Akın ve Ben - Bölüm 25 (Artık Ölmek Zamanı) - Sezon FiNALi

NSFWGay

↘︎ Daha Önce Yayınlanan Bölümlerin Linkleri

***

Arkadaşlar… Seriye aşırı teveccüh… Sayılması imkânsız up… Yok denecek kadar az down… (Nasıl oluyorsa artık okunma ratingi iyi.) Konsantrasyonum ve ilham perilerim kaçıştılar. Yakalayamıyorum artık onları. Aslında final yapıcaktım… Belki de bir zaman sonra tekrar yazarım diye bir açık kapı barakayım dedim… O nedenle ‘Final’ yerine saçma sapan oldu ama… ‘Sezon Finali’ deyiverdim işte…

***

Emre’yle Berk takside faili olduğum halı saha olayını değerlendirirken öğrendim ki… Üzerime atlayan kız Aysun’muş… Zaten saldırgan delirgen biriymiş… Yani ilk vukuatı değilmiş bu… Bana denk gelmiş yenisi de işte…

Geldiğim noktaya inanamıyorum. Hep insanlardan saklanan okul dışında pek de sosyal hayatı olmayan ben. Nasıl oldu da sosyal bir deneyim yapayım derken… Elime yüzüme bulaştırdım. Bir de nerdeyse dayak yiyecektim.

Üstelik de bir kızdan. Tamam kız (karı demek daa doğru ya) normal değildi. Ama benim onla laf yarıştırmam da onunla aynı seviyeye inmem demek oldu. Gereksiz işler. Bence kabahatin büyüğü bendeydi yani. 

Neysee… Halka ilk arz yani açılma… İlk sosyalleşme deneylerinde olur böyle kazalar. Yapma bir daha böyle hata diyerek olayın iyi yönünden de bakabiliriz tabi… Daha önce de söylemiştik ya… Öldürmeyen şey güçlendirir… Burdan Nietzsche beye de selam olsun.

***

Sonuçta Berk’in dedesinden kalma Tuzla’daki yazlıktayız işte… Bir yanımda Emre… Diğer yanımda Emre’den de iri 4 numara… Kanepede oturuyoruz. Emre’nin ‘bir yer bulup biralasak ya’ demesiyle geldik ya buraya…

Ama sanırsam yaratıcı hayallerin adamı Emre’ye sakso çekerken gözünün önüne gelen şeyler olacak gibi duruyor bu gidişatla. Kendi ayaklarımla geldiğime göre buraya… Benim akışa uymaktan başka yapacak bir şeyim yok gibi (sosyalleşme deneyine devam.)

Berk şampanya gibi patlattığı biraları dağıttı… Şerefeleşip aldık büyükçe yudumlarımızı. Pizzayı az yediğimden… Çoğu boş olan midemi şenlendiren alkol… İyice hoşlaştırdı beni de. Klima da evi ısıttı baya… Montlarımızı çıkardık…

Emre’yle Berk şort ve formalarıyla apar topar ayrıldıklarından halı sahadan… Öylece kaldılar. Maç yapmaya hazır halde yani. Emre tekrar sarıldı… Berk daha da yanaştı bana (daha bi yer kalmamıştı yapıştı yani.)

Öpüşmeye girişince Emre… Üstüme çıkmakta olan Berk de diğer yanımdan boynuma gömdü suratını… Her yanımdan kuşatıldım ıslak tatlı saldırılar altında… İstemsiz inledim ya… Bunu olumlama olarak aldı Emre. Soyunmaya başladı bile… 

Tabii hemen Berk de (konuşmadan anlaşma diye buna derler işte.) İkisi de boxerleriyle artık. Şok olmamak için gözlerimi kıstım… İki taraflı kuşatmaya bırakmıştım ki kendimi… İki kol kaldırdı beni. Bu defa Berk bana gülümseyerek taşıyor. 

