nihayetinde boğazına kadar sikimi indirince, burnu tenime değmişti.
Gözlerimi açıp baktığımda sadece duruyor ve ağzının kenarında taşaklarıma o salyaları akıyordu.
“Yeter bu kadar!”
Saçından çekerek sikimi ağzından çıkartınca, sikimin kafası ile dudakları arasında aynı bir ip misali salyası uzanmıştı.
“Kalk hemen!”
Öznur ayağa kalkınca onu yüzü ağaca değecek şekilde yasladım ve belinden bükerek, götünü ortaya çıkarttım.
“Bu deliği yoklamak lazım!”
Öz: Hakan, Hakan n'olur burada olmaz...
“Sen sus ve kendini bana bırak Öznur!”
Öz: Hakan lütfen... (Sesi inceldi ve endişesi arttı)
Tavrına rağmen sikimi elime alıp, önce göt yanaklarına sürttüm. Sikimin kafası tatlı ve yumuşak yanaklara değerken durmadan ısrar ediyordu.
Öz: Yapmayacağız dimi? (Sesindeki ısrar ve acizlik hissedilebilir durumdaydı)
“Peki, peki... Ama sonra alacağım!”
Aslında öyle olmayacaktı. Amcığının nemi ve sıcaklığıyla sikim kaygan hale gelecekti.
Sonraki aşamada ise götünün deliğine baş parmağımı sokarken, ayriyeten o rahatladığı an sikim girecekti...
Sakince sırıtmadan sikimi sokmak için bikinisini araladım ve iki tertemiz deliği ortaya çıkarttım.
Öz: Amcığımı sertçe sik lütfen...
Götünü sağa, sola sallıyordu!
Sikimin kafası am dudaklarına paspas çekerken hafiften içeri sokmaya yeltendim.
Deliği artık alışık olduğundan yavaşça başlayan girişimde yarısına kadar sokunca durdum. İki elimi de kalça kenarlarına sıkıca sardım.
“İçine al!”
Öznur omuz hizasından gülerek baktı ve kalçasını bana doğru ittirdi.
Bu hamleyle sikimin kalanı da amcığına girmiş, duvarlarına sürtüvermişti. Amansızca ileri geri yaparken götü kasıklarıma kadar vuruyordu.
“Aferin olgun orospum... Ooh! İşte, işte böyle!”
Öz: Kendimi sana si-siktirmeyi... Ooof! Ç-Çok seviyorum Hakan!
“Durma, durmaa!”
Öznur kendini bana siktirirken baş parmağımı yaladım nedeni de basit. Çünkü göt deliğinden içeri ittirecektim.
Öznur her çarpışında tenime, o tatlı amcığı sikimi köküne kadar aldığında bir elimle kıçına tokatlar vurmayı da ihmal etmiyordum.
Baş parmağımın ilk boğumu götünden içeri girince, Öznur başta tepki vermedi. Onun tek derdi amcığını doldurmaktı.
Sonra zorlayarak ikinci boğumu sokarken, yavaşladı ve dudaklarının arasından iniltiler haykırmaya başladı.
Öz: Hakan, ooof...
“Şşh! Durmak yok demedim mi? Sen devam et. Ben ileri gitmiyorum sürtük.”
Kafasını ağaca yasladı ve “Sikin içime patlamalı!” diyerek devam etti.
Ben planıma devam ederken, ikinci boğum da girmişti!
Baş parmağımı ileri geri yaparak aynı sikimle senkrone ilerliyorduk.
Parmağı götünün içinde, sikim de amcığında. İşte gerçek bir arzu böyle resmedilmeliydi...
Amcığı artık kasılıp gevşiyordu Öznur'un yılan gibi kıvranıyordu vücudu.
Amcığının o sıcak ve ıslak yapısı sikimi bir hayli kaygan hale getirmeyi de es geçmemişti.
Kalçasına vuran elimle beraber götü kıpkırmızı kesilirken, elimi oradan çekip karnının altına koydum.
Öznur'un ise hali kalmadığından bayrağı ben alıp içine sertçe köklemeye başladım.
“Ooff! Amcığın öyle sulanmış ki, resmen kayıyor Öznur!”
Öz: Mhmmğmm... Oooğğf! Hakan, HAKAAN...
“Gel hadi Öznur, sıcak sularını sal sikime orospum!”
Kulağına iyice eğildim ve nefesimi vererek “Hadi yapabilirsin benim olgun fahişem... Sikimin içine vuruşlarına odaklan!” demiştim.
