Gay Olmadıysam Ablam Sayesinde - 6

NSFWEnsest/Üvey (Aile, akraba)

6

Sonraki hafta boyunca kayda değer bir şey olmadı; Ceyda üniversite finalleri yaklaşırken zamanının çoğunu derslerine ayırdı. Yine de derslerden sonra kahve içmek veya öğle yemeği yemek için buluştuk; ben de bir sonraki dönem daha başarılı olup hem kendi iyiliğim hem de babamdan laf yememek  için derslerime daha fazla yoğunlaştım.

Bu arada Önder'le de tanıştırmıştım Ceyda'yı, aslında benim erkek grubumla mecburen tanışmıştı ama ben Önder'le diğerlerine göre daha yakın olduğum için bazı zamanlar neredeyse üç kişi geziyorduk okulda. Aslında bir bakıma bana şöyle bir faydası oluyordu, hep bahsettiğimiz gibi, bir noktadan sonra Ceyda ile sohbetimiz tıkanıyordu, ben çok konuşkan ve tecrübeli değildim, o ise ilgi bekleyen, sevilip kollanmak isteye bir kızdı.

Böyle anlarda Önder sohbet konusu açmaya, alakasız da olsa ortamı neşelendirmeyi iyi beceriyordu. Ceyda'nın da onun varlığından şikayet ettiğini pek görmemiştim. 

Ayla, Ceyda'yı tanıştırmak için babamın evine davet edip etmediğimi sordu ve evet dediğimde çok sevindi.

Ceyda'yı alıp babamla tanıştırmak ne kadar iyi bir fikirdi bilmiyorum ama benim için bir riskti, bir gün başımdan geçen gaylik alameti olayı anlatmak zorunda kalmak istemiyordum ama babamın benim hakkımdaki düşüncelerini nötrlemek için bir kız arkadaşa ihtiyacım vardı ve başka seçeneğim de yoktu.

Ceyda, bunu ilk teklif ettiğimde hemen kabul etmişti ama son zamanlarda babamın evine girmekten çekiniyordu ve ben de onun bayan arkadaşının evine hiç gitmediğimden ben de gergindim. İçeri girerken elini tutmak istedim, reddetmese de çok sıcak bir hali yoktu. Bizi gördüğünde babamın yüzünü tam olarak okuyamadım, ama ablam ona kız arkadaşımla geleceğim konusunda uyarıda bulunmasına rağmen ilk başta sersemlemiş görünüyordu. Ama sonra çok memnun oldu, bizi neşeyle karşıladı, bayan arkadaşıyla tanıştırdı ve kendimizi evimizde hissettirmek için elinden geleni yaptı.

Babamın o akşam onunla son birkaç karşılaşmamıza kıyasla ne kadar farklı olduğuna şaşırdım. Ablam, Ceyda ve benim hep birlikte onun hayatındaki yeni kadına saygı gösterip sıcak bir ortam yaratmamız da hoşuna gitmişti belli ki. Sevgilisi de Allah var iyi kadındı. Babamı hiç olmadığı kadar sakin görmüştüm.

Sonunda gece keyifli biçimde sona erdi ve ben de Ceyda'yı evine bırakmak için diğerlerinden erken ayrıldım. Babamdan arabasını ödünç istedim ve itiraz etmedi doğal olarak.

"Seni bırakmadan önce park edip sohbet edebileceğimiz sessiz bir yer bulabilir miyim?" diye sordum Ceyda'ya evine sadece birkaç sokak kala.

"Beni yanlış anlama; seni gerçekten evime davet etmek ve ev arkadaşımla falan tanıştırmak istiyorum ama şu an buna hazır hissetmiyorum... " diye ekledi. " Kız çok dedikoducu ve aileme falan bahsetmesinden çekiniyorum, sadece derslere, okula falan konsantre olmamı bekliyorlar. Hele evime erkek arkadaşımla falan gittiğimi duyarlarsa..."

Onu evine götürmekten vazgeçip ara sıra sürdüğüm bir parkı bulmakta zorlanmadım. Tahmin ettiğim gibi park müsaitti; uygun bir yere arabayı çekip yine onunla yüzeysel de olsa sevişmenin yollarını aramak istedim.

