Türkiye’de İdari Keyfilik ve Rant: “Nokta Bazlı” İçkili Yer Bölgesi Kararları ve Sistematik Gürültü Terörü
Merhaba, burada son zamanlarda giderek yaygınlaşan ve benim de uzun süreden beridir mağduriyet yaşadığım bir sorunu kendi deneyimlerim ve hukuki/idari mücadelem sırasında kazandığım bilgilerle birlikte gündeme getirmek istiyorum.
Sizlerin de farkedeceği üzere son zamanlarda konut alanlarının yakınlarında açılan içkili bölgelerin meydana getirdiği başta gürültü kaynaklı olmak üzere, güvenlik, idari kurumların dahil olduğu geniş çaplı hukuksuzluklar, insanı yıpratacak ölçüde şikayetler sub'ta yaygın şekilde paylaşılmaktadır. (örnekler için: Evin Altındaki Barın Gürültüsü İçin Avukat, Yüksek Gürültü Şikayeti, Kafe ve Yüksek Gürültü Sorunu ve bizzat benim sorunum olan Evimin Bitişiğindeki Bar Hakkında)
Görülebileceği üzere apartman altındaki barın sebep olduğu gürültü karşısında vatandaş evinin içinde oturamadığını, bir başkası sabah saat 4-5'lere kadar ara sokakta kanunsuz şekilde müzik çalmaya devam eden kafe-barlar, karşısında ya da bitişiğinde bulunan bar-kafe tarzı işletmelerden dolayı kendi evinde sığıntı şeklinde, 3m kulaklıklarla uyumaya dair şikayetlerde bulunuyor. Dahası bu sorun karşısında sıradan çinko vatandaşın elinden tek gelebilecek olan şikayet mekanizmalarının etkisiz kaldığı, başta ilgili belediye personeli, çevre şehircilik memurları ile kolluğun aleni şekilde söz konusu işyerlerini koruduğu, vatandaşın haklı şikayetlerinin ise vatadaşa bahse konulu işyerinin "yalıtımı tank gibi" denilmekte, denetime gelen memurların işletmeye önceden "geliyoruz, hazırlık yap" diye haber uçurduğu görülmekte ya da adliye binasının karşısına "belediye meclisi" tarafından verilen içkili yer bölgesi ruhsatının hukuksuzluğu belirtildiği zaman aynı kurumun memurlarınca "adliyenin devlet dairesi" olmadığı gibi cevaplarla başbaşa kalınıyor. Yani sorun benim başlarda vehmettiğim gibi sadece benim değil ülke çapında yayılmış bir kokuşmuşluk ve hukuksuzluğun sistemleştirilmesidir.
Dava konusu yaptığım bu konuda benim ilk olarak tespit ettiğim sorun o sözde meclislerin aldığı gayrihukuki içkili yer bölgesi ilanlarıdır. İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik’e göre içkili yerler meclis tarafından dahi verilse de nokta bazlı tek bir parsele verilemez. Nitekim benim dava açtığım hususta (ki ayrıntılarını başka bir gönderide paylaşacağım) dava dosyasına eklediğim Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğü'nün 2019 tarihli resmi görüş yazısında aynen şu ibare geçmektedir: "içkili yer bölgesinin adres ve tek işyeri olarak değil bölge olarak tespit edilmesi gerektiği; işyeri ve adres bazında içkili yer bölgesi tespitinin amaca aykırı olduğu"(https://webdosya.csb.gov.tr/db/yerelyonetimler/icerikler/is-yer--bazinda-ick-l--yer-bolges--bel-rlenmes--20200713162601.pdf). aynı yazıda bakanlık "İşyeri ve adres bazında içkili yer tespiti ruhsat yönetmeliğinin amacına aykırıdır, barlar yerleşim yerlerinden ve gürültüye hassas kurumlardan uzak, altyapısı buna göre hazırlanmış pasaj veya iş merkezlerinde toplanmalıdır" şeklinde açıkça emir vermiştir. Bununla ilgili olarak idari yargının verdiği yakın tarihli bir başka emsal kararda (Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu (İDDK) 2024/1718 E., 2025/765 K. sayılı) "Noktasal bir yerin veya bağımsız bir bölümün içkili yer bölgesi olarak ilan edilemeyeceği, ancak sınırları belirlenmiş bir alanın içkili yer bölgesi olarak tespit edilebileceği...". açıkça belirtilmektedir. (Buna benzer başka Danıştay kararları da mevcuttur, bir sonraki yazımda ondan da bahsedeceğim.)
Benim durumumda mesela evimin bitişiğinde, üstü açılıp kapanabilen, dolayısla tahmin edebileceğiniz üzere yalıtımı olmayan (bakanlığa en az 5 kere CİMER üzerinden bahse konu işyerinin yalıtım projesinin olup olmadığını sordum ve her defasında başka konularda cevap verip sorumlu olmadıklarını, dolayısıyla yalıtımı olduğunu belirmediklerini de ekleyeyim ) 4-5 tane apartmanın havalandırma boşluğuna bakan bir barın meydana getirdiği gürültü nedeniyle şikayetlerimiz bir başka maddeye daha yoğunlaştı: İçkili yer bölgesi ilan edildiği tarihte (2013) tam karşısında adliye vardı. Günümüzde o bina hem il denetimli serbestlik müdürlüğü hem de idare mahkemesi olarak görev yapmakta ve bar ile binanın kapısı arasından bir sokak mesafesi (takriben 7-8 metre) bulunmakta. Bu durumda İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmeliği'nin 30. maddesinde geçen "Hükümet binaları yakınına içkili yer bölgesi tespit edilemez" hükmünü hatırlattığımda (çok ciddiyim) "Kanundaki 'hükümet binası' sadece Valiliktir, Adliye hükümet binası sayılmaz" şeklinde yazılı ve sözlü bir şekilde cevap aldım. Bunu Çevre Şehircilik Bakanlığı'nın hukuk birimine sorduğumda tam 7 ay cevap vermeyip en sonunda "şahısların sorularına cevap vermeyiz, belediye sorsun ancak o zaman" şeklinde bir cevapla karşılaştım. Sorarım size Devletin adalet dağıttığı resmi mahkeme binası hükümet binası değilse nedir?"
