Hararet 34

NSFWAnne Konulu

​

Tekrardan Merhaba Arkadaşlar Hararet 34 Sizlerle

Önceki Bölümlere Profilimden Ulaşabilirsiniz

HARARET'iniz Bol Olsun

Keyifli Okumalar

Dün akşam gittiğimiz o şirin kafede yine yerimizi almış, kahvemizi yudumluyor okulun zor geçeceği konusunda konuşuyorduk.

Grupta düne nazaran Arda ve Mert'in bana karşı nedendir bilinmez tuhaf davranışlar sergilediğini anlamaya çalışıyordum. Sonuçta bile isteye birşey yapmamıştım. Belki de normalde böyle insanlardı.

Okulun ilk günlerinde verilen proje ödevleri tartışma konusu olmuş kimisi çok erken olduğunu kimisi de lise ile karıştırmayalım burası üniversite diyerek ayrı tarafları savunuyor, olaya pek müdahil olmamaya özen gösteriyordum.

Herkesin yanında bugün almış olduğumuz kitaplar ve çizim defterleri duruyordu.

Zeynep: Emir sen ne düşünüyorsun

Emir: Hangi konuda

Arda: Emir'in kafa burda değil ki bizi bile dinlemiyor

Emir: Arkadaşlar kusura bakmayın biraz kafam dolu sizi dinliyorum ama bu konuda ne diyeceğim bilmiyorum

Sohbet esnasında telefonum çalıyor sessize alıyordum, 2 3 defa çalmıştı ekrana dahi bakmadan sessize alıp arkadaşların sohbetini baltalamak istemiyordum.

Mert: Dostum önemli bir şeydir belki baksana telefona

Emir: Sonra dönerim ben telefona siz devam edin

Zeynep'in yüzü ekşimiş bir halde;

Zeynep: Sen konuş gel istersen baksana rahat vermeyecek arayan kimse

Masadan kalkıp arayan Gökçe ablaya dönüş yapacaktım mecburen

Emir: Gökçe abla aramışsın ama arkadaşlarla kahve içiyoruz yeni gördüm

Gökçe: Merak ettim bugün karşılaşmadık nasıl alisabildin mi diye aramak istedim

Emir: Alıştım abla bı sorun yok şimdilik

Gökçe: Tamam kuzum biliyorsun neye ihtiyacın olursa ben burdayım hiç çekinme

Emir: Biliyorum abla teşekkür ederim

Masaya tekrar döndüğümde Arda ve Mert'in yüzünde sinsi bir gülüş belirmiş bana bakıyorlardı.

Mert: Yengeden fırçayı yedin anlaşılan

Emir: Yok be nerde Gökçe hoca aradı

Arda: Dün derse giren mi numaranı nerden almış ki

Emir: Evet o annemin üniversiteden arkadaşı o olduğu için bu okula geldim zaten

Arda: Çok iyi rahatça geçersin işte dersinden

Emir: Boşverelim ya biz konumuza dönelim

Zeynep'in yüzü Gökçe ablayı duyunca normale dönmüş sohbete katılıyordu ben bı türlü sohbete dahil olamıyor aklım evde kalıyordu.

Saat 17 : 50 gibi kafeden ayrılmaya karar verip çıkacaktık.

Kızların ikisini ve Merti ben bırakmayı teklif ettim ikisi de yolumun üzeri olmasından kaynaklı.Digerleri zaten okulun yakınındaki yurta kalıyordu. Sena ve Zeynep aynı yurtta Mert ise ailesi ile yaşıyordu.

Kızları yurta bırakıp Mert'in evine doğru gidiyor bana yolu tarif ediyordu.

Emir: Mert anlamadım ama Arda ile ikiniz neden bu kadar tavırlı takıldınız

Mert: Tavırlı değildik ya sana öyle geldi belki

Emir: Birbirimizi kandırmanın bir mantığı yok

Mert: Tavırlı olduğumuz falan yok sana öyle gelmiş.

Mert bu konuşmadan sonra evinin önüne geldiğimizde " iyi ki aynı okuldayız tanıştığımız iyi oldu dostum teşekkür ederim"

diyerek arabadan inmişti.

Evlerimiz birbirine yakın sayılırdı eve geldiğim de duşa girip çıkmış bir kahve hazırlayıp camın önündeki yerimi almıştım.

