Arz-Talep 2

NSFWBDSM - FETİŞ

Haftanın geri kalanını belki o gizemli kıza dair bir şeyler
bulurum diye Berk'in profilini didik didik ederek geçirdikten sonra sonunda o gece gelip çattı. Berk'i benden daha güzel biriyle birlikte görmekten ötürü çok korksam da geri adım atamazdım. Birkaç kadeh bir şeyler içtikten sonra aslında kendimle ilgili gereksiz derecede olumsuz düşündüğümü fark ettim. Dürüst biriydim ve gayet de güzeldim yani. Ayrılırken de yanlış bir şey yapmamıştım ve kendimi suçlu hissetmeme gerek yoktu. Bu yüzden de Berk'in en sevdigi elbisemin içinde fıstık gibi görünmek için yaklaşık bir saat vakit harcadım.
Elbisemin kırmızı kıvrımlarının içinde çok hoş duruyordum ve
belki gecenin ilerleyen saatlerinde işler oraya gidebilir diye dantelli siyah tangamı giydim. Oyle çubuk kraker gibi olan kızlardan degildim ve Berk her zaman vücudumdaki kıvrımların ağzının suyunu akıttığını söylemişti. Belki de bu yeni sevgili meselesi tamamen bir yanlış anlamaydı ya da Berk'in benim partiye gelmem için uydurduğu bir yalandı. Belki de beni terk ettigi için pişmandı ama direkt benimle konuşup özür dileyecek cesareti yoktu. O yüzden böyle bir numara çevirmek zorunda kalmıştı.
Bir gün öncesinden kuaföre gittim, partiye geçmeden önce de makyajıma ve rujuma ekstra özen gösterdim. Dudaklarımın dolgunlugunu iyice ön plana çıkartan, baştan çıkartıcı mor bir renk tercih etmiştim. Berk benimle öpüşmeye bayılırdı.
Ilişkimizin başlarında kanepede yiyişerek saatlerimizi
geçirmiştik. Makyajımı bitirmeden önce son bir eyeliner çektim.
Berk buna da bayılırdı. Son dokunuş olarak da gözlüklerimi bir kenara bırakıp mavi renk lenslerimi taktım.
Bir moda dergisinin kapağı olacak kadar güzel miydim? Hayır ama Berk'i geri almaya fazlaca yetecek durumdaydım
Aynanın karşısında poz verirken ve Berk'le gecenin sonunda
öpüşecegimizi hayal ederken kendimden sonuna kadar emindim. Berk'i geri kazanacaktım. Bu özgüvenimin büyük çoğunluğunu içtigim birkaç kadeh şarap vermişti ama bu durumdan rahatsız değildim. Berk benden ayrıldığı için tam bir geri zekalıydı ve gecenin sonunda bu kararından sonuna kadar pişman olacaktı. Gözüm aynanın hemen yanındaki diş fırçasına takılınca özgüvenim bir anda düştü. Berk, evden o kadar apar topar gitmişti ki giderken bir sürü eşyasını burada bırakmıştı.
Arkasında bıraktıklarını her gördügümde aklıma eski güzel
günlerimiz gelmesine ve bu durum canımı yakmasına rağmen bir türlü kıyıp onları çöpe atamamışttım. Eger eşyalarını atarsam bir daha Berk'i asla geri kazanamayacak ve onu tamamen hayatımdan çıkarmışım gibi hissedecektim.
Geçtigimiz ay kirayı denkleştirmek pek kolay olmamıştı ama
önümüzdeki aylar böyle olmayacaktı. Sonuçta eşyalarını burada bıraktığına göre öyle ya da böyle tilkinin dönüp dolaşacağı yer kürkçü dükkanıydı.
Gecenin sonunda öpüştügümüz anı hayal ederken Berk'in güçlü ellerinin kalçamı sıktığını düşünüp derin bir iç çektim. Elimle kendi kalçama dokununca aynı hissiyatı alamıyordum. Kendi zarif ellerim, onun erkeksi ve damarlı elleri gibi degildi. Kalçamı sıkarken sanki beni tamamen sahipleniyormuş gibi hissederdim hep. Son dönemimizdeki soguklugu da hesaba katarsak çok uzun süredir bir erkek tarafından arzulanmamıştım ve açıkçası bu durumdan rahatsızdım. Aynaya son kez baktım. Kendime güveniyordum. Eğer bu akşam başarıyla sonuçlanırsa Berk yeniden bu diş tırçasını kullanmaya başlayacaktı.