Öznur bir elini bacağıma atmış tırnaklarını bastırırken, diğer elinin parmaklarını ısırdı. Lâkin tam da kasılmalar kendini gösterirken, büyük haykırma başladı...
Öz: HAKAAAAĞN! UUUĞFFF, AAAAAĞĞH...
“Ooof! B-Böyle işte! Aferin kedicik, akıt içindekileri...”
Öz: Iıığğğh!
Yere düşecek gibiydi ama karnına sarıldığımdan dolayı yere yapışmıyordu. Boşalması bitince yüzünde tatlı ve şevk dolu gülümseme belirdi!
Öz: Beni mahvettin...
“Hayır, hayır... Daha değil!”
Öz: Ne demek bu?
“Şu demek!”
Sikim amından çıktığı gibi hafifçe oynadığım götünün girişine dayayıp duraksamadan ittirmeye başladım!
Öz: Yapma... Yalvarırım!
Öznur hemen kendini sıkarak koruma altına almak istese bile, benim için durmak hata olurdu!
“Ya rahatça girişini hissedersin! Ya da amını siktiğim gibi o götünü de sikerim Öznur! Şimdi ya kabullen ya da acıyla ezil!”
Öz: L-Lütfen...
“Ağlamak yok! Yolumdan dönmeyeceğim kedicik, imkânı yok!”
Öz: Yapma köpeğin olayım... Kimseye elletmedim orayı, söz sana vericem!
O dominant kadın artık tamamen sökülüp atılmıştı benim tarafımdan bugünle beraber.
Öznur artık iyice kaderi değişmesi için yalvaran, sik sarhoşluğu geçirmiş bir orospu olurken, ben de onun sahibi olmuştum.
Ama hangi tür sahip, ona böyle bir özgürlük verir ki?
“Sana böyle bir hak tanımayacağım!”
Öz: Ha-OĞĞĞĞFFF! ACIYOOOOOĞ...
Belimden aldığım kuvvetle sikimi ittirdikçe hafifçe alışmış götü sikimi zar zor kabulleniyordu.
“Bu iş böyle olmaz Öznur!”
Öz: Zorlama a-artıık...
“Yarak Kısmet olduysa taşaklarım da tenine şaklata şaklata vurur Öznur!”
Derin bir nefes aldım ve Öznur'u sıkıca tuttum. Parmak uçlarımı iyice bastırmıştım.
Hafif sikimi geri çektim çünkü sırası gelmişti.
Ardı arkası kesilmeyecek bir kuvvet vererek, zorlamayla beraber sikimi iyice ittirmiştim.
Nihayet çabam sonuç vermiş, son gerilmeyle köküne kadar almıştı o koca götü sikimi.
Öz: AAAAĞH...
“Bağırma sürtük, bağırma! Duyacaklar!”
Öz: ÇIIKAAAĞRT...
“La sus!”
Öz: Götüm yanıyor...
“Öff çekilmezsin böyle!”
Elimi ağzına attım ve dişlerimi omzuna geçirdim. Öylesine sert ısırıyordum ki tenini, dişlerim sanki etini delip yaracaktı.
Ayrıca sikimi ufak bir beklemeyle beraber ileri geri yaptırarak içinde alıştırıyordum.
Öznur acıdan haykırmak istiyor ama haykıramıyor, elleriyle resmen ağacı kazıyordu. Lâkin güldüm ve geri çıkartarak tekrar kökledim.
Sonra yine, sonra yine... Her sikim kayışında, artık alışıyordu. Ufaktan mırıldanıyor, terler denizin tuzuyla karışarak akıyordu.
“Dapdarsın be Hocam...”
Elimi ağzından çektiğimde kesik kesik konuşuyor ve inliyordu. Arada bir hâlâ “acıyor!” dese bile, bu zevk onu da kontrolüne almıştı.
Sikim götünün içini yırtarken, gerilerek koyuyordum ona ve göt yanakları ile kasıklarım birbirine çarpıyordu.
İçimdeki ateş sebepsizce artarken, taşaklarım hareketleniyor, sikimin kafası sanki gıdıklanıyor...
Sanki gözlerime bir ağırlık çöküyordu, etraf aniden sıcaklaşmıştı.
Öznur'un omzunu ısırmayı bıraktım ve elimle suratını çevirdim. Onun da gözleri kaymış, titriyordu.
