Aile Duvarlarının Ardindan 4
Ablamın peşinden yürüdüm. Mahalleye girer girmez iki genç yine oradaydı. Zafer’le Samet. Ablamı görünce hemen laf atmaya başladılar.
“Yağmurcum yine muhteşemsin, çok güzel olmuşsun.”
Ablam adımını bile yavaşlatmadan cevap verdi:
“Seninle uğraşamam Zafer.”
Zafer sırıttı:
“Niye canım, bence çok eğleniriz.”
Ablam sesini yükseltti:
“Siktir git Zafer.”
Yürümeye devam etti. İkisi de arkasından baktı, biraz daha laf attılar ama ablam aldırmadı, uzaklaştı.
Ben gölgede kalıp dinledim. Zafer Samet’e dönüp konuşmaya başladı:
“Deli ediyor orospu.”
Samet:
“Aynen, harika bir şey ama yüz vermiyor orospu.”
Zafer:
“Bir bunla aynı sınıftaydık. Tam kaşar bu. Öğretmenlerle flört ediyordu yüksek puan almak için. Bir ay falan çıkmıştık bunla, sakso çekmişti o dudaklarıyla bana.”
Samet şaşırdı:
“Valla mı lan?”
Zafer:
“Tabi oğlum. Bakma naz yapıyor, orospu azgın kaşarın teki bu.”
Samet:
“Vay amk, Yağmur’dan beklemiyordum.”
Zafer omuz silkti:
“Bunlar böyle işte kanki. Fazla göstermezler ama sağlam orospudur.”
Duyduklarım şaşırtmıştı. Anlattığı kişi ablam olduğuna inanmakta güçlük çekiyordum. Hızlıca geçip eve geldim. Sessizce içeri girdim.
Babam banyonun kapısındaydı. İçerden su sesi geliyordu; ablam duştaydı. Babam kapı deliğinden bakıyor, kendi kendine mırıldanıyordu:
“Orospuda çok sağlam vücut var ha…”
Gizlice odama çekildim. Yatağa uzandım. Aklımda hem Zafer’in anlattıkları hem babanın kapı deliğinden bakışı dönüyordu. Bende de ablama karşı bir ilgi vardı. Sanırım bu bana babamdan geçmişti. Ailemizde aşırı bir azgınlık vardı.
Sabah olmuştu. Okula gitmek için hazırlandım. Babam çoktan çıkmıştı. Ablam kapıda “Görüşürüz canım” dedi, ben de başımı sallayıp çıktım.
Okulda sınıfta Oktay’la yan yana oturuyorduk. Bir ara ablamdan açtık konuyu. Ona ablamın yaşlı adamlarla para için buluştuğunu, dün gece restoranın önünde gördüklerimi anlattım. Oktay şaşırdı.
“Bunu beklemiyordum lan.”
Bir süre düşündü, sonra eğilip fısıldadı:
“Kanki, eğer ablanın bir sonraki buluşmasının yerini bilirsek fotoğraflarını çekeriz. Onları kullanırız.”
“Nasıl kullanacağız?” diye sordum.
Oktay omuz silkti:
“Önce fotoları çekelim, uygun şekilde kullanırız. Ablana karşı.”
Emin olamadığımı belli ettim. Oktay devam etti:
“Bak, ablan para için yaşlı adamlarla oynuyor. İkimiz de o orospuya azıyoruz zaten. Düşün, istediğimiz gibi olursa ikimiz de daha çok yaklaşabiliriz ablana.”
Biraz düşündüm, sonra:
“Tamam lan, yapalım.”
Oktay gülümsedi:
“Güzel.”
Okul sıradan geçti. Ders bitince Oktay’la ayrıldık, eve geldim. Ev bomboştu. Üstümde bir azgınlık vardı. Ablamın çekmecesinden beyaz dantelli donunu aldım, telefonumdaki gizli çektiğim fotoğraflarına bakarak elime sardım. Ablamı düşünerek hızlı hızlı çekmeye başladım. Boşalmak üzereydim ki kapı açıldı.
Ablam içeri girdi. Göz göze geldik. O anda donun üzerine boşaldım.
Ablam kapıdan girdi. Göz göze geldik. Ben donun üzerine boşalırken donakaldım. Spermin dantelin üstüne aktığını ikimiz de gördük.