Esin'lere bilerek bir saat geç gittim. Berk'in yokluğumda meraktan çatlamasını ve gözlerinin kapıda kalmasını istiyordum. Benim için bu partinin veya kendisinin önemli
olmadığını, onu hiç takmadığımı anlamasını istiyordum.
Sonuçta ona muhtaçmışım gibi davranamazdım. Onu peşimden koşturmalıydım. Bu yüzden onu ne kadar arzuluyor da olsam hislerimi bastırmalı ve umursamaz görünmeliydim.
Halıları yıkamada olduğu için içeriye ayakkabıyla girmiştik. Tam da bekledigim gibi kapıdan içeri girdigim an herkesin gözleri üzerime çevrildi. Esin tam herkese içki dağıtıyordu ki beni görünce duraksadı.
"Peri kızımız da gelmiş işte!" dedi yüzünde sıcak bir gülümsemeyle.
Sonrasında grubun geri kalanına döndü.
"'Harika görünmüyor mu?"
Odadakiler onaylamak için başlarını salladılar veya mırıldandılar.
Çantamı omzumdan indirirken bir yandan da içeridekileri süzüp
Berk'i ve verecegi tepkiyi görmek istiyordum.
"Aşkım hiç gelmez miyim?"
Rüya, Esin'in arkasından başını uzattı. Elinde şarap kadehiyle beraber kanepeye yayılmıştı.
"Ortamımızın kızlık neşesi gelmiş bakıyorum!"
Onun bu cesaret verici sözleri ve gülümsemesi özgüvenimi iyice artırdı.
Esin'in tepsisinden bir kadeh alıp onaylarcasına başımı salladım. Gözlerim fıldır fıldır Berk'i ve o sözde yeni manitasını arıyordu. Ne kadar özgüvenli hissedersem hissedeyim hep içimden bir ses yetersiz olduğumu söylüyordu. O kız kadar güzel olmayı hayal bile edemiyordum. Ve kızı daha görmemiştim bile!
Bu kızın gerçek olup olmadığını ve onun gölgesinde kalıp
kalmayacağımı acilen ögrenmem gerekiyordu. Berk'in beni gördügü an verecegi ilk tepki belirleyici olacaktı. Ağzının açık kalması ve yediği bokun farkına varması gerekiyordu.
Esin'in yanından geçince köşede onu fark ettim. Sap gibi koltuğa oturmuş ve birasını yudumluyordu. Göz göze geldigimizde mahcup bir tavırla bakışlarını kaçırdı ve hemen yanındaki Tolga ile muhabbete daldı. Onları kendi hallerine bırakmak istesem de Berk'in gözlerindeki mahcubiyet beni cesaretlendirdi. Beni terk etmesinin üzerimde hiçbir etki yaratmadığını ve ne kadar özgüvenli bir kadın olduğumu ona göstermeliydim.
Bu yüzden kadehimden bir yudum aldım ve onlara dogru
yürüdüm. Berk bu esnada benim onlara yaklaştığımı fark etmemiş gibi yapıp Tolga'yla konuşmaya devam ediyordu ama gerildigi her halinden belliydi. Ne kadar gizlemeye çalışsa da gözleri arada kaçamak bakışlarla beni süzüyor ve hemen sonrasında utangaç bir tavırla başka yöne kayıyordu.
"Naber Berk?"' dedim tepesinde dikilerek.
Durduğum yerden ötürü beni görmezden gelmesi mümkün
degildi. Karşıma iyice ezilip büzülmesi ve kaçamak bakışları beni iyiden iyiye moda soktu. Avantajlı olan taraftım. Ipler benim elimdeydi. Olması gereken de buydu zaten dimi? Burada haksızlıga ugrayan ve acı çeken taraf bendim.
"Aaa Tolga sen de mi buradaydın? Ne zamandır hiç sesin soluğun çıkmıyor?"
Tolga yutkundu ve kendini toplamaya çalışarak suçluluk
psikolojisiyle cevap verdi.
"Şey.. Bu aralar biraz yoğundum da pek görüşemedik Derin."