Yapıştım dudaklarına ve uzun uzarcasına öpmeye devam ettim.
Öpüşürken kayan dilinden akan sıvılar dilime akarken, kendimi biraz daha sona yakın hissettim.
Ellerimi karnında sıkıca birleştirirken Öznur öpüşmeyi bıraktı ve “boşalt ne kadar varsa, durma!” diye beni gaza getiriyordu.
“Geliyorum Orospu!”
Öz: Dölle lütfen götümü Hakan... Bakireliğini aldığın bu olgun götü, döllerinle süsle!
“Yapıcam! Ooohh...”
Belim artık yabaş vuruyordu tenine, kendimi zorluyordum içine girmek için.
“G-Geliyorum...”
Öz: Hocanı dölle, doyur içimi lütfen Hakan!
“Hocam, benim olgun fahişem... Ho-Hocam, hocaam!”
“OOOOOOUĞĞH!”
Son bir darbe ile inen vuruşum, götünün derinliklerine indirmişti sikimi ve tazyikle akarcasına döllerim fışkırmaya başladı.
İçini resmen sulama kanalına çeviriyordum. Bütün döllerim akarken, o ise dudaklarımı öpüyor ve saçımı okşuyordu...
Dakikalar sonra...
“Uzun zaman sonra güzel oldu!”
Öz: Götüm acıyor ama hâlâ!
“İşin tadı bu ama Öznur!”
Öz: Resmen ezildim altında...
“Hakettiğin buydu! Biraz geç geldi ama dediğim gibi. Lâkin senin aslın bu, unutma! Sen bir kediciksin, bense senin sahibinim Öznur!”
Öz: Ben bunu kabullendim tamam ama sen gerçekten beni boşluyorsun Hakan!
“Ne gibi mesela?”
Öz: Beni bu sıralar ihmâl ediyorsun, bir şeyler yaşayamıyoruz! Şunun şurasında 2 gün kaldı?
“İhmâl etmiyorum, sadece bir şeyler yaşamaya vaktim yok Öznur.”
Öz: Ayça ile yaşıyorsun ama?
Bunu demesi ile bilerek şaşkın bir hâl aldım ki, sonra ne diyebilir öğreneyim!
“Sen nereden biliyorsun bunu?”
Öz: Duydum. Belki de tüm otel duydu. Beni Suna ile ve Suna'yı da Ayça ile aldatman kulağa garip geldi.
“Sen bunu madem biliyorsun, niye aynı yerdeyiz o zaman?”
Bu öyle bir şeytandır ki, kesin aklında bir plân vardı.
Öz: Sana bir teklifim var da ondan.
“Hocam siz bana ne teklifi yapabilirsiniz ki?”
Öz: Ya bugün Suna ile ilişkini bitirirsin ve bunu benim önümde yaparak, ona sırtını dönersin?
“Bu olmaz geç bunu sen!”
Tam da istediğimiz kıvama gelmişti Öznur. Beklenilen teklifi biraz zaman geçse de yapabilmesi başarılı!
Öz: Bunu diyeceğini biliyordum. O zaman güzel kızımız Ayça seninle birlikte olduğunu ona söyler. Sen de aldattığın için onun yüzüne bir daha hiç bakamazsın!
“Ya ne saçmalıyorsun sen?”
Harbi ne diyordu bu amk? Kendisi beni böyle korkutabilecek birisi miydi?
Öz: Ayça'yı ben kullandım Hakan!
İşte şimdi kulağıma gerçekten ilginç ve sıradışı gelen cümle söylemişti...
“Saçmalıyor musun sen?”
Öz: Genç ve tatlı bir kız, sevgilisi ona ilgi vermiyor ya da öyle görünmek zorunda kaldı...
“Egemen ile konumuzun ne alâkası var?”
Öz: Aslında o olmasa plânım işe yaramazdı Hakan. Sen benden gidince, Egemen şansını denemek istedi.
Sessizce onu dinliyordum, çünkü konu gerçekten önemliydi.
Öz: Egemen sen değildi...
“Biraz anlamıyorum, düzgünce söyle şunları!”
Öz: Öff tamam! Yani senin gibi çekici, akıllı, bana karşı durabilen, bana haddimi bildiren birisi değildi. Hatta siki kalkmadı ve bir şey yaşamadık.
“Şaka mı yapıyorsun?”
Öznur iyice yakınlaştı ve eliyle dudağımı kapattı.
