Fırıncının Küreği 13

NSFWEnsest Cuckold

Bu hikayede yazılanlar hayal ürünüdür gerçeği yansıtmamaktadır...

" Alo, Kerem bey o konum doğrumu ?"

Sesi baya heyecanlı geliyordu...

" Evet doğru bir sorunmu var? "

" Hayır hayır yok sadece.. neyse o zaman görüşürüz işime dönmeliyim "

" Pekala kolay gelsin "

Ablamla göz göze geldik.

" Ne oldu ? "

" Anlamadım, birşey yok dedi kapattı"

Karşımda seksi bir şekilde duruyordu. Bembeyaz vücudu lokum gibiydi. Saatlerce izlersin o derece güzel bir kızdı. Kendime çektim elimi kalçasına geçirdim şort yukarı sıyrılmış ' şak diye ses çıkmıştı '

" Ahhh lan oruspu çocuğu yaktın, offf fena acıdı "

Kalkmak istedi ama izin vermedim. Kıçına baktığımda kıpkırmızı olmuştu. Beyaz teninin üstünde beş parmağımın izi çıkmıştı.

" Sen beni ezersin demek yok öyle kaçmak, bu zamana kadarki yaptıklarının hepsinin acısını alacağım "

Merve hala kıvranıyordu ama sesindeki öfke yavaş yavaş başka bir şeye dönüşüyordu. Gülmeye çalıştı, beceremedi.

“Lan salak, şakamı bu? Ellerin hamur yoğurmaktan nasır bağlamış, normal insan gibi tokat atmayı unutmuşsun ”

Ellerimi beline kaydırdım, onu kendime dahada sımsıkı çektim. Burnum neredeyse burnuna değiyordu.

“Unutmadım. Sadece biriktirdim. Sen ufaklık, salak, ezik diye diye gezerken ben her tokadı, her lafı bir kenara yazıyordum. Şimdi sıra bende. Hemde faiziyle”

“Faiziylemi? Ne kadar faiz işledin lan? Yoksa buda o iş görüşmesinin ısınma turumu? Selinin karşısınada böylemi çıkacaksın?”

Güldüm. Kalçasındaki kızarıklığı parmak uçlarımla hafifçe okşadım.

“Selinin karşısına takım elbiseyle çıkacağım. Ciddi birisi olarak yani Kerem xxxx olarak. Senin gibi eski hesapları olan birine özel tarif uyguluyorum. Hem sende seviyorsun bunu, inkar etme. Bak kıçın hala kızarık ama kaçmıyorsun ”

“Kaçmıyorum çünkü sen tutuyorsun mal. Saat kaç oldu?
Öğleden sonra 2de randevun var. Takım elbise, gömlek, ayakkabı. Bir sürü şey var git omlara bak. Geç kalma sonra”

Ellerimi yavaşça çözdüm. Bu sefer izin verdim.

Merve hemen doğruldu, elini arkaya götürüp kıçını ovuşturdu. Yüzünü buruşturdu.

“Hala yanıyor lan. Aynaya bakacağım. Bu kadar net olurmu hiç?”

“Olur. Ben yaptım çünkü. Şimdi dinlen. Ben üstümü değiştireceğim. Ütü lazım. Ayakkabılarıda parlatacağım. Kerem xxxx dağınık görünemez ”

Dolaba yöneldim. Siyah takım elbiseyi çıkardım. Hafif kırışıktı ama idare ederdi. Ütüyü buldum, hızlıca üzerinden geçtim. Beyaz gömleği giydim, kravatı bağladım.

Ayakkabıları silip ayağıma geçirdim. Aynanın karşısına geçip saçımı düzelttim. Salona döndüğümde Merve hala koltuktaydı. Gözleri baştan aşağı süzdü beni.

“Vay be… Kerem xxxx fena durmamış. Fırıncı Melih gitmiş, yerine bu gelmiş. Selinin aklını başından alırsın böyle ”

" Bak bunlar zengin değilmi ikiside üst düzey yönetici "

" Evet zengindir yani ne oldu ? "

" Ablacığım saksıyı çalıştırsana ama sen hep saksoyu çalıştırıyorsun "

Bu lafımın üzerine fena bir kahkaha patlattım. Yüzünü ekşitmiş bakıyırdu.