Kucağı da o kadar büyük ki. Trip pek rahat… Emre de bizi takipte… Yukarı kata çıkıp bir odaya girdik. Buranın klimasını da çalıştırmış Berk. Demek ki planlar yapılmış önceden. Oda pembe ağırlıklı bir kız odası dekorasyonunda (umarım Berk’in odası diildir:)

“Ceren’in odası burası. Kız kardeşim. Bu gece bizim için onun yerine geçer misin Deniz?”

Yere indirip beni… Daha cevabımı beklemeden dolaptan iç çamaşırları gecelik gibi şeyleri yatağın üzerine dizmeye başladı bile. Yaratıcılıkta yarışıyorlar birbirleriyle. Emre olayı ustasına bıraktı bir koltuğa çöküp sahneyi izliyor…

Tişörtümü çıkarıverdi başımdan Berk… Gözüyle jeanime baktı… Baktım yatağın üzerine. Küçüçük külotlar… Sütyenler felan. Oldukça çekici… Çıkarıverdim ben de altımı… Bir külot seçip bana uzattı…

Uçuk pembe üzerinde koyu pembe gül desenli… Paça kenarları beyaz dantelli… Aldım elime. Yumuşacık ve daha uzaktan mis gibi kokusunu yayıverdi. Kumaşı incecik şeffaf gibi nerdeyse. Kaşlarını kaldırıp gözlerini açtı (hadi diyor yani.)

Arkamı dönüp. Külotumu ve çoraplarımı da çıkardım. Ceren’in enfes altını giydim… Öylesine sardı ki beni… Pipimi ordan popoma giden kadifemsi bölgemi… Popomun kanatlarını… Yumuşacık kızsal ipeksiliği ile… Hele iç gıcıklayan enfes dantelleri…

Önümü dönmeden zaten küçücük kalan pipimi bacak arama itiverdim… Berk direk oraya baktı zaten… Olması gerektiği gibi ilgili yer dümdüz… Hatta aşağı doğru hafif bir çizgi oluştu kız amcığı gibi… Berk’in gözleri büyüdü dudaklarını yaladı…

Bu defa bir sütyen seçti… Yine pembe ama askıları beyaz… En küçük boy kup ve kupu tamamen dantel. Bana doğru geldi. Kollarımı uzattım. Geçirdi kollarımdan askı ayar tokasını bedenime ayarlayıp arkama geçip kopçasını bağladı…

Hayatımda ilk defa tenime hele memişlerime böylesi büyülü bir şey değiyor. Dolabın kapağında ki boy aynasına baktım… O kadar harika olmuşum ki… Küçük ayaklarım. İncecik bacaklarım (ayak bileklerimden baldırlarıma kadar hemen aynı kalınlıkta.)

Çizgi gibi oğlan amcığımı belli eden şeffaf külotum. Üstünde belim inceliyor. Küçük ellerim ince parmaklarım ve zirvede baby french attığım hafif uzun tırnaklarım. Sütyenimin altında küçücük memişlerim. Bir kızın ki gibi dar omuzlarım… Omuzlarıma yakın ince boynuma dökülen dalgalı açık kumral saçlarım….

Kendimi tanıyamadım… Ve hayran oldum… Emre benden bahsederken Berk’e… ‘Femboy kızdan güzel bi çocukla tanıştım’ demişti ya. Haklıymış dedim kendi kendime. Odadaki iki erkek de bana hem hayretle hem de yiyecekmiş gibi bakıyorlar… 

Kızların güzelliği beğenilmeyi neden bu kadar önemsediğini şimdi anlıyorum. Bu beynimden karnıma felan heyecanımı ordan oraya hızlıca akıtıyor… (Akışkan cinsiyet dedikleri şey bu mu? Ne alâka?)