Öz: Hayır, hayır! Seni aldatmadım... Sadece onun bazı görüntülerini çekip, tehdit ettim. O da sana olan kini yüzünden, benim tarafımda olmayı da kabul etti!
“Her şey yalandan ibaret ve kurmaca mıydı?”
Öz: Her şey benim Suna'ya karşı olan oyunumun bir parçasıydı. Ayça'yı ikna etmek zor olmadı. Egemen onun saflığını kullanıp nude görüntülerini yaymakla tehdit etti.
Öğrendikçe cidden hem şaşırıyor hem de gülmek istiyordum. Ayça gerçekten bir kurbandı ama bir yandan içinde yanan ateş vardı.
“Beni sevmedi mi diyorsun?”
Öz: Aslında sana cidden aşık ama tasmalı bir köpeksen, ihanet edemezsin Hakan...
“Cidden şaşırdım. Ama helâl olsun! Başarılı...”
Öz: Şimdi onu bunu bırakalım, senden isteğimi yerine getir ve Suna'yı bırak yoksa Ayça ile ne yaptığınızı herkes öğrenir.
“Ben ortada net bir şey göremiyorum!”
Öz: Şey kendisi ses kaydı aldı ve biraz bunu söylemek istemiyor. Lâkin ben söyledim işte.
“Ses kaydı?”
Öz: Teknoloji aşkım! Böyle nimetleri var işte...
“Ya sen tam bi-...”
Öz: Lütfen küfür etme. Hem bir teklifim daha var!
Bu sefer ne teklifi olabilirdi?
“Söyle hadi bunu da!”
Öz: Ayça da senin olacak Egemen'e yaptığım şeyler hoşuma gidiyor. Seni ezemiyorum ama onu ezerek sana yapamadıklarımın acısı çıkıyor!
“Cidden mide bulandırıcısın Öznur!”
Öz: Neyse... Sen bu teklifi düşün, bu akşam yemeğe kadar vaktin var yoksa ses kaydını Suna öğrenir, sen de adi bir şerefsiz damgası yersin.
Yanağımı öptü ve yanımdan ayrıldı. Bense yere çömelmiş, ağaca yaslanmıştım.
Bu durum hem bana komik hem de şaşırtıcı gelmişti, bizim kurduğumuz planı bilmeden bize karşı benzerini kurmuştu Öznur.
Fakat bu yolun sonunda kaybeden o olacaktı, tabii biliyorsa değil mi?
Ama sanmam...
Ben de hemen kalktım ve tişörtü giyip otele doğru döndüm. Dönerken de biraz dışarıdaki banyo kısmında üstümü su ile temizledim.
Odaya dönünce ilk yaptığım şey gerçek bir duş almaktı.
Kısa ama güzel bir duş sonrası telefonu açtım ve Suna'yı aradım.
“Alo!”
Su: Selam bitanem, videolar çoook iyi...
“Videoyu boşver söylemem gereken şeyler var.
Su: Geleyim o zaman?
“Odada olmaz, kuytu bir yerde konuşalım. Gerçekten çok şaşıracaksın.”
Su: Tamam kapatıyorum, hemen gel.
Yaklaşık 10 dakika sonra Suna ile buluştuğumuz vakit konuyu konuşmuştuk.
Su: Vay orospu vay!
“Hem de ne orospu!”
Su: Biraz hafife aldım, kabul ediyorum. Ama hâlâ biz ondan 3 adım öndeyiz.
“Aşkım öndeyiz ama cidden bu akşam napacağız? İnandırıcı olmalıyız!”
Su: Eminim ki Öznur bu anı görmek ister, yoksa inanmaz. Beni tanıdığını sanıyorsa, sana tokat atacağımı da zannediyordur.
Su: Bırakalım da onun gözleri önünde seni kaybediyorum sansın, beni de ezmeye çalışsın. Ben sana iki tane ilaç vereceğim, vakti gelince kullanacaksın.
“Ne vakti?”
Su: Yüzdük, çok yüzdük ve kuyruğuna geldik. Artık son perde için geç kalmadık mı aşkım?
Suna mantıklı ama ayrıca da riskli şeyler söylüyordu. Ben onun kadar bu riskleri alabilir miydim? Muamma...
“Son perdede sence ne olacak?”
Su: Egemen ezik duygularıyla beraber Öznur ve senin sikişmeni izler ya da kendi sevgilisinin senin altında ezilmeni isteyecektir.