" Ay ne komik gülüyümde boşs gitmesin değilmi ezik kardeşim "

" Tamam tamam olaya gelelim, en başından belli bunu düşünüyordum aslında. Fırattan para isteyeceksin ama öyle uçuk kaçık değil cüzi bir tutar sonra bana mesaj atacaksın bende onu karısına göstereceğim ortalık fena kızışacak. Bunların paralarını yiyeceğiz "

" Lan nerden aklına geldi bu valla iyi fikirmiş fena alırım bundan varya "

" Süper, o zaman şimdi ben gidince Fıratı ara biraz sıkıştım felan de para iste kesin atacak atıncada bana attığına dair fotoğrafını at bunlardan baya alırız "

" Tamam tamam hadi sen fazla gecikmeden git "

Cebime telefonu, cüzdanı koydum.

“ Artık top sende ben kadını bir şekilde yola getireceğim "

Merve ayağa kalktı, yanıma geldi. Kravatımı düzeltti, sonra yakama yapışıp kısa ama sert bir öpücük kondurdu.

“Git bakalım Kerem Bey. Bir yola girdik bakalım ne olacak "

Dudaklarına bir öpücük kondurdum. Yola çıktım sahil yakındı. Sahil rüzgarı yüzüme vururken adımlarımı hızlandırdım. Balıkçı restoranı tam deniz kenarındaydı. Saat ikiye beş
kala içeri girdim.

Selin köşedeki masada oturmuş, önündeki dosyalara bakıyordu. Siyah şık bir ceket giymişti. Beni görünce dosyaları hafifçe toparladı, yüzünde ölçülü ve profesyonel bir tebessüm belirdi. Masaya yaklaştım.

"Merhaba Selin Hanım. Bekletmedim umarım?"

Beni baştan aşağı şöyle bir süzdü. İstifini hiç bozmadı. Sesi gayet resmiydi.

"Tam vaktinde geldiniz Kerem Bey. Hoş geldiniz, buyurun oturun."

Sandalyemi çekip oturdum. Ceketimin önünü açıp arkama yaslandım. Selin masadaki dosyayı bana doğru hafifçe itti.

"Dilerseniz siparişten önce kısaca projenin üzerinden geçelim Kerem Bey. Zamanı verimli kullanmak isterim "

Gülümsedim. Menüyü elime alıp garsona işaret ettim.

"İş elbette önemli Selin Hanım ama bu güzel deniz manzarasında acele etmek bence haksızlık olur. Önce güzel bir yemek söyleyelim, kafamız rahatlasın"

Selin hafifçe duraksadı. Yüzündeki o sert kurumsal ifade bir anlığına yumuşar gibi oldu ama çabuk topladı.

"Peki, nasıl isterseniz. Ama aklımın projede kaldığını belirteyim "

Garsonu çağırıp iki kadeh beyaz şarap, taze mezeler ve günün balığını sipariş ettik. Garson masadan ayrılınca bakışlarımı doğrudan gözlerine diktim.

"Telefonda sesiniz bayağı heyecanlı geliyordu Selin Hanım. Şimdi karşımda tam bir görev insanı var "

Hafifçe gülümsedi. Kadehinden bir yudum su aldı.

"İş konusundaki heyecanımı gizlemem Kerem Bey. Ama masaya oturduğumda profesyonel sınırlarımı korumayı tercih ederim "

"Sınırlar iyidir. Ama bazen o sınırları esnetmek çok daha güzel sonuçlar doğurur "

Selin gözlerini gözlerimden ayırmadan bana baktı.

Bakışlarındaki o ilk andaki soğukluk yerini yavaşça meraka bırakıyordu.

"Beni ikna etmeyemi çalışıyorsunuz Kerem Bey?"

"Sizi ikna etmek değil Selin Hanım. Sadece bu masada sadece iki iş ortağı olarak oturmadığımızı fark etmenizi istiyorum."

Şaraplar ve mezeler geldi. Kadehimi kaldırıp ona doğru uzattım.

"O zaman bu yemeğe ve güzel başlangıçlara diyelim Selin Hanım?"

Selin kadehini kaldırdı, gözlerimin içine bakarak gülümsedi.

"Memnuniyetle Kerem Bey "

" Mekan nasıl beğendinizmi ? "

" Evet çok güzel nezih bir yer beğendim "

Gözlerimi ona diktim hayran bir şekilde bakıyordum farketti ve biraz utandı yüzünü aşağı doğru indirip utandı. O sırada telefonu titredi. Ekranda aşkım yazıyordu. Ben telefonuna bakarken göz göze geldik.