Arabayı park edip ışıkları kapattım. Bir kadını baştan çıkarmak bana göre bir şey değildi ama öpüşmeye çok hevesliydim, ama ondan pek bir elektrik alamadım.

" Ben bu şekilde buluşmalara pek alışık değilim..." diye mırıldandı o güzel dudaklarıyla ben ona doğru süzülürken, gözlerimin içine baktı ve sonra yavaşça dudaklarımız birleşti. Hafif bir ısırıkla alt dudağını çektim, ama yine rahatsız oldu. Öpüşmemiz derinleşemiyordu. Ortam da sürekli bir negatiflik seziyordum.

Bir an duraksayan Ceyda, sadece kendisinin yapabileceği şekilde kendini bir şekilde geri çekti ve konuşmasını beklerken gözlerimin içine baktı.

"Ne oldu bilmiyorum... karşılık veremiyorum sana ve isteklerine sanırım.. Panikledim ve bir sebepten dolayı korkuyorum. Beni bırakmanı isteyeceğim senden evime. Lütfen, şu an hiç havamda değilim." 

Arabada yanında olmamdan pişmanmış gibi görünüyordu. Rahatsızlığını çok belli ediyordu. Arabanın karartılmış camlarından endişeyle etrafına bakındı ve sonra titreyen elleriyle bluzunun düğmelerini kapadı, ben onu hayretle izliyordum. Ellerini korunmacı biçimde önünde birleştirdi.

'' Tamam, özür dilerim,'' dedim. 

Çok kızgındım ama ona değil asıl kendime. Nasıl anlayamamıştım istemediğini ve kendimi bu gülünç duruma düşürdüm bilmiyorum.

'' Ben özür dilerim,'' dedi.

Daha başka hiçbir şey konuşmadan onu evine bıraktım, ne o ne ben ağzımızdan tek kelime çıkmamıştı. Bu kadar olumlu başlayan ve babama sevgilim diye tanıttığım kadının bu kadar soğuk yapmasına bir türlü anlam veremiyordum. Gece olup yatağıma girdiğimde hala bir mesaj bile atmamıştı. Resmen belirsizlik içinde kalmıştım. Ben de ne diyeceğimi bilmiyordum ama kendimi suçlu da hissetmiyordum. Sonuçta daha önce yakınlaşmayı denediğimde reddetmemişti.

Ertesi gün de aynı şekilde geçti.

Ne okulda ne de başka yerde göremedim.

İlk iki gün ne kadar zor geçtiğini anlatamam, resmen telefon ekranına köle gibi yaşıyordum, her gelen uyarı ile ondan bir mesaj mı acaba diye yerimden zıplıyordum. Bunun nedeni ona aşık olmuş olmam falan değil, tam tersine onun bu 180 derece dönüşünün sebebini öğrenmekti.

Üçüncü gün okulda yürürken sonunda uzaktan da olsa onu gördüm. Yanına gidip konuşsam mı diye düşünüp onu izlerken o ise gülerek bir yere gidiyordu. Sonunda bir erkeğin yanında durdu. Önder'in.

Sarılıp yanak yanağa öpüştüler. Neler olduğunu anlamlandıramıyordum, koyu bir sohbete daldılar ve hararetli hararetli konuşuyorlardı. Benim sayemde tanışan iki insanın bu kadar sıkı fıkı olması garibime gitmişti. Yanlarına gidip sora da bilirdim ama beklemeyi ve ayrılırlarsa Ceyda'ya durumu sormaya karar verdim.

Ceyda'nın bi kollarına sarılmadığı kalmıştı bizim şerefsizin, sığınacak liman olarak bula bula onu bulmasına yorum yapamıyordum. Sonunda gözyaşlarını silerek yanından ayrıldı. Bir süre bekledim tekrar görüşecekler mi diye sonra da Ceyda'yı bulup ona seslendim.

'' Hey? Selam. Konuşabilir miyiz?'' dedim tuvaletten çıktığını görünce.

'' İstemiyorum,'' dedi.

'' Çok uzun sürmeyecek merak etme. Önder'le sohbet ettiğinizi gördüm. Neler oluyor?''

'' Birşey olduğu yok Serkan. Sadece yalnız kalmak istiyorum.''