“Gavatlığını açığa çıkartacak diyorsun.”
Su: Evet, diyorum. Ama senden bir ricam var.
“Söyle bebeğim?”
Su: Beni bu yemek sonunda öyle bir ez ki, onun karşısında cidden yıldım, kaybettim ve vazgeçtim zannetsin.
“Aşkım düz olmaz mı? Bu kadar ağıra gerek var mı?”
Su: Şşh! Her şey bu ideallerimiz için bitanem...
Suna beni dudaklarımdan öptü ve sonra “seni seviyorum, hadi artık bitirelim şu tatili!” diyerek, yanımdan ayrıldı.
Bende hâlâ iç burukluğu vardı o gidince anladım.
Sevdiğim kadına o istemesine rağmen ağır şeyler söyleceğim ve sonra hiçbir şey olmamış gibi devam edeceğiz?
Ama ya bükülürsün, ya da direnirsin. Hayat böyle, akışına göre ilerleyip çözmeliyiz...
Odama geri döndüğüm vakit, kapının önünde Ayça ile karşılaştık. Beni görünce yüzü düştü ama sarıldı.
Ay: Cidden böyle olsun istemezdim...
“Sen beni yanılttın Ayça!”
Ay: Lütfen deme şöyle, hem burada konuşmayalım içeri geçebilir miyiz?
“Yapabilir miyiz sence?”
Ay: Lütfen sana yalvarırım, ailemin üstüne yemin ediyorum mecburdum!
Kapıyı zaten açacaktım ama böyle yapınca, vicdanım darbe yemişti ucundan.
“İyi geçelim içeri!”
Odaya geçtiğimizde o kanepeye ben de yatağın üstüne oturdum. Bana mahcup bir şekilde bakarken eli ayağına dolaşıyor ve utanıyordu.
Ama bu utangaç hali bile beni felfena yapmıştı...
“Anlatacak mısın?”
Ay: Nasıl yapacağım bilmiyorum.
“Umrumda değil, seni bekleyemem! Şimdi anlat!”
Ay: Mecburdum... Ç-Çok özür dilerim! Egemen, E-Egemen beni tehdit etti! So-Sonra Öznur benim etrafımda belirdi!
“Öznur etrafında dolanacak ve sen bunları öğrenip, onun planında neden olduğumu da bileceksin. Ama boyun eğerek, yardım mı edeceksin?”
Ay: Yapmazsam ailem öğrenir, herkese gösteririm dedi Egemen! Öznur da bu işin parçası.
Ay: Ailem, ailemi bilmiyorsun... Beni mahvederler Hakan...
Ayça'nın gözleri kızardı, sesi tiz bir ton alarak ağlamaya başladı. Gerçekten de insan insanın kurdu olduğunu bir sefer daha görmüştüm.
Ayça tepki olarak cidden gerçekçiydi. Kandırıyor gibi durmuyordu...
“Ağla, iyi gelecekse ağla...”
Yanına oturdum ve ona sarıldım. Sıkıca sardım onum etrafını kendimle. Başını omzuma dayamış hüngür hüngür ağlarken, yanağımı öpmeye başladı.
“Ayça...”
Ay: Gerçekten tek bildiğim şey, senden pişman olmadığım. Se-Seninle yaşadığımız her şeyden zevk aldım, ilk kez kendimi özgür ve birine ait hissettim Hakan...
“Şşh! Geçti, her şey geçti Ayça.”
Ayça dudaklarını iyice dudaklarıma kaydırarak yaklaşırken bana güzel sözler de söylüyordu.
Ay: Yaşadığım cinsel ilişkide ilk defa bu kadar kadın gibi hissettim. Senin beni sarsman, kaldırman ve o kuvvetinle ezmen...
“Tamam Ayça!”
Ay: Senin olduğuma dua ediyorum...
“Ay-...”
Dudaklarıma yapışmıştı artık ve ağlayan gözlerle beni öpmeye devam ettiğinde, üstüme ağırlığını verdi.
Ay: Yalvarıyorum beni Egemen'e maruz bırakma. Ben onunla değil mmmhm... S-Seninle mutlu olmak istiyorum Hakan!
Bunları söylerken eli yavaşça üstümdekileri çıkartmaya yelteniyor ve bense ona bu amacında yardım ediyordum!
¦DEVAM EDECEK¦
Posted Jul 11, 2026, 9:04 PM UTC