r/felsefe•
khanccc

Gerçek Öz ve Sen / Aydinlanma

varlık • ontology

Sadece gözlerini kapat ve düşünceleri, imgeleri veya geçmiş deneyimleri izle. Bunların hepsi boş bir alandan doğar.

Bir yerin ağrıdığında ya da çişin geldiğinde, acının ya da tuvalete gitme hissinin farkında ol; ama buna "çişim geldi" veya "canım acıyor" diye isim takma. İsimlendirmeden ve etiketlemeden sadece acının farkında ol. O zaman deneyimlerin bile o boş alandan doğduğunu göreceksin.

Ìşte özün O. Eğer "Bu nasıl mümkün olabilir?" dersen, bak yine başlangıca dönüyorsun; bu da bir düşüncedir, farkında ol.

Öyleyse, orada hiçbir şey yoksa; doğumdan öncesi, şu an veya ölümden sonrası arasındaki fark nedir? O nasıl ölebilir ki?

Bu yüzden aydınlanma ya da ne Olduğunun farkına varılması; her zaman ne isen O olmaktır.

Bu durumda zihin yine çalışır, beden yine hareket eder, güneş yine doğar ama Sen bunların kaynağısın.

Ve boşluğu hayal etmeye, hissetmeye ya da deneyimlemeye çalışma. Başlangıçta dediğim gibi, bunların hepsi zihin faaliyetidir. Sadece ve sadece farkında ol. Ya ki farkinda olanda ölene kadar...

Çünkü ne Olduğun şey bir eylem, bir his ya da bir deneyim değildir. O, tıpkı doğumdan önceki gibi sadece "Var Olma" durumudur.

Bu nedenle bu durum ego için, yani bedenin kontrolcüsü için bir yok oluş / ölümdür. Beden ve zihin kendiliğinden işlemeye başlar. Ve Sen, her zaman Sen olarak kalırsın.

Aydınlanma ya da senin tüm hayat hikayen sadece bir zihin faaliyetinden ibaretti.

Çoğunuzun kafası karışık ya da bir şey olmaya çalışıyor, hatta "Var Olmak" bile olmaya çalışıyor:

Nasıl bir şey olduğunu açıklamanın tek yolu şudur: Fiziksel doğumdan öncesi bir "yokluk" değildir, senin Hakiki Doğandır. Ya da hiçbir bağlanmanın gerçekleşmediği o derin uyku anıdır; beden nefes alırken, organlar çalışırken yok olan şey ego için yok oluştur. Ama Sen; hiç hareket etmemiş, hiç deneyimlememiş olan o "Var Oluş"sun. Kontrolcü ölür, dolayısıyla bu cümleleri okuyan kişi ölür; beden ve zihin bağımsızca hareket eder veÖzün sadece Var olur.

Halk arasında; fiziksel ölümden önce ruhun bedenden ayrıldığı, Tanrı'nın Hz. İsa'yı çarmıha gerilmeden önce yanına aldığı, Hz. Muhammed'in okuma bilmediği için Kuran'ı yazmadığı, onu Allah'ın yazdırdığı söylenir.

Dolayısıyla sorulan sorular, sinirlenmeler, öfkelenmeler, "Aha aydınlanma kulağa hoş geliyor hadi deneyelim", "Hadi derin düşüncelere dalalım", "Aha faturaları nasıl ödeyeceğim?", "Bu iyi, şu kötü", "yok intihar edicem, yok ölümden sonra hayat var, yok şuna inanmıyorum ama buna inanıyorum". Bunları söyleyen kişi ölür. Konuşan benmişim gibi görünür ama beden kendi halindedir. İşe gider, güler, ağlar, seninle konuşur. Ama tamamen kendiliğindendir.

Bedenin içinde bir insan yoktur, sadece zihinsel faaliyettir. Düşünce var düşünce / zihin ve beden arasında hayatta kalmak için mükemmel bir uyum var, fakat bunların ortasındaki "sen" sadece bir hayal ürünüdür. Beden ve vücut boştur.

Bu yüzden yanıt aramaya çalışmak, aydınlanmak, deneyimlemek, hissetmek... bunların hepsi zihinsel faaliyetlerdir.

Ki bunda hiçbir sorun yok, zihnin yaptığı şey zaten budur.

Inandığın hicbirsey gerçek değil, Matrix'dir.

Ama Özün; her şeyin doğduğu ve battığı yerdir, Kaynak'dır.

Posted Jul 29, 2026, 6:51 AM UTC

49
Loading comments…