Ablam bir an öylece baktı. Bağırmadı. Sadece içeri girip arkasından kapıyı kilitledi. Sesı sakin ama sertti:
“Ne yapıyorsun lan?”
Donu elinden bırakamadım. Hâlâ pantolonum inik, sikiim yarı sert vaziyetteydi. Ablam birkaç adım yaklaştı, donu yerden aldı. Beyaz kumaşın üstündeki taze dölü görünce kaşlarını kaldırdı.
“Yine mi? Geçen sefer kırmızı olana boşalmıştınız, şimdi de buna.”
Yutkundum, ne diyeceğimi bilemedim. Ablam donu parmaklarının arasında tutup bana doğru uzattı.
“Konuş. Niye ablanın donuna 31 çekiyorsun? Fotoğraflara da bakıyormuşsun. Gizli çektiğin o fotoğraflari biliyorum.
Sesim boğuk çıktı:
“Bilemiyorum abla… İçimden geldi.”
Ablam donu yatağın kenarına attı, kollarını göğsünde kavuşturdu. Bana bakıyordu.
“İçinden geldi ha. Geçen gece Oktay’la ikiniz birden boşaldınız.
Sustum. Ablam biraz daha yaklaştı, sesini alçalttı:
“Söyle bakayım. Sadece don mu, yoksa başka şeyler de mi aklından geçiyor?”
Cevap veremedim. Ablam hafifçe gülümsedi, ama gülüşünde alay vardı.
Cesaretimi topladım. Ablam hâlâ karşımda, kolları göğsünde, bana bakıyordu. Don yatağın kenarında duruyordu. Sesim önce titredi, sonra netleşti:
“İstediğim net abla. Seni istiyorum. Seni sikmek istiyorum. O donlara boşalmak yetmiyor artık. Amını, götünü, her yerini… İstiyorum.”
Ablam bir süre sessiz kaldı. Yüzünde şaşkınlık vardı ama öfke yoktu. Sadece bana bakıyordu. Sonra yavaşça nefes verdi.
“Demek öyle. Küçük kardeşim ablasına bu kadar azmış. Cesaretin varmış en azından, yalan söylemedin.”
Bir adım daha yaklaştı. Sesı alçaktı:
“Peki. Diyelim ki kabul ettim. Ne olacaksın? Gizli gizli mi devam edeceksin, yoksa her şeyi bilerek mi?”
Cevap veremedim. Ablam devam etti:
“Oktay da aynı şeyleri mi istiyor? İkiniz birden mi düşünüyorsunuz bunu?”
Başımı salladım. Ablam dudaklarını ısırdı, bir an düşündü.
“Siktir… kardeşim ve arkadaşı peşimde. Bu evde herkes delirmiş.”
Yatağın kenarına oturdu. Donu eline aldı, parmaklarıyla dölü sıyırdı, sonra bana baktı.
“Tamam. Konuştuk. Şimdi ne olacak? Burada mı kalacağız, yoksa bir karar mı vereceğiz?”
Ablam yatağın kenarında oturuyordu. Donu elinde çevirdi, sonra bana baktı. Sesı sakin çıktı:
Ben görmeden ne yapıyorsan yap. Çekmeceden al, kokla, boşal, ne bok yiyorsan ye. Yeter ki yüzüme karşı yapma. Anlaştık mı?”
Başımı salladım. Ablam donu yatağa bıraktı, ayağa kalktı.
“Oktay’a da söyle. İkiniz de aynı kurala uyacaksınız. Ben görmeden. Bir daha böyle yakalanırsan iş değişir. Şimdi toparlan, kapıyı açıyorum.”
Kapıya yöneldi, kilidi çevirdi. Çıkmadan önce bir kez daha döndü:
“Ve o gizli fotoları sil. Yoksa ben silerim.”
Odadan çıktı. Kapı arkasından kapandı. Ben hâlâ pantolonum inik, yatağın kenarındaki dona bakıyordum. Ablamın son cümlesi kulağımda çınlıyordu: Ben görmeden ne yapıyorsan yap.
Odada tek kaldığımda epey şaşırmış ve utanmıştım. Ablam hiç beklediğim gibi tepki vermemişti. Bunları düşünürken bir süre geçti. İçeriden kavga sesleri gelmeye başladı. Kalkıp salona geçtim.