Devam edelim. Peki siz, yani sıradan çinko vatandaş, rahatsız olduğunuzda ne yaparsınız? Adalet ve şiddet tekeli elinde bulunan kamuya sığınır, ona başvurursunuz değil mi? Mesela Çevre Şehircilik Bakanlığı'nın şikayet hattı olan 181!i ararsınız ya da CİMER üzerinden başvurursunuz değil mi? Örneğin - Binaların Gürültüye Karşı Korunması Hakkında Yönetmeliğin (Madde 5 ve 12): Mekanın binalara bitişik, yalıtımsız çatılı olması ve ortak havalandırma alanlarına kaçak masalar atmasının bu yönetmeliğe tamamen aykırı olduğunu belirtirsiniz. Cevabı yukarıda yazdım, yalıtımsız binaya 3 yıllığına müzik yayın izni verirler. Cezai işlem neredeyse hiç uygulanmaz. Hatta TBMM'ye meseleyi yazdığınız zaman apar topar 1 yıldır kaçak yayın yaptığı bilinen işyerine bu müzik yayın ruhsatını verirler. Ya da belediyeye Çevresel Gürültü Kontrol Yönetmeliği'nin (Madde 11/11): "Bir yılda üç defa gürültü ihlali tespit edilen yerin müzik izni iptal edilir" kuralını hatırlatırsınız. Belki de yine benim yaptığım gibi belki üst üste 3 ihlal alırsa kapanır maddesine dayanarak (Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu m. 8 ve Yönetmelik m. 42) içiniz rahatlar değil mi? Ama hayır, belediyeler mekanı kapatmamak için bilerek ve kasten "Faaliyetten Men" (mühürleme) cezası vermez, sadece göstermelik para cezaları kesip bırakır, sonra da utanmadan mahkemede "E 3 defa mühürlenmedi ki ruhsatı iptal edelim" derler. İşin bir de göz bebeğimiz olan kolluk kısmı da vardır tabi. Siz bas sesinden, gürültü sesinden (malum saat 00:00'dan sonra müzik yayını velev ki kısık sesle bile olsa yasaktır) rahatsız oldunuz, 112'yi aradınız. Polis gelirse iyisiniz, aracından inerse ve on dakikalığına sesi kapatırsa köşelik olursunuz. Ancak ceza yazılır mı? Tövbe haşa! Asla! Bir de sizi yalancı çıkartır Gürültü yok, her şey normal" diye sahte tutanaklar tutarlar. E mağdur arkadaşımıza ne demişlerdi : "Geliyoruz evraklarını hazırla!"
Gördüğünüz gibi başınızı ellerinizin arasına alıp kara kara düşünürsünüz. (Kiracıysan çık diye akıl verenler yoruma üşüşmeden yazayım, kendi evinizde göçmen gibi yaşadığınıza mı, kiraya vermek ya da satmak isteseniz mülkünüzün uğradığı değer kaybına mı yanasınız?) O zaman son çare benim gibi kafayı kırıp, onlarca araştırma yapıp, hukuçu görüşleri de alarak kanunu ardınıza alıp mahkemeye başvurursunuz. Zira bilirsiniz ki Anayasa’nın 17. maddesi (Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı/sağlığı) ve 56. maddesi (Sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı) devletin vatandaşına sağlaması gereken en temel güvencelerdir. Yine yukarıda bahsettiğim Danıştay'ın emsal kararı ile Çevre Şehircilik Bakanlığı'nın 2019 tarihli amir görüşüne göre ve elbette ki şehircilik bilimi ve imar hukukuna göre; eğlence mekanları, barlar, gürültülü işletmeler konut dokusundan ve hassas alanlardan tamamen arındırılmış, altyapısı ve ulaşımı buna göre planlanmış özel bölgelerde (iş merkezleri, pasajlar vb.) toplanmalıdır dersiniz. Ancak o da ne! Yerel idare mahkemesi 2013 yılında alınmış içkili yer bölgesi kararına 60 gün içinde itiraz etmediğiniz için davanızı esasa girmeksizin reddeder.
Fakat ortada kocaman yerel rant ilişkileri, rüşvet iddiaları ve "ekabir takımı" korumacılığı yüzünden; 4-5 binanın tam ortasındaki ortak havalandırma boşluklarına, yatak odalarının dibine yalıtımsız barlar açılmakta, havalandırma boşlukları masa-sandalyelerle işgal edilmekte ve idareler gürültü ölçüm yetkilerini birbirine atarak (Belediye Çevre Şehirciliğe, Çevre Şehircilik belediyeye) sorumluluktan kaçmakta olduğu gerçeği vardır.
Şimdi sorular sorayım:
- Sizin şehirlerinizde de belediyeler böyle kişiye özel parsel bazlı içkili bölge ilanları yapıyor mu?
- Sürekli devam eden gürültü/mülkiyet ihlallerinde idare mahkemelerindeki 'süre aşımı' engelini aşabilen meslektaşlar var mı?
- Sıradan çinko vatandaş bu cendereden, haksızlık ve hukusuzluktan nasıl çıkabilir? Sosyal medyadan başka çıkar yol, sesini duyurabileceği, haklı olduğunu ispatlayabileceği başka bir mecra var mıdır?
Posted Sep 8, 2026, 4:54 PM UTC