Sinem'in bana attığı videoyu izliyor hafta sonunun gelmesini dört gözle bekliyordum. Okuldaki kızlar ile birşeyler yaşamam mümkündü ama ben hiçbirini istemiyor sadece aklımda annem ve teyzem vardı.

Elif ile aramızda ki mesafe nedense gözümü korkutuyor ama hayatıma giren ilk kadın olması beni düşündürüyordu.

Dışarıdan gelen korna sesleri, karşıdaki parkta gezen aile ve sevgililer bu şehire böyle uzaktan bakıp alışması zor olacağa benziyordu.

Netice de sadece hafta içi bu şehirde kalacaktım beni sevindiren bır konu da buydu. Durumların bu noktaya geleceğini bilsem Ankara ya hiç gelmezdim belki de.

Telefonu masaya bırakıp bu düşünceler arasında kaybolmuş bir haldeydim telefon gelen mesajlarla titriyor fakat önemseyip bakmıyordum.

Saat 8 i geçmiş mutfağa doğru yönelip birşeyler hazırlamaya başladım. Tek başıma yemek yiyecek olmam içimi biraz burkmus gelen mesajlara bakmak için telefonu elime alıp kanepeye uzanmıştım

***Grup Adı: Mimarlık 101***

***Katılımcılar:***

***Emir***

***Zeynep***

***Ezgi***

***Sena***

***Can***

***Arda***

***Mert***

(Grup 19:45’te kuruldu)

Can: Selam millet! Ben Can. Dün tanıştık ama hepimizin kafası bir şeye çalışmıyordu sanırım. Hoş geldiniz gruba!

Zeynep: Aaa, hoş bulduk! Harika fikir. Ben Zeynep. Hangi atölyede olduğumuzu bile karıştırdım bugün, kurtarıcı oldu bu grup.

Arda: Arda burada. Kesinlikle. Şu ilk hafta telaşı dedikleri gibi bir başka oluyor. Hocanın anlattığı ilk proje ödevini not alan var mı?

Ezgi :Ben Ezgi.Aldım aldım! “İnsan ölçeğinde bir sığınak” tasarımı diye bir şey demişti. Detayları yarın açıklayacakmış.

Mert: Ben Mert. Yarın açıklayacaksa bugün neden bahsetti ki? Neyse, merhaba herkese.

Sena: Ben de Sena. Merhabalar! Bence bugün sadece fikir vermek içindi. Heyecan verici aslında.

Ben, sessizce mesajları okuyorum. Tek başıma yaşadığım dairemde, kanepede uzanmışım. Ekran ışığı yüzümü aydınlatıyor.

Emir : Selam. Ben Emir. Notları paylaşabilirim, fotoğraf çektim tahtanın.

Zeynep: Emir, sen bugün çok sessizdin! Teşekkür ederim, çok iyi olur.

Can: +1. Kurtardın.

Tahtanın bulanık da olsa çekilmiş fotoğrafını gruba atıyorum.

Arda: Sağ ol Emir. Bu arada herkes kampüste mi kalıyor?

Ezgi: Ben yurttayım.

Sena: Ben de. Zeynep?

Zeynep: Evet, yurt. Can, sen?

Can: Ben de öyle yurttayım

Mert: Ailemle yaşıyorum, şehir içi.

Arda: Emir kayboldu ortadan yine telefonu çalıyor anlaşılan:)))))

Bir anlık sessizlikle mesajları okuyor, sıranın bana geldiğini hissediyordum. Halbuki bunları kafede konuşmuş tekrar bu konuların açılması tuhafıma gitmişti

Emir : Ben tek başıma, şehrin biraz içinde bir dairede kalıyorum. Mimarlık fakültesine yakın sayılır.

Zeynep: Vay, çok havalı! Özgürlük tamamdır o zaman. Kahvaltıyı kim yapıyor peki?

Gülümsüyordum. Yalnız yaşamanın romantize edilen kısmı buydu herhalde, ama zorluğu da vardı hâliyle

Emir : Genellikle geçiştiriyorum. Müsait bir masa bulamadığım için bugün kahvaltıyı da atladım zaten.

Sena: Olmaz öyle şey! Yarın sana simit getireyim, dairenin yolunu tarif edersin.

İçimi garip bir sıcaklık kaplıyor. Tanışalı daha bir hafta bile olmamıştı.

Can: Ben de kahve ısmarlarım. Birlikte çalışırız belki, projeler başlayınca.