Ablamla babam kapının önünde bağırıyordu. Ablamın üstünde beyaz crop, altında siyah dar tayt vardı. Babam avazı çıktığı kadar bağırıyordu:
“Nereye gidiyorsun lan?! Yine mi sokağa?! Nereye gidiyorsun?!”
Ablam karşılık verdi:
“Arkadaşımla buluşacağım, neyine dokunuyor?”
Babam küfürü bastı:
“Orospu oldun resmen! Tüm mahallenin dilindesin, herkes senin götünü konuşuyor! Utanmıyor musun?!”
Ablam sinirle cevap verdi:
“Siktir et! Artık seninle tartışmayacağım!”
Kapıyı çarpıp çıktı. Ben de peşinden dışarı fırladım. Hızlı hızlı yürüyordu. İleride Zafer tek başına duruyordu. Ablamı görünce seslendi:
“Yağmurcum, gel takılalım.”
Ablam birkaç adım daha attı, sonra durdu ve döndü:
“Tamam… Kafamı dağıtmam lazım.”
Zafer biraz şaşırdı ama hemen toparladı:
“Tamam o zaman canım. Taytın da yakışmış ha.”
Ablam kısa cevap verdi:
“Sağol.”
Zafer eliyle arabayı işaret etti:
“Arabam şu arada. Kimse yok, rahatça takılırız.”
Birlikte yürüdüler. Zafer arada ablamın sallanan götüne bakıyordu. Arabaya bindiler. Ben olabildiğince yaklaştım, gölgede kaldım. Telefonu hazırladım.
İçeride bira açtılar. Zafer sordu:
“Ne oldu Yağmur, niye bu kadar sinirlisin?”
Ablam içti:
“Babamla tartıştık. Bıktım bu heriften.”
Zafer başını salladı:
“Babalar böyle işte. Benimkiyle de sürekli tartışırız.”
Bir süre öyle konuşup bira içtiler. Aradan zaman geçti. Zafer’in telefonu çaldı. Dışarı çıkıp konuşmaya başladı. Sesini net duydum:
“Lan Samet, Yağmur karısı arabamda sarhoş olmaya başladı. Bu kaşarı bu gece sağlam sikeceğim, haber bekle.”
Kapattı. Ablam arabadan inmiş, kaputun üstüne oturmuş birasını yudumluyordu. Zafer yanına yaklaştı:
“Bize ne iyi gelir biliyor musun?”
Ablam başını kaldırdı:
“Nasıl?”
Zafer eğilip ablamın dudaklarına yapıştı. Birkaç dakika tutkulu öpüştüler. Ablam karşı koymadı. Sonra Zafer ablamı kaputun üstüne doğru çevirdi, arkadan sardı ve götünü avuçladı:
“Siktir, ne göt var sende lan…”
Ablam güldü:
“Götüme herkes hasta zaten.”
Zafer taytı ve külotu birden indirdi. Sikini çıkarıp ablamın amına dayadı, tek hamlede girdi. Ablam inledi:
“Ahh… Siktir…”
Zafer belinden tutup sert sert sokmaya başladı. Ablam kaputa yaslanmış, her dalışta ses çıkarıyordu:
“Daha sert… Ahh amına koyayım…”
Zafer küfür savuruyordu:
“Al orospu, al… Ne kadar da ıslaksın… Babanın dilindeki kaşar bu mu?”
Bir süre böyle domalttıktan sonra ablamı çevirdi, kaputun üstüne sırtüstü yatırdı. Bacaklarını açıp yine girdi. Ablamın bacakları havadaydı, Zafer belini tutmuş hızlı hızlı vuruyordu. Ablam yüksek sesle inliyordu:
“Sik beni… Ahh… Daha derin…”
Zafer bir ara ablamı yan yatırdı, bacağını omzuna alıp yandan sokmaya başladı. Ablamın inlemeleri aralıklı geliyordu:
“Ahh lan… Orası… Siktir…”
Ben bütün bunları telefonla kaydediyordum. Ekranda net görünüyordu: Zafer’in siki ablamın amına girip çıkıyor, ablamın sesleri, küfürler, inlemeler… Hepsi kayıt altındaydı.