Arkamdan Berk yaklaşıyor… Aynada… Kocaman bir aslan bir ceylanın arkasından yanaşıyormuş gibi görünüyor bana… Herif nerdeyse 2 metre boyunda… Kolları bacakları dev gibi…Vücudunun her yeri kas… 

Aslında benim sevdiğim şeyler değil bunlar. Ben Akın’ın ki gibi daha androjen erkek vücudundan hoşlanıyorum. Ama şimdi bunu Berk’e söyleyecek de değilim tabi. Önümü çevirip kendine doğru. Belimden tutup havaya fırlatıverdi…

İnerken tutunabilmek için bacaklarımı sarmaya çalıştım vücuduna. Kollarım da boynuna kenetlendi… O tutmasa belimden düşerdim kesin. Biraz aşağı salınca beni… Popom bir yere oturdu… Ohaaa!!! Yarağı mı lan o!!! Ben hayret içindeyken…

Berk sıkıca  sarılıp… Boynuma ordan dudaklarıma girişti… Nerdeyse bütün suratımı öpüyor gibi… Herifin her şeyi gibi ağzı da kocaman ya. Kirli sakalları jilet gibi kesiyor suratımı boynumu felan hep… Sonunda yatağa yavaşça koydu beni.

Boxerini de çıkarınca… Boyu posu kasları işte neyse ne var ne yoksa hepsiyle gayetle uyumlu… Büyük çok kalın kocaman yarağı da çıktı ortaya (rengi de siyah gibi bildiin at yarağı aw.) Suratımın hizasında dikeliyor.

İster istemez insanın ağzı sulanıyor tabi. Şimdi kritik promlematik… Bununla sikecekse eğer beni… Siktikten sonra… Dağılmayı seviyorum da… Benden geriye bir şey kalır mı acaba?

Emre’ye baktım göz ucuyla… Onun bile gözleri büyümüş şaşkınlıktan. O da bu kadar tahmin etmiyormuş demek ki… Yanaştı bana iyice. Başımı kaldırıp baktım deve… Gözleri yine çok tatlı bakıyor (tek olumlu şey onlar zaten ya.) 

İki elini de avuçlarını açıp şeyine doğru uzattı. Artık al ağzına diyor yani… O iş kolay da. Ondan sonraki delici oyucu aşama ölümcül korkutuyor beni… Şaftının ortasından tuttum elimle… Biraz okşadım (sanki siki bile kas yapmış.)

İyice yaklaşıp ucunu dilimle yaladım. Yalar yalamaz sızdırıp kendini istemsiz geri çekti:) Baya da hassasmış dev şey… Sızdırdığı sıvıyla beraber ağzıma almaya çalıştım başını… Çenem sonuna kadar açılınca anca sadece başı sığdı  ağzıma…

Dilimi bile çeviremiyorum ki… Her yeri doldurdu kocabaş. Biraz emdim. Neyse (belki de daha önce ağzına alamadı kimse çok büyük diye) emmem bile çok hoşuna gidiyor ki. Bir eli başımın üstünde diğeriyle yanağımı okşuyor.

Epeyce emdim. Ağzımdan çıkarıp başının her noktasını özellikle altını yaladım… Bol bol sızdırdı. Hepsini ona bakarak yalayıp yuttum. Çok hoşuna gitti tabi. Gülümseyip daha çok okşayıp sevdi beni koca elleriyle…

Emre ayağa kalktı o arada oturduğu koltuktan. Seyretmek yetmiyor ki… Sıyırmış boxerini siki kaldırıp eline almış. Çektire çektire yarağını… Bize doğru geldi. O da istiyor payını… Ama Berk ters bakıp Emre’ye konuştu…

“Kanka bölme bizi şimdi. İzle sen sadece. Ben seni çağırırım gerektiği zaman.”

Emre eli sikinde gerisin geri koltuğuna döndü. Kendi yaratttığı canavara teslim olmak deniyor buna sanırsam. ‘Gözümün önüne geliyor’ diyordu ya. İşte gözünün önünde. İzle bakalım elin sikinde…

Ben yatakta oturtuyordum ya… Berk dizlerinin üstünde yere oturdu önüme. Anca suratlarımız aynı hizaya geldi… Güzel gözleri mutlu bakıyor gözlerimin içine… Yanaşıp dudaklarıma yapıştı emdi…Sonra diliyle ağzımın içini istila etti…

Ben de zevke gelip karşılık verince… Üstüme doğru yükselip beni yatağa yatırdı. Bacaklarımı ayırıp arasına girip çıktı üstüme. Öpüşmeye devam ederken. Dudaklarımdan boynuma indi yalayıp emerek..