" Kusura bakmayın eşim arıyor "

Telefonu eline alıp açtı.

" Efendim, anladım ama şuan yemekteyim önemli bir iş yemeği o yüzden şirketten ayrıldım sana haber veririm biraz sürebilir "

Telefonu kapattı. Tırnaklarına kırmızı renkli oje sürmüş. Güzel bir görüntü vardı.

" Eşinizin adı Fıratmı ? "

Gözleri büyüdü bir anda şaşırdı hiç böyle birşey dememi beklemiyordu.

" Evet, nerden bildiniz? Eşimi tanıyormusunuz ? "

" Evet tanıyorum sevgilimle aynı yatakta yatan adamı nasıl tanıyamam "

Elindeki kadehi yere düşürdü. Bardağın kırılma sesiyle herkes dönüp bize baktı.

Kırılma sesiyle herkes dönüp bize baktı. Garson hemen yanımıza geldi, kırıkları toplamaya başladı. Selinin yüzü bembeyaz kesilmişti. Dudakları titriyordu.

“Ne ne diyorsunuz?”

Garson uzaklaşana kadar hiçbir şey demedim. Selin hala şoktayken peçeteyle masadaki şarap lekelerini silmeye çalışıyordu ama elleri titriyordu.

“Dediğimi duydun. Dün gece sevgilimle aynı yataktaydı. Hem
de epey uzun süre "

Selin başını kaldırdı. Gözleri büyümüş, öfkeyle karışık bir korkuyla bakıyordu.

“Bu bu bir şaka olmalı. Siz kimsiniz? Ne saçmalıyorsunuz? ”

“Kerem değilim. Adım Melih. Sevgilimin adıda Merve. Elimde deliller var ”

Selin sandalyesinden hafifçe geriye çekildi. Nefesi hızlanmıştı.

“Yalan söylüyorsunuz. Fırat öyle biri değil. Beni aldatmaz”

Gülümsedim. Cebimden telefonu çıkardım, ekranı ona doğru çevirdim.
Videoda herşey net bir şekilde ortadaydı. Videoyu izledikçe gözyaşlarına hakim olamadı. Gözlerinden yaşlar çenesine doğru akıyordu.

" Allah belanı versin Fırat bana bunudamı yapacaktın bana "

" Şimdi inandınmı bana "

" Benden ne istiyorsun? "

" Sadece seni istiyorum "

" Olmaz olamaz ne diyorsun sen bu bunu yapamam asla "

Kalktım yanına geçtim elimle gözyaşlarını sildim. Selin irkildi ama çekinmedi. Parmaklarım yanaklarında kaldı.

“Ağlama, ağlamanın alemi yok. O yaptı, sen değil. Sen sadece gerçeği öğrendin "

Selin başını çevirdi, gözlerini kaçırdı. Sesi titriyordu.

“Gerçeği öğrendim diye ne değişir? Kocam başka bir kadınla yatmış. Videoda her şey var. Ben ne yapacağım şimdi? Yüzüne nasıl bakacağım?”

Sandalyeyi biraz daha yaklaştırdım. Dizlerimiz neredeyse değiyordu. Ellerimi çekmedim, saçlarından birkaç teli kulağının arkasına yerleştirdim.

“Döneceksin. Ama eskisi gibi değil. Artık bilerek döneceksin. Fıratın ne olduğunu biliyorsun. Yalanlarını biliyorsun. Bu seni güçlendirir. Zayıf düşürmez ”

Selin acı acı güldü.

“Güçlendirirmi? Beni aldatan adamın sevgilisinin sevgilisi karşımda oturuyor, ‘seni istiyorum’ diyor. Bu nasıl güç? Bu nasıl teselli?”

“Teselli etmeye çalışmıyorum. Yalan da söylemiyorum. Seni istiyorum. Çünkü karşımda oturan kadın sadece aldatılmış bir eş değil. Güçlü, zeki, güzel. İşinde başarılı. Az önce telefonda kocasına bile ‘önemli iş yemeği’ diyecek kadar soğukkanlı. O soğukkanlılık hoşuma gitti ”

Selin bana baktı. Gözlerindeki öfke yavaş yavaş karışıklığa dönüşüyordu.

“Sen delisin. Gerçekten delisin. Kocamı ele geçiren kadının yanından kalkıp bana ‘seni istiyorum’ diyorsun. Sonrada tatlı tatlı konuşuyorsun. Bu ne pervasızlık?”