"Allah Allah ne yogunlugu bu böyle?" dedim gözlerimi üzerine dikerek.
"Bir mesaja bile dönemeyecek durumda mıydın? Atomu mu parçalıyordun yoksa?"
"İşler falan işte ya bilirsin."
Gözlerini kaçırdı. Yalan söylediği her halinden belliydi.
"Yoksa beni bilirsin yani hiç yapmam öyle şeyler."
"Bilmez miyim?"
Asıl hedefime dönerken bıyık altından gülmemek için kendimi
zor tutuyordum. Her şeyin bu kadar basit olmasına inanamıyordum.
"Eee sen neler yaptın bu bir ayda Berk? Bekarlık yaradı mı?"
Cevap vermek yerine gözlerini kapadı ve bira kutusuna iki eliyle
sarıldı. Sanki kutuyu sıktıkça cesareti artaracakmış gibi hissediyordu. Aptal korkak seni. Bana yaşattığı onca şeyden sonra yüzüme bile bakamıyorsun. Ezik. Bunun üzerine kollarımı birbirine yaklaştırıp gögüs dekoltemi iyice belirginleştirdim.
Sonrasında elbisemin içinden kalçalarımı da şöyle bir
süzebilmesi için hafifçe yan döndüm. İpek kumaşın altından o dantelli tangam hafifçe beliriyordu. Tam da bekledigim gibi Berk gözlerini açar açmaz oraya kilitlendi. Hayvan seni. Onun bu zayıflığına gülmeden edemedim.
Son zamanlardaki saçma sapan hareketlerine rağmen bana
hala ölüp bittigi belliydi.
"Hayırdır gördüklerin hoşuna gitti herhalde paşam?"
Bir anda suratı pancar gibi kızardı. Koltukta dut yemiş bülbül gibi otururken gülmemek icin kendimi cok zor tutuyordum.
"Eeee nerede șu yeni sevgilin?"
Tolga'nın gözleri ikimiz arasında gidip geldi. Ardından Berk'in yanındaki koltuğu işaret etti.
"Şey..."
"Ay ne var be? Arkadaşın Berk koskoca adam sonuçta dimi?
Kendi kendini savunabilir herhalde."
O sırada Esin ve Rüya da sus pus olmuştu. İkisini böyle köşeye sıkıştırmamı keyifle ve hayranlıkla izliyorlardı.
"Kendini küçük düşürüyorsun Derin." dedi Berk sonunda
ağzındaki baklayı çıkararak.
"Lütfen olay çıkartma da keyfimize bakalım."
Gözlerimi devirip yanındaki boş koltuğu işaret ettim.
"Görünmez falan herhalde bu yeni manitan. Ortalıkta yok da hahahaha."
"Aşkım bu kim?"
Arkamdan gelen sesle irkildim ve olduğum yerde öyle bir
titredim ki neredeyse elimdeki şarabı üstüme dökecektim. Bu ses hiç de tanıdık birine ait degildi. Oldukça feminen ve hoş bir tınıya sahipti. Merakla arkama döndügüm an bütün o özgüvenim ve soğukkanlılığım tuzla buz oldu.
Karşımda kollarını o dolgun göğüslerinin altında birleştirmiş, bana hesap sorar gibi bakan ve hayatımda daha önce hiç görmedigim bir kız dikiliyordu. Benden yaklaşık 7-8 santim daha uzun olmasına karşılık yuvarlak kalçalarını saymazsak birkaç santim daha inceydi. Teninin rengi aynı saçlarınınki gibi esmerdi. Dudakları benimkilerden daha dolgundu ve hiç maskara sürmemiş olmasına rağmen kaşları gür ve uzundu.
Sanki benden bir cevap bekler gibi gözlerini kırpıştırıyordu.
Kaşının kenarında piercing'i vardı. Ben sanki konsa çıkıyormuşum gibi süslenip püslemişken bu kızın ise üstünde dar bir crop, kot pantolon ve platform topuk botları vardı.
Ustüne başına hiç özenmemiş gibi dursa da aşırı hoş duruyordu.
"Boş ver canım kimse kim. Gelsene yanıma." dedi Berk.
Kız, bizimkinin sözlerine hiç kulak asmadan başını yana eğdi ve gözlerini kısarak beni süzdü.