Emmesi bile o kadar kuvvetli ki moraracak her yerim…Göğsüme doğru diliyle… Sütyenimin üstünden dudakları bastırınca. Sütyenin dantelleri sürtünüp batıyor mememin ucuna. Ciyakladım zevkten…

“Deniz sana Ceren diyebilir miyim sevişirken?”

“Ta- ta- tamamm.”

“Sen de bana abi de olur mu?”

Odaya girdiğimizde… ’Bu gece bizim için Ceren’in yerine geçer misin’ dediği buymuş demek ki. Kurgusal ensest macerası… Anlaşılan böyle bir fantezi kurmuş kafasında. Alabilsem içime o kaca şeyi… Oynarım Ceren’i de… 

Neyse akışkanız ya. Akışa bırakalım… Yalnız  Ceren derken bakışları felan çok donuk. Kardeşiyle kafayı kırmış sanırsam bu ayı. Oynamak gerekiyor o zaman. Ne cevap vermeliyim? Sesimi daha da incelterek konuştum…

“Tamam abicim…”

Gözlerinin içi şimşeklendi. Enerji ve mutluluk doldu. Yumuşakça göğsümden karnıma indi. Yalayıp emerken. Ufak ufak da dişlemeye başladı. Sakallarının batması da cabası. Ciyaklatıp duruyor beni (abim:)

Göbek deliğimin içine sokunca dilini… Bacaklarım toplanıverdi istemsiz. Çok gıdıklandı tüm vücudum… Külotuma indi. Çizgi oğlan amcığımı…Külotun üstünden öpüp dudaklarıyla okşuyor…

Gariptir… Bu manyak beni de havaya soktu ya… Sanki önümde de bir yarık varmış da. Orayı yalıyormuş gibi hissediyorum. İki elimle kafasını tuttum bastırıyorum (amcığıma…) Hissetti o da bunu. Çok hoşuna gitti…

“Ceren güzelim benim. Artık girsin mi abin içine?”

“Abicim çok kalın… Benim de ilkim ya… Bana bıraksan olur mu alışana kadar?”

“Tamam aşkım.”

Kalkıp yataktan. Ceren’in (yani benim) makyaj masasına gittim. Bu at şeyini tükürükle felan içime almam imkânsız. Kremi buldum sonunda çekmecede. Abimi sırt üstü yatırdım. Üstüne çıktım dizlerim üstünde…

Ama o kadar geniş ki bedeni bacaklarımı ayırsam da dizlerim değmedi yatağa. Parmağıma bir parça alıp kremi. Kolumu arkaya atıp deliğime yedirdim. Parmağımı sokup çıkardım bir kaç defa. 

Bir parça krem de abimin yarağının başına şaftına felan sürdüm. Gemi suya inebilecek mi bakalım? Sağ salim yani… Elime aldım yarağı (elime sığmıyor ki içime nasıl girer.) Külotumu çıkarmadan sadece popomun bir kanadından sıyırıp… Yarığımın arasına doğru sürdüm…

Avuçlarımın içiyle göğsüne bastırıyorum. Sanki ondan güç almak ister gibi. Kendimi sikine bastırıyorum eş zamanlı… Ama sanki kocaman bir top gibi aw. Girmesini bırak deliği bile açamıyor… Açarsa da toptan bütün götümü parçalar gibi geliyor. 

Değil ki içine girsin… Deniyorum. Oturuyorum kalkıyorum… Zorluyorum. Gözlerimi kapatıyorum. Dudaklarımı ısırıyorum. Yalandan bağırıyorum havaya girmek için… Ama yok duvar gibi deliğim bile…

“Abicim… Önce Emre abi girse alıştırmak için izin verirsen.”

“Gel kanka… Ceren seni istiyor.”