Arda: Kesinlikle. Tek başına uğraşmak zor olur bu bölümde. Dayanışma şart.

Mert: Katılıyorum. İlk kritiğe kadar hayatta kalabilsek yeter.

Ezgi: Önce yarınki derse yetişelim! Hangi binadayız onu bile tam bilmiyorum.

Kampüs haritasının linkini ve derslik numarasını yazıyordum.

Emir : B binası, 203. Saat 9:30.

Zeynep: Emir, sen bir hazinesin! Gerçekten.

Sena: O halde yarın görüşürüz. İyi geceler herkese!

Can: Görüşürüz!

Arda: İyi geceler.

Ezgi: Uyuyalım artık, yarın uzun gün.

Mert: Tamam, iyi geceler

Grup bir süre sessiz kalacağa benziyordu. Ben telefonumu kenara koymuştum. Dışarıya bakıyordum.Pencereden, şehrin uzak ışıkları görünüyor. Bugün, koridorlarda kaybolmuş, kimseyle göz teması kuramamıştım.

Ama şimdi, ekranda yedi isim, yedi profil fotoğrafı var. İsimler artık birer yüz, birer sesle eşleşiyor. Zeynep’in coşkusu, Sena’nın içten teklifi, Arda’nın pratik soruları…

Telefonum tekrar titriyordu.

Zeynep (Özel Mesaj): Merhaba Emir! Grup harika oldu değil mi? Senin notlar için çok teşekkürler. Yarın kahvaltı için bir araya gelebiliriz istersen, sen de istersen tabi. Yalnız kalma 😊

Emir : Teşekkür ederim Zeynep. Olabilir, memnun olurum. Kim kim olacak peki

Zeynep: Sena ve ben gelirsen birde sen olursun

Emir: Diğer arkadaşlara söylemezsek ayıp olmaz mı

Zeynep: Bizim kaldığımız yurdun yakınında yapacağız ayıp olmaz duymazlar bile

Emir: Bana konum gönderir misin yarın sabah bulmam için malum Ankara yı pek bilmiyorum henüz

Zeynep: Tabi ki sabah gönderirim iyi geceler 😊

Emir: İyi geceler

Telefonu tekrar bırakıyordum masanın üstüne. Dairem sessiz, ama artık o eski dingin sessizlik değil. İçi, yarının getireceği olası kahvaltı planları, paylaşılacak çizimler ve yeni başlayan bu kolektif maceranın sesleriyle dolu bir sessizlik.

Mimarlık, sadece binaları değil, belki de önce insanları bir araya getirmekle ilgiliydi. Ankara'nın bu akşamında, yalnız yaşadığım dairemde, yepyeni bir temelin ilk harcını karıştırdığımı hissediyordum.

Bugün aldığım kitaplar masanın üzerinde bıraktığım gibi duruyor bakmaya açıkcası niyetim yoktu.

Ama mecbur bunları açmak zorundaydım. İstemeye istemeye kendimi kitapların içinde bulmuştum

Saatin biraz daha geçmesini evdekileri arayıp dünkü gibi yapmalarını isteyerek bu şekilde masturbasyon yapacaktım.

Masadaki telefonum çaldığında, Ankara’nın o ilk eylül sıcağında, yeni aldığım mimarlık kitaplarının arasında kaybolmuş, çizim defterimin boş sayfasına bakıyordum. Ekranda ‘Elif’ yazıyordu. Kalbim, okulun ikinci gününün telaşından çok daha hızlı attı.

“Alo?” dedim, sesimde hem yorgunluğun hem de onu duymanın verdiği ani bir enerjinin karışımı vardı.

“Emir! Sesi duyunca içim açıldı resmen. Elif’in sesi, İzmir’in deniz kokulu rüzgarını, Antalya’daki o ilk tanıştığımız günün güneşini getirdi aklıma.

Elif : Nasıl gidiyor? Büyük mimar, ikinci gün nasıl geçti?

Emir: Büyük mimar değil, büyük bir karmaşanın içindeyim daha çok,

diye güldüm, sırtüstü yatağıma uzanıp

Emir: Bugün temel tasarım dersindeydik. Hoca, ‘Boş bir kağıt, sınırsız bir imkandır,’ dedi. Ben de o boş kağıda bakarken aklıma sadece senin gülüşün geldi. Yanlış mı başlıyorum acaba bu işe?

Karşıdan tatlı bir kahkaha yükseldi.