"Aaaa yoksa bu, o mu?"
Sonrasında Berk'in yanına gidip kulagına benim de duyabileceğim şekilde bir şeyler fısıldadı.
"Fotolarda daha genç duruyordu sanki."
Duyduğum bu lafla beraber resmen çarpılmışa döndüm. Tam ağzımı açıp bir şeyler diyecekken başını kaldırıp tekrardan bakışlarını bana çevirdi.
"Sevgilimle konuşurken laflarına dikkat et tamam mı? Aranızda ne geçtiyse geçti. Artık sevgili değilsiniz, bunu kafana sok."
Yutkunma sırası bendeydi. Berk'in yeni sevgilisi tarafından azarlanmıştım resmen. Onu gözlerimle süzdükçe Berk'in benden sonra seviye atladığı gerçegiyle yüzleşmek zorunda kaldım. Üzerimdeki bu açık saçık kıyafetle karşılarında dikiliyor olmaktan ötürü kendimi çok rahatsız hissettim. Elbisem resmen çaresizlik kokuyordu. Sanki karşı tarafla yarışamayacağımı en baştan kabullenmiş ve çözümü cinsellikte aramışım gibi duruyordum. Oysa rakibim olan kız oldukça sade giyinerek bile benim çok üstümdeydi. Gögüslerinin dolgunluğu bile dekolte verdigi için belli olmuyordu. Kız doguştan iri ve dolgun gögüslere sahipti. Kendimi bir anda herkesin içinde sanki hedef tahtasına konmuşum gibi hissettim Onun yargılayıcı ve cevap bekleyen bakışları altında ezildiğimi
hissettim. Iki kelimeyi bir araya getirip de cevap veremeyecekmişim gibi hissediyordum. O ise yüzünde şaşkın bir ifadeyle beraber Tolga ve Berk'e bakıyordu. Ben sustukça kafası daha da karışıyor gibiydi. Tekrardan Berk'in kulağına benim de duyabilecegim şekilde bir şeyler fısıldadı.
"Özel biri falan mı? Öyle bir durumu varsa üstüne gitmeyeyim." 1
Berk mahcup bir tavırla benimle göz teması kurup çenesini
kaşıdı ve boğazını temizledi.
"Saçmalama yok öyle bir şey. İkinizi tanıştırmak bana düşüyor sanırsam. Derin, yanımdaki yeni kız arkadaşım Beren. Kendisi buraya Kayseri'den geldi. İşletme okuyor."
Tam ne demem gerektiğinden emin değildim. Hala okuduğuna göre benden genç olmalıydı. Gerçi dışarıdan bakıldıgında da benden genç olduğu belli oluyordu. Ayrıca benden çok daha güzel ve özgüvenliydi. Berk bana her zaman balık etli kızlardan hoşlandığını söylemişti ve yeni sevgilisiyle karşılaştığımda bu özelligimle onu kıskandıracabilecegimi düşünmüştüm. Salaklık etmişim.
Sanki durumu oldugundan daha da kötü bir hale getirmek
istermiş gibi Beren beni ciddiye bile almadı ve Berk'in yanındaki
koltuga oturup ağzının içinden belli belirsiz bir şeyler mırıldandı.
"Niye ayrıldığına şaşmamak gerek."
Tolga kıkırdadı ancak benim yerin dibine geçmiş ve öfkeden
kudurmuş suratımı görünce utancından kafasını birasına gömdü. Ben ise bu iki adamın hala arkadaşları olan biriyle ilgili böyle konuşulmasına izin vermelerinden ötürü dehşete düsmüstum. Tamam avrılmıstık ama bes vılımızı beraber geçirmiştik geçirmiştik be! En mahrem anlarımızı paylaşmış ve beraber bir hayat kurmuştuk. Şimdi ise paşamız daha bir aydır tanıştığı bir kızın bana hakaret etmesine ses etmiyordu. Ağzım kurumuştu,
sinirden titriyordum ama lafının altında kalmayacaktım. Eger şimdi susarsam ve ses etmezsem bundan sonra her buluştuğumuzda bu Beren denen iblis bana istedigini diyebilecekti. Burası benim arkadaş grubumdu ve daha beş dakikadır tanıdığım birine pabuç bırakacak degildim.
"'Ne diyorsun be sen?"