Emre ok gibi fırladı tribünlerden. Maça girmek oynamak gol atmak istiyor doğal olarak. Kalede de ben varım ya. Ben popomu çıkarmak için Berk’in üzerine yatıp iyice domalınca çaktı köfteyi Emre. Arkama geçip dayadı sikini yarığıma.

O kadar izleyip beklemenin verdiği azgınlıkla. Külot hayla üzerimdeyken aradan haşırt diye kafasını geçiriverdi. Delik neyse de… Bilezik yırtılmış gibi nasıl da acıdı… Ahhhh!!! Emreee!!! diye öyle bağırmışım… İkisi de gülüyorlar ama…

Berk acım azalsın diye sarılıp sıkıca öpüp emiyor dudaklarımı. Emre’de anladı yaptığı hayvanlığı ki… Sikinin kafası içimde bekliyor öylece. Göğüslerimiz iç içe geçip… Dili dilimi severken abimin… 

Biraz yumuşadı arkam… Geriye doğru verdim kendimi. Anladı devam et demek olduğunu bunun Emre. Yavaşça çıkardı yarağını… Ama yaptı bu defa yapacağını hayvan… Bu defa hepsini köküne kadar gömdü içime… Çelik kalın bi bıçak saplandı sanki…

“Ayyyy!!! Yaaa!!! Öküzzzz!!! Yavaş ollll offf yaaa!!!”

Gözümden yaşlar boşandı. Berk’e hava atmak için yaptığı belli ki… Yine ikisi de gülüp. Sonra da üstümden ellerini cak yaptılar. Efendi Emre gitti kankasına hava atıcam diye yerine bi öküz oturdu sanki… Emre’ye başımı çevirip ters bakarak konuştum. 

“Bekle ben söleyince kadar… Kıpırdama. Hayvanlık yapma… Lüften…”

“Abine izin verseydin… Ben bozarken kızlığını böyle canını yakmazdım Cerencim.”

“Haklısın Berk abi… Özür dilerim.”

Bu hayvanı kızdırmamam gerek. Her şeyi ince ayrıntısıyla bunun planlayıp programladığı belli. Takarsa bana parçalar içimi dışımı… Onunla uyum içinde çalışıp hıncımı Emre’den çıkarmam lâzım (ona da kıyamam ya işte lâfta yani.).

Epey bekledim köküne kadar gömülü yarak içimde… Abim yine beni koca dudaklarıyla emip öpüp koca elleriyle sırtımı bacaklarımı okşarken… Sonunda alıştım yumuşadım yine… 

Doğrulup gerinir gibi Emre’ye doğru kalktım… Kavis verdim belime popomu yasladım ona… Kolumu arkaya atıp ensesinden boynuma çektim dudaklarını… Yapıştırıp dudaklarını boynuma ufak ufak sikmeye başladı beni… Kulağına yavaşça fısıldadım…

“Bu son sikişin beni. İyice al hevesini.”

“Aşkım çok özür dilerim… Şımardım bir daha olmayacak söz… Lütfen affet…”

“Hadi devam et uzatma.”

“Hızlanıyım mı aşkım.”

“Ne istiyosan yap. Hayvan!”

Yavaş yavaş hızlandı giriş çıkışları… Artık zevk almaya başladım. Tekrar yattım abimin üzerine öpüşmeye başladık. Bir taraftan da elimi yarağına attım… Abi bu ne ya… Sığmıyor ki avucuma… Sızıntılarıyla başını okşayıp… Çektiriyorum…

Artık istemsiz ohh ayy felan tatlı ciyaklamalarım da başlayınca… Emre de sertleşmeye başladı. Giderek çakmaya girişince uçuyorum Berk’in vücudunun üzerinde… Abim vaziyete el koydu artık…

Doğruldu yatakta… Emre’de dizlerinin üzerinde olduğundan arkamda. Onlar göz göze geldiler. Bunlar baştan anlaşmışlar bakışlarıyla sahneleri oynuyorlar sanki (ne ara ama onu bilmiom.). Sonra bana baktı Berk. 