Zafer en sonunda ablamı tekrar domalttı, son birkaç sert hamleden sonra inleyerek boşaldı. Ablam da sarsılarak geldi. İkisi de nefes nefese kaputun üstünde kaldı.
Ablamla Zafer toparlandılar. Zafer pantolonunu çekerken sordu:
“Nereye gidiyorsun, bırakayım seni?”
Ablam taytını düzeltip cevap verdi:
“Yok, dolanacağım biraz.”
Zafer sırıttı:
“Çok iyiydi ha… Bir ara yine yapalım.”
Ablam yüzünde hiçbir ifade olmadan:
“Bakarız.”
deyip yürümeye başladı. Ben de birkaç adım geriden peşine takıldım. Bir süre sonra dayanamayıp aradım. İlk sefer açmadı. İki üç kere daha denedim, en sonunda açtı.
“Abla, neredesin?”
Sesı yorgundu:
“Dolanıyorum öyle.”
“Neredesin, yanına geleyim.”
Bir an duraksadı, sonra:
“Sahildeyim. Gel hadi.”
Dedim ve kapattı. Deniz kenarındaki bankta oturuyordu. Biraz uzaktan izledim, sonra yanına gittim, yanına oturdum.
Bir süre sessiz kaldık. Ablam denize bakıyordu. Sonra konuşmaya başladı:
“Bıktım babamdan… Buralardan da bıktım. Her gün aynı bok. Bağırıp çağırıp orospu muamelesi yapıyor.”
Ben de ekledim:
“Babamla yaşanmıyor abla. Ne yapacağız ki? Böyle devam ederse biri birini öldürecek neredeyse.”
Ablam başını salladı, sonra:
“Bir iş var… Parası bayağı iyi. Yapıp yapmamakta kararsızım ama sanırım yapacağım.”
Ne iş olduğunu biliyordum ama bilmiyormuş gibi sordum:
“Ne işi abla?”
Ablam omuz silkti:
“Şey… Modellik tarzı bir iş. Fotoğraf, video falan. İyi para veriyorlar.”
“Yakışır ablaya,” dedim.
Ablam güldü, kolumu tutup bana doğru çekti ve sarıldı. Sıcak nefesini kulağımda hissettim:
“Sonra biraz daha dayanalım. Para biriktirince ayrı eve çıkarız seninle. Bu bataktan kurtuluruz.”
Heyecanlanıp cevap verdim:
“Olur tabii abla. Ne zaman istersen.”
Ablam hâlâ sarılmışken kulağıma doğru fısıldadı, sesinde alay vardı:
“Uslu duracaksın ama. Yoksa seni almam yanıma, piç.”
Ben de gülerek:
“Tabii abla. Çok uslu bir çocuğum ben, merak etme.”
Ablam boynuma hafifçe vurup:
“Piç seni…”
dedi ve biraz daha sımsıkı sarıldı. Bir süre öylece bankta oturduk. Ablamın vücudunun sıcaklığı bana geçiyordu. Sonra kalktık, eve doğru yürüdük.
Eve girdiğimizde babam koltukta sızmıştı. Sessizce odalarımıza dağıldık. Ben yatağa uzanıp tavanı izlerken ablamın “ayrı eve çıkarız” cümlesi kulağımda dönüyordu.
Sabah olmuştu. Kalktım, babam çoktan gitmişti. Ablam kahvaltıyı hazırlamış, masaya oturmuştu. Siyah kısa şort, üstünde bol beyaz tişört vardı. Bacak bacak üstüne atmış, bir eliyle telefonuna bakıyor, diğer eliyle de çayını yudumluyordu.
Karşısına oturdum. Ara sıra gözüm bacaklarına kayıyordu. Bir süre sonra ablam başını kaldırmadan:
“Önüne bak Anıl.”
dedi. Hemen toparladım:
“Kusura bakma abla.”
Ablam telefonunu indirdi, bana baktı:
“Senin acilen sevgili yapman lazım. Bu hale bak, sabah sabah ablanın bacağına bakıyorsun.”
Omuz silktim:
“Bana kim bakacak abla? Kimse yüzüme bakmıyor ki.”
Ablam güldü:
“Yakışıklı çocuksun lan. Bu kadar içine kapanık olma. Biraz açılsan etrafında kızlar döner.”