'' Tamam. Zaten buna saygı gösterip mesaj bile atmadım. Ama sorun ne açıklarsan ben de daha fazla uzatmam bu işi.''

'' Açıklanacak bir durum yok,'' dedi etrafa göz atıp, yalnız olduğumuza ikna olunca devam etti. '' Ben senin sandığın kadar rahat biri değilim tamam mı, her buluşmada beni cinsel manada kullanmak istemen rahatsız edici gelmeye başladı. Hem zaten birlikte sohbet bile edemiyoruz, seni tanımadan çok ileri gitmekle hata ettim.''

'' Tamam. Anladım. Bunlara bir itirazım yok ki zaten. Bunu bana insanca söyleseydin ben zaten çeker giderdim. Babamla bile tanıştırmazdım,'' dedim.

'' Zaten.. Zaten en büyük neden babanla tanıştırmak istemen. Beni kullandın sen.''

Yüzüne baktım ama gözyaşlarını silip benden uzaklaşmaya çalışıyordu, ne demek istemişti ki? Babamla tanıştırma sebebim hakkında bilgi sahibi olmasının tek bir yolu vardı.

'' Ne demek kullandın? Alt tarafı bir yemek yedik. Evlenme teklif falan etmedim,'' dedim.

'' Hayır.. Öyle değil.. Önder..''

'' Önder? Ne dedi sana o yavşak?''

'' Düzgün konuş. Beni uyardı sadece ve iyi ki de öyle yaptı.''

'' Ne uyarması?''

Susuyordu şimdi söylememesi gereken bir şeyi söylemiş gibi.

'' Ne uyarması be?'' diye sesimi yükselttim.

'' Üff, tamam bağırma. Cinsel yöneliminden ve babanın bunu öğrenmesinden bahsetti bana.''

Orospu çocuğunu yakalasam gebertecektim, o kadar çok sinirlenmiştim, yavşak söz vermesine rağmen bunu kız arkadaşıma bile duyuracak kadar mala bağlamıştı. Amacının ne olduğunu ve beni kıskandığını tahmin ediyordum ama bu kadar ileri gidebileceğini düşünmemiştim.

'' Vay amk ibnesi.. Demek cinsel yönelimden bahsetti.. peki kendi cinsel yöneliminden bahsetti mi?'' diye sordum.

'' Nasıl yani?'' diye sordu.

'' Kendi diyorum kendi? Erkeklerden hoşlandığından ve onun beni taciz etmesi yüzünden babamın beni gay sanmasından bahsetmedi mi?''

'' Nası ya? Hiçbir şey anlamadım..''

'' Anlamazsın tabi.. Gelip adam gibi bana soracağına arkamdan iş çevirirsen böyle olur. N'ooldu çok mu yakışıklı buldun Önder'i? Daha geçen haftaya kadar n'olur benimle ol diye yalvaran adamı erkek oldu ben gay oldum demek. Tamam neyse, hadi siktir git Önder'le takıl sen. İyi oldu, zaten ben de senden hiç elektrik alamamıştım en başından beri.''

'' Ne saçmalıyorsun be salak!''

Arkamı dönüp saçma sapan sözlerini dinlemedim bile. Önder piçine de gitmeyecektim, gerisini kendi hallederdi. Aslında artık hiçbir şey umurumda bile değildi. Babam gay olmadığıma yeterince ikna olmuştu bence, ablam da zaten şu an hayatta tek değer verdiğim insandı.

Okulu falan siktir edip doğruca eve gittim ve telefonumu uçak moduna aldım. Sadece oyun oynadım ve tuvaletimi yapmak için odamdan çıktım, bir de akşam yemeği için ablamın yanına. Ona belli etmek istemiyordum.

"Bugün günlerdennn..." dedi gülümseyerek. "Sanırım biri 21 yaşına giriyoruz," diye sevinçle hatırlattı.

"Aynen. Cumartesi günü yirmi bir."

"Yani yarın. Bu önemli günü kutlamamız gerek kardeşim. Ne planlıyorsun? Ceyda'yla bara falan mı gideceksin?"

"Hayır, hayır. Hiçbir planım yok. Ceyda'nın kendi planları vardır, ben de evde vakit geçirebilirim,'' diye ona durumumu izah ettim.