“Cerencim hadi çıkar Emre abininkini. Berk abini al içine.”

Yavaşça öne doğru çektim kendimi. Artık deliğime iyice alışmıştı. Bir balık gibi flop diye çıktı içimden Emre abimin siki. Elimi yine arkaya atıp ensesinden tuttum onu. Ayrılma ordan diyorum yani…

Anladı Emre destek istediğimi. Sarılıp arkadan öpüyor boynumu omuzlarımı felan (onun tatlı dudaklarının yeri ben de hep apayrı.) Popomu öne doğru getirip. Abimin altımdaki yarağını tekrar hizaladım yarığıma…

Biraz aşağı verince kendimi. Bu defa genişleyen deliğime oturdu kocaman başı… Karnım gıdıklandı (bu bir şekil alacağımın işareti gibi.) Dudaklarımı çevirdim Emre’ye elimde olan ensesinden kendime bastırdım. 

Girişti dudaklarıma… Eşzamanlı bıraktım kendimi yarağa… Vıcık deliğimden yavaşça başı geçti içime… İstemsiz ahhladım… Off ne kalın abi lan! Bir taraftan da istekli emdi sanki… Alıştı ya yemeye… Ama takıldı bileziğe tabi. Emre’ye fısıldadım… 

“Çok sıkıca sarıl bana.”

Vakumlarken ağzımı yüzümü. Güçlü kollarıyla da sardı beni. Kırsa kemiklerimi alıcam dev aleti anca o zaman. Bekledim biraz… Dudaklarımı ısırdım. Gözlerimi sımsıkı yumdum. Yumuldum Emre’nin diline dudağına…

Tekrar verdim kendimi aşağı! Geçti orayı da! Ama balyoz yemiş gibiyim. Üstelik hem alttan hem üstten. Beynimden bile yani… İçimde kalın bir kazıkla kala kaldım. Kıpırdasam bile acı dayanılmaz…

Öylece dondum. Sadece Emre’yi deli gibi öpüyorum… Berk bu duruma bozulmuş olacak ki… Beni hoyratça kendine doğru çevirip o girişti ağzıma yüzüme… Belini de hareket ettirince… Kazık girip çıkmaya başladı mı bana…

“Abicim n’olur yavaş çoook acıyo yalvarırım…”

Belimden tutup kaldırdı beni içimden çıkmadan… Yavaşça sırtüstü bıraktı yatağa. Ayırdı beni Emre’den yani. Bacaklarımı omuzlarıma doğru itti iyice. Üstüme geldi. Başımı kaldırıp baktım manzaraya…

Kalın yarak girmiş bana… Ama hayla külot üstümde olduğundan. Pipim de kaybolmuş yok ortada… Külotumun altındaki amcığımı sikiyor gibi o kalın yarak. Bu içimi iyice gıcıkladı… Dirseklerinin üzerinde üstüme yatınca…

Kollarımı sarıverdim omuzlarına ben de. O da sikmeye başladı beni… Off bu kadar kalın bi yarak yemek… Hem de oğlan amcığımdan… İster istemez acı yanında ufaktan zevki de gıdıklıyo. Daha sıkı sarılıyorum üstümdeki ayıya ben de…

Epeyce aynı pozisyonda sikti beni. Ben hiç kıpırdayamıyorum zaten. Götümü değil de bütün beni sikiyo gibi çünkü. Çok kalın lan. Bu arada hiç ellemeden felan. Faşır fuşur külotun içinden götüme doğru boşaldım bile bir kere. 

O hiç aldırmadan sikip duruyor… Hızlanıyor birden. Heralde geliyor artık felan diyorum. Yavaşlıyor birden… Biraz öpüyor. Oramı buramı ısırıyo… Sonra tekrar hızlanmaya başlıyor ve çaka çaka altında eziyor iyice beni… 

Sonra tekrar başa dönüyor… İnsan değil de… Hayvan da diil ki bu. Bildiğin metro yapımında kullanılan dev makinalar gibi oyuyor dağı taşı… O arada gözüm Emre’ye kaydı… Koltuğu oturmuş… Sikiyle oynayıp bizi izlio. 