Sonra kalktı:
“Tuvalete gidiyorum.”
Telefonu masada kaldı. Dayanamadım, hemen elime aldım. Pınar’la konuşmaları açtım. Bu akşam için bir buluşma ayarlanmıştı. Adres netti, saati de. Ablam “Tamam, geliyorum” diye onaylamıştı. Adresi ezberledim, telefonu yerine bıraktım.
Ablam tuvaletten çıktı. Ben ayağa kalktım:
“Ben okula gidiyorum abla.”
Yanıma geldi, yanağımdan öptü:
“Görüşürüz canım. Geç kalma.”
Evden çıktım. Okulda sınıfta yine Oktay’la yan yanaydık. Ablamdan açtım konuyu. Dünkü videoyu söylemedim ama sahilde konuştuğumuz ayrı ev planını anlattım.
Oktay’ın gözleri parladı:
“Bu çok iyi kanki. İşimize çok yarar. Ayrı eve çıkarsa her şey daha rahat olur.”
Başımı salladım:
“Aynen öyle. Biraz daha zamana ihtiyacı var ama planı var.”
Okul bitti, eve doğru yürüdüm. Kapıdayken ablam çıktı. Üstünde siyah, deri görünümlü kısa bir elbise vardı. Omuzları açık, eteği beline kadar yapışmış, bacaklarının yarısını gösteriyordu. Topuklu ayakkabıları da ayağındaydı. Çok seksi duruyordu.
“Ooo abla, çok güzel olmuşsun,” dedim.
Ablam gülümsedi:
“Sağol canım. Ben gidiyorum, akşam gelirim.”
Hızlıca içeri daldım, üstümü değiştirdim ve ablamın gideceği adrese doğru yola çıktım.
Uzaktan izliyordum. Ablam orta yaşlı, göbekli, orta boy bir adamla birlikteydi. Adam sürekli ablamı elliyordu. Elini bacağına gezdiriyor, ara sıra eğilip uyluğundan öpüyordu. Ablam itmiyordu, sadece ara sıra gülümsüyordu.
Bir süre sonra kalktılar. Adam ablamın koluna girdi, otoparka doğru yürüdüler. Arabaya bindiler. Ben de onları görebileceğim bir noktaya geçtim, arabanın yan camına yakın ama gölgede kaldım.
İçeride önce konuşuyorlardı. Sonra adam ablamı dudaklarından öpmeye başladı. Öpücük uzadıkça ablamın boynuna indi, orayı yalamaya ve emmeye başladı. Ablam başını hafifçe geriye attı.
Adam bir ara geriye yaslandı, pantolonunun fermuarını indirdi. Sikini çıkardı. Kalın, damarlı bir yarrağı vardı. Ablam yan döndü, eğildi ve ağzına aldı. Yavaş yavaş yalamaya başladı, sonra daha derine indirdi.
Adam elini ablamın saçına götürdü, parmaklarını köklerine doladı. Ablamın kafasını yavaşça aşağı bastırmaya başladı. “Al… Daha derine…” diye homurdandı. Ablam öğürmemeye çalışarak yutkunuyordu. Adam ritmi artırdı, belini kaldırıp ablamın ağzına doğru sokmaya başladı. Resmen sikini ablamın boğazına kadar indiriyordu. Her bastırışta ablamın gözleri doluyor, tükürükler dudaklarından akıyordu.
Adam saçından çekerek ablamın kafasını kontrol ediyordu. “Siktir… Ne güzel emiyorsun orospu…” diye küfürler savuruyordu. Ablam inleyerek devam etti, eli adamın taşaklarını okşuyordu. Adam daha sert tuttu, birkaç sert hamle daha yaptı ve inleyerek boşaldı. Boşalırken ablamın kafasını sıkıca bastırdı, döllerini ağzına boşalttı. Ablam yutkunmaya çalıştı, bir kısmı dudağının kenarından aktı.
Birkaç dakika öylece oturdular. Adam nefesini düzene soktu, cebinden bir zarf çıkarıp ablamın eline tutuşturdu. Ablam zarfı aldı, arabadan indi. Kapıyı kapatıp yürümeye başladı.
Ben hâlâ gölgede, olanları izliyordum.
Posted Aug 5, 2026, 1:23 PM UTC