“Pervasızlık değil dürüstlük. Fırat sana yalan söyledi. Ben söylemiyorum. Seni istemediğimide söylemiyorum. Karşındayım. Ağzımdan çıkan her kelimeyi biliyorum ve hala burada oturuyorsun. Kalkıp gitmedin ”

Selin derin bir nefes aldı. Elleri titriyordu ama sesi biraz daha toparlanmıştı.

“Neden? Neden ben? Merve varken… o kadın varken neden beni istiyorsun? İntikammı? Kocamı cezalandırmak içinmi? Yoksa sadece yeni bir oyuncakmı arıyorsun?”

“İntikam değil. Oyuncakta değil. Merveyle aramızda başka bir şey var, o ayrı. Ama seni gördüğüm anda farklı bir şey hissettim. Az önce masada otururken, iş konuşurken, o profesyonel halinle sonra telefonu açıp kocana yalan söylerken. İçinde bir yangın var Selin. Bastırıyorsun. Ben o yangını gördüm ve yaklaşmak istedim ”

Selinin dudakları aralandı. Bir şey söyleyecek gibi oldu ama sustu. Ben devam ettim.

“Şuan iki yolun var. Birincisi: Kalkarsın, evine gidersin, Fırata sorarsın. O da yalan söyler, sende yutkunursun, hayatına devam edersin. İkincisi: Bu masada, bu anda, gerçeği kabul edersin ve belki kendine başka bir kapı aralarsın. Ben o kapıyı açmaya hazırım. Zorlamıyorum. Sadece teklif ediyorum ”

Selin uzun süre sustu. Gözleri yüzümde gezindi. Sonra yavaşça sordu:

“Teklifin ne? Benimle yatmakmı? Bir gecelikmi? Yoksa ne?”

“Bir geceyle sınırlı değil. Ama ilk adım o olabilir. Yada sadece konuşmak. Ya da bir daha görüşmek. Senin kararın. Ben sadece şunu söylüyorum: Fıratın sana verdiği şeyin daha iyisini verebilirim. Hem yatakta hem dışında ve yalan söylemiyorum ”

Selinin nefesi yine hızlandı. Bu sefer korkudan çok karışıklıktı. Bir eliyle saçını düzeltti, diğer eliyle peçeteyi sıktı. Kafasını fena karıştırmıştım.

“Sen çok tehlikeli konuşuyorsun. Hemde çok emin. Bu kadar emin olmak korkutucu ”

“Eminim. Çünkü karşımda oturan kadının neye ihtiyacı olduğunu görüyorum. Aldatılmış olmanın öfkesini, aşağılanmış hissetmeyi, birinin gerçekten onu istemesini. Ben istiyorum açık ve net. Kalkıp gidebilirsin. Ama gidersen bu konuşmayı unutamazsın. Benide unutamazsın "

O sırada telefonum titredi. 'Merveden yeni bir mesaj var'

" Fotoğraf" Fırat xxxx hesabınıza Elli bin TL gönderdi. Vay be, ben beş, on bin bekliyordum adam ne kadar göndermiş böyle, şaşkın şaşkın bakarken ekrana ikinci mesaj geldi.
Hallettim canım kardeşim senden haber bekliyorum.

Selin baya huysuzlanmıştı ne yaptığımı merak ediyor beni izliyordu.
Düşündüm şimdi mesajı göstersem nerden haberin oldu diyecek bu hiç aklıma gelmemişti o zaman bende para gönderecekti diye konuşurlarken duymuştum derim aha oldu tamam şimdi açalım.

" Aklıma şey geldi bunlar para hakkındada konuşmuştu "

" Ne parası? Nasıl yani? "

" Kocan sevgilime para veririm hediye alırım demişti "

" Şakamı yapıyorsun ? "

" Hayır ciddiyim. Hesaba bakabilirsin istersen "

Selin baya ecel terleri döküyordu. Telefonu eline aldı yavaştan titremeye başladı. Baktığında elini sertçe masaya vurdu. Herkes bize baktı.

" Şerefsiz, adi köpek herif. Elli bin tl göndermiş "

Bu öfke ona yeterdi artık tamamen avcumun içindeydi. Selin bir süre daha bana baktı. Sonra yavaşça başını eğdi.

" Peki nereye gideceğiz? "

Posted Aug 13, 2026, 4:48 PM UTC

251
Loading comments…