"Cumartesi gününün doğum günün olduğunu biliyor mu acaba?"

"Hayır. Ona hiç söylemedim," derken ona güldüm.

"Bir şeyler yapmalıyız..." dedi ablam ciddi bir yüz ifadesi takınarak. "Bir değişiklik olsun diye sana pasta, yemek falan hazırlayacağım. İstersen Ceyda'yı da davet edebilirsin. Nasıl olur?"

"Sorabilirim ama geleceğini sanmıyorum. Dediğim gibi, onun kendi planları vardır."

"Yine de davet et. Akşam yemeği ve doğum günü pastan benden... Yanında da bir şeyler içmek de güzel olurdu..." Ablamın ne ima ettiğini hemen anladım.

"He anladım. Kafayı çekeriz diyorsun. Tamam, ne istersin? Şarap, bira veya başka bir şey?"

"Bi bakalım... Romantik bir doğum günü istiyorsan, şarap... Sadece öylesine sıradan bir doğum günü olacaksa bira alırsın. Kararı sana bırakıyorum."

"Anlaştık!"

Artık kadınlardan daha iyi anlıyordum sanırım, bir tane sevgili yapmak, kendi öz ablam da olsa ikincisi ile aynı evde yaşayıp kadın erkek ilişkileri hakkında açık olmak derken artık tavırlarından bir sorun olduğunu anlayabiliyordum.

'' Tamam hadi sor, senin aklında birşey var,'' dedim ablama.

"Babamla tanıştırdığın gece geç saatlere kadar eve gelmedin. Babamlardan ayrıldıktan sonra Ceyda ile bir yere gittiniz mi?" diye sordu.

"Hayır, onu sadece evine bıraktım," diye sırıttım.

"Yalan söylüyorsun... Onu bırakıp eve dönmek saatler sürmez. Söyle bana, ikiniz nereye gittiniz?"

'' Onu evine bıraktım işte.''

'' Peki bizim evde beraber takıldığınız gece?''

'' Zaten iki tane gece var. Ne merak ediyorsun anlamadım. İlk gece mi son gece mi?''

'' İlk geceden başla!'' dedi.

"Tamam, gerçeği söyleyeyim. Kısa versiyonunu mu yoksa tam raporu mu duymak istersin?" diye sordum gülerek.

"Hmmm... Belki de senden hiçbir şey anlatmanı istememeliydim; bu beni ilgilendirmez." 

Sesi hayal kırıklığına uğramış gibiydi.

"Hayır Ayla, sana her şeyi anlatmak istiyorum, dinle beni. Aslında son gece sana anlatmak için seni uyandırmak istedim ama senin için geç olduğuna karar verdim." 

Ayla tostunu ağzında tutarken, gözlerini büyütüp donmuş gibi dururken, ben de düşüncelerimi toparlamak için bir an duraksadım. Bu yüzden Ceyda'nın bize geldiği akşam olan her şeyi, dilim döndüğünce anlattım. Ayla söylediğim her kelimeyi dinledi ve o süre boyunca göz kapağının hiç kapandığını sanmıyorum.

"Yani, ona oral seks yaptın?" diye kekeledi ablam, bana bakarak. Şok olmuştum... gözleri yaşardı ve onları gizlemek için hızla başka tarafa baktı. Ona her şeyi anlattıktan sonra nasıl göründüğüne ve nasıl davrandığına şaşırdım. Duygularını incitecek bir şey mi söyledim yoksa onaylamadığı bir şey mi yaptım, tam olarak anlayamadım.

"Güzel yemek için teşekkür ederim," dedi masadan kalkarak. '' Senin adına çok mutluyum," dedi odasına giderken. Yarak gibi geçen gün sonunda içimi karartarak sona ermişti. Bombok ettik işleri.

Ertesi sabah kalktığımda ablam kahvaltıyı hazırlamış atıştırıyordu, beni genelde uyandırmazdı çünkü ben öyle isterdim, kendim uyanınca geçiyordum ve sıcak soğuk fark etmeden ne varsa yerdim. O sabah da aynısı olacaktı ve mutfağa geçtim ama doğumgünüm olmasına rağmen bir tepki vermeden kalkıp odasına geçti. Bu iyiye işaret değildi.