Beren bana karşılık vermek yerine sadece omuz silkti ve
gözlerini devirdi. Sonrasında sanki ben muhatap alınacak biri degilmişim gibi koltuğunda yan dönüp bütün odağını Berk ve Tolga'ya yönlendirdi. Kendi arkadaş grubumda dış kapının dış mandalı olmuştum! Koltuga iyice yayıldı, bacak bacak üstüne attı, botlarından biri havada sallanırken kadehinden koca bir yudum aldı. Hayatımda kendimi hiç bu kadar hiçe sayılmış ve adam yerine konulmamış gibi hissetmemiştim. Berk'in beni terk ettigi gün bile!
"'Sana diyorum!" dedim refleks olarak.
Resmen saygısızlığa uğramıştım ve hakkımı savunmam gerekiyordu.
"Ve ben de umursamıyorum." dedi Beren yüzünde küçümseyici
bir gülüşle.
Berk halen daha aramızda yaşananla ilgili sessizligini
koruyordu. Ona gözlerimle Beren'i işaret ettim. Resmen araya girip sevgilisini azarlamasını ve bana yaptığı saygısızlıktan oturu özür diletmesini istiyordum ama Berk beni sallamadı. Berk'in bu umursamaz tavırları yüzünden kendimi gruptan dışlanmışım gibi hissettim. Sanki artık hiçbirisi beni bir birey olarak görmüyordu ve partiyede sırf beren benimle dalga geçsin diye çağırmışlardı
"Ya sabır!" dedim kendi kendime.
Paçozun tekine karşı bu duruma düşmek sinirımi bozmuştu.
Arkamı dönüp kızlara baktım.
"Ay ne yapıyorsunuz siz?" dedi Rüya.
Hemen yanımıza gelip aramıza girdi.
"Kavga etmeye gelmedik sonuçta buraya dimi? Derin, bebegim daha hiç kadehine dokunmamışsın bile."
Kadehime baktım. Ardından Beren'e dik dik bakıp kadehimden bir yudum aldım. Az önceki o gergin konuşma hiç yaşanmamış gibi yapmaya çalışıyordum.
"Bir şey yok ya. Berk'in yeni sevgilisiyle tanışıyorduk." dedim dişlerimin arasından tıslayarak.
''Çok memnun oldum." dedi Beren sinir bozucu bir sırıtışla.
Sonrasında odağını Berk'e çevirdi. Elini uzatıp Berk'in elini okşamaya başladı. Ikisi bir süre birbirine baktıktan sonra Beren bakışlarını bana çevirip sırıttı. Resmen damarıma damarıma basıp beni kıskançlıktan kudurtmaya çalışıyordu!
"E madem toplandık oyun falan oynayalım mı?" dedi Esin.
Belli ki aynı Rüya gibi o da ortamdaki bu buz gibi olan havayı
degiştirmeye çalışıyordu.
"Şişe kapıp gelin de doğruluk mu cesaret mi oynayalım!"
"Çocuk muyuz ya?" dedi Rüya.
O an derin bir nefes aldım. Zaten dördü çift. Geriye ben ve Rüya kalıyoruz bir tek. Bu şartlarda oynamamızın bir mantığı yoktu.
Eger şişeyi çevirdigimde bana Berk veya Beren çıkarsa kim bilir
nasıl bir kavga çıkardı ortaya? Gerçi belki de o kadar kötü bir fikir degildi. Daha ilişkilerinin başındayken hemen aralarına nifak tohumları ekebilirdim. Yılanın başını küçükken ezmek lazımdı.
"Eğlencemi bozmayın ya, hadi!"
Tolga, Berk'e bakıp omuz silkti.
"Bana uyar valla. Birama karışmayın yeter."
"Bana da uyar." dedi Berk.
"Maksat kafa dağıtmak değil mi? Biraz eğleniriz işte."
Berk'in onayladığını duyunca oyunbozanlık yapmadığımı
göstermek için hemen lafa atladım.
"Benlik de bir sıkıntı yok. Hem ne zamandır oynamıyorduk dimi?"
Hem belki bu oyun Beren'in grubumuza getirdiği o boğucu ve
kasvetli havayı biraz olsun dağıtabilirdi.

Posted Aug 13, 2026, 4:57 PM UTC

63
Loading comments…