Anlaşılan Emre beni Berke sunarak kendisine de görsel bir şölen sunmak istemiş:) Bu kadar şeye katlandıktan sonra Emre’ye rüyasını yaşatmadan perdeyi kapatmak haksızlık olur cimcimeye diye düşündüm.

“Berk abi… Emre abiyi de çağırsan ya… O da katılsın bize…”

“Kanka gel Cemre seni istiyor.”

Emre yine fırlayıp hemen geldi yatağa. Neydi gözünün önüne gelen… Bana sakso çekerken başka birinin beni sikmesi… Elimle işaret ettim… Başımın yan tarafına dizlerinin üstünde geldi…

Abimi omuzlarından yukarı doğru ittim. Ellerimle poposundan kendime doğru çektim. Abim avuçları yatakta yükseldi üstümde… Başladı seri bir şekilde çakmaya bana… Nefesim tutuldu ciyakladım yine… 

Hemen dudaklarıma dokunan Emre’nin enfes yarağını öpüp dilimi uzattım… Yalayıp ağzıma aldım… Her vurduğunda içime abim…Acıtan ama dayanılmaz zevk veren… Beynimi dahi kıvır kıvır karıncalandıran dalgalar kaplıyor hem vücudumu hem ruhumu…

Daha çok emiyorum… Daha çok yalıyorum… Daha çok çektiriyorum Emre’nin kemik gibi yarrağını… İki erkeğin aynı anda… Beni ağzımdan götümden sikmeleri!!! Bu sürdükçe sürdü. O kadar uzun sürdü ki…

Artık patlamamak için kendimi tutamıyorum… Emre’ye bir ara ağzımdan çıkarıp sikini… “Boşal artık…” dedim… Boğazımı sik dememiştim ama! Üstüme gelip… Daldırdı ağzıma yarağını. O da ağzıma çakmaya başladı…

Nefes felan alamıyorum… Bu alttan götümü döven yarrağın verdiği zevki daha da artırdı. Suratım ağzım yüzüm gözyaşı salya sümük içinde… Yine külotumun içine acayip şekilde haykırarak boşalmaya başladım…

Boşaldığımı anlayınca Emre. Hemen çıktı boğazımdan… Yüzüme doğru çektirmeye başlayınca… Abim de çıkıp içimden Emre’nin yanına geldi. İkisi de kocaman harika yaraklarını bana bakarak çektirince…

Hayla külotumun içine sızdırıyorum zevkle… İlk kırbaç Emre’den gözümün altına şaklayınca… Hemen açtım ağzımı… Berk abim ağzımın içinden vurdu beni… Koyu kıvamlı sert dölü mermi gibi… İkisi de ağzımın içine nişanlayıp boşaldıkça boşaldılar. 

Ben ağzımda biriktire biriktire. Sonra da eze eze o güzel lezzetleri… Yuttukça yuttum zevkle… Dölle doyurdum aç karnımı… Sarhoş gibi kendimden geçtim… Acayip boşaldım her şeyimle… Fiziken ruhen felan işte…

Biri bir yanıma diğeri öbür… Devrildiler… Sarmaş dolaş olduk iç içe… Önümde hayla yarı kalkık duran Berk abimin yarrağını elime aldım. Arkamdaki Emre abimim sikini de deliğime sıkıştırdım. 

Popomu oynatınca iki yana şakırt diye oturdu içime… Biri önümde diğeri arkam da iki abim… Öpüp yalıyorlar ara ara oramı buramı… O kadar tatlı perişan bir mutluluk içindeyim ki… Uyku çağırıyor beni…

“Teşekkürler Berk abi… Sana da Emre abi…”

Deyip gözlerimi kapadım…. Artık ölmek zamanı…

***

Posted Sep 8, 2026, 4:57 PM UTC

173
Loading comments…