Kapı zili çaldığında onu neyin rahatsız ettiğini sorgulamak için onu kovalamak üzereydim. Kapı zilini görmezden gelip Ayla'nın peşinden gitmek istedim ama tam tersini yaptım.

"Doğum günün kutlu olsun!" dedi Önder piçi kapıda.

"Teşekkür ederim ( amk ibnesi dedim içimden) ! Zahmet etmişsin buraya kadar gelerek?" onu gördüğüme çok şaşırmış olsam da.

"Konuşmamız gerek, içeri girebilir miyim?''

'' İçeri mi? Asla olmaz. Dışarı çıkalım, ablamın duymasını istemiyorum,'' dedim ve kolundan tutup çekerek dışarı evin karşısındaki ağaçlık ufak alana kadar götürdüm.

'' Eeee? Neydi derdin?'' diye sordum.

'' Ne derdim olacak. Yeniden sıkı arkadaş olmak..''

'' Sıkı arkadaş mı? Ya siktirtme belanı, görüştüğüm kıza beni gay diye lanse edip, arkamdan kızla sarmaş dolaş dertleşiyorsun amk. Arkadaşlık mı kalır böyle?''

'' Ya tamam. Özür dilerim. Kıskandım biraz seni ve kızın aramıza girmesini istemediğim için böyle birşey yaptım. Sana bu gaylik konusunu açmaması için elli kere söyledim ama kız milleti işte. Benimle de konuşmuyor şimdi, zaten öğrenmiş.''

'' Olum sen gerizekalı mısın? Kız herkese bizi gay diye anlatacak, okulda duymayan kalmayacak, al başa belayı. Ben hayatımı toparlamak için uğraşıyorum senin başıma sardığın olaya bak ya. Allahtan salak saçma hareketlerim falan olmadı bugüne kadar insan içinde. Siktir git bir daha görünme yanımda, senden uzak durmam yeterli adımı temizlemek için.''

'' Yanlış şeyler söylüyorsun, kıskandım diyorum oğlum, arkadaşlığımızı bitirmek istiyorsun ben tam tersi daha da sıkı olalım derken..''

Kuzey Güney'deki Kıvanç Tatlıtuğ gibi dişlerimi sıkıp yumruğumun birini yüzüne doğru gösterdim.

'' Ananı siktirtme bana bak. Git sıkı götünü kime siktireceksen siktir başıma bela olma artık. Uza, amk delisi seni. Arkadaşlık falan yok,'' dedim ve karşımdan çekilene kadar bekledim. Sonunda çekilip gitti.

Eve, odama çıktım ama ablam hala odasındaydı ve bana pas atmıyordu. Kısa bir süre sonra, nereye gitmek istediğime dair hiçbir plan yapmadan yola koyuldum. Bir biçimde, nedenini tam olarak belirleyemediğim bir huzursuzluk ve gerginlik hissediyordum. Sonra durdum ve saçım yeterince uzun olmasa da saçımı kestirdim. Saat hâlâ öğleden sonraydı.

Hiçbir sebep veya ihtiyaç duymadan alışveriş merkezine gittim. Boş boş dolanıyordum sadece. Bir mağazada dolaşırken gözüm, Ayla'nın bir zamanlar bakıp denediği ama fiyatı yüzünden satın almadığı eteğe takıldı. Sonra mağazadaki mankenin aynı etek ve ona uygun şık bir bluzla süslendiğini fark ettim. Beden konusunda pek emin değildim ama küçük beden giydiğini tahmin ettim, bu yüzden ikisini de aldım. Yaptığım ya da yapmadığım bir şey yüzünden hâlâ bana kızgınsa onu neşelendirmeyi umuyordum.

 Akşam için içki almaya söz verdiğimi unutuyordum neredeyse ve bu nedenle bir tekel dükkanına girdim. Öyle bakınıyordum sağa sola, ne demişti? Romantik bir akşam için şarap. Kırımızı şaraplara bakıp bi tane cabarnet savignon kaptım ve parasını ödeyip eve doğru yola çıktım. Akşam oluyordu.

Posted Sep 8, 2026, 11:49 AM UTC

240
Loading comments…