Elif:Hayır, aksine çok doğru başlıyorsun. En güzel ilham, sevgidir zaten. Ben bugün altı saatlik cerrahi stajından çıktım. Yorucuydu ama dayanıklılığı senin sayende öğreniyorum, haberin olsun.

Onun yorulduğunu bilmek içimi burktu.

Emir: Dinlenebildin mi hiç? Kendine iyi bakıyor musun?

Elif: Sen sordukça iyi bakıyorum.Burası İzmir, deniz var, rüzgar var. Ama seninle Antalya’da denize bakarken hissettiklerim yok. Orada… her şey daha başkaydı.

Antalya… Sadece bir ay önceydi. Ben, üniversiteyi kazanmanın heyecanıyla gittiğim tatilde, havuzda yüzüyor , Ankara’daki yeni hayatımı düşünüyordum Elif ise, tıp son sınıfın yorgunluğunu atmak için oradaydı.

Kısa bir göz teması hayatımızı komple değiştirmiş bizi denk getirmişti;

Emir: Ben de Ankara’da, bu yeni şehirde, seninle geçirdiğimiz o günleri düşünüyorum sürekli. Etrafım yeni insanlarla dolu ama sohbet edebileceğim kimse yok gibi. Herkes kendi telaşında. Seninle konuşabildiğimiz anlar, buradaki en değerli molalarım.

Elif: Bana anlat, okul nasıl? Binalar? Hocalar?(içten bir merakla.)

Emir: Kocaman, tarihi bir bina. Pencerelerinden Ankara’nın gri tonları görünüyor. Ama ben ders sırasında pencereden dışarı bakarken, oraları senin gözlerinin rengine boyamayı hayal ediyorum. Hocalar ciddi görünüyor. Ama bir tanesi, ‘Mimarlık, insanın içinde yaşayacağı hayali inşa etmektir,’ dedi. İşte o cümleyi duyunca aklıma hemen sen geldin. İçinde yaşayacağım en güzel hayal sensin.”

Sessizlik oldu. Öyle bir sessizlik ki, nefes alışını duyabildiğimi hayal ettim.

Elif: “Emir,” (sesi biraz titrek.)Sen bir romantiksin, biliyor musun? Ben burada hastane koridorlarında, gerçeklerin arasında koştururken, sen bana hayal kurmayı hatırlatıyorsun. İhtiyacım olan şey bu.

Emir: Benim de ihtiyacım olan sensin. Ama biliyorum, senin yolun zor. Son sınıf, stajlar… Ben burada sadece birinci sınıfın heyecanını yaşıyorum. Bazen adaletsiz geliyor, sen bu kadar yük taşırken…

Elif: Dur, ( sesi şimdi daha güçlü ve netti)

Yükümü paylaşıyorsun. Şu an yaptığın gibi. Bu telefonlar, bu sözler… Beni ayakta tutan şey. Sen Ankara’da kendi hayalini kur, ben İzmir’de benimkini tamamlamaya çalışayım. Ve bir gün… o hayaller kesişsin.”

Emir: Kesişecek, Seni ilk gördüğümde hissettiğim o kesinlik gibi. Bu bir tesadüf değildi, Elif.

Elif: Biliyorum...Ben de aynısını hissetmiştim. O yüzden korkmuyorum. Sadece… özlüyorum.

Emir: Ben de. Her an.

Zamanın nasıl geçtiğini anlamamıştım.

Emir: Gitmem gerekiyor galiba. Yarın erken ders var.

Elif: Git. Ben de bir makaleye göz atacağım. Ama yatmadan önce mesaj at, tamam mı?

Emir: Tabii. Her zamanki gibi. İyi geceler, Elif. Rüyalarında olacağım.”

Elif: Zaten hep oradayım, Emir. İyi geceler.

Telefon kapandı. Odama, kitaplarımın ve çizimlerimin arasına döndüm. Ama artık her şey daha farklı görünüyordu. Pencereden bakan gri Ankara, artık İzmir’e, oradan da Antalya’daki o sahile uzanan görünmez bir çizgiyle bağlanmıştı.

Boş çizim defterime baktım. Belki de ilk çizeceğim şey, iki şehri birleştiren bir köprü olacaktı. Çünkü sevdiğin insan, sana sadece bir kalp değil, yepyeni bir dünya da veriyordu. Ve ben, o yeni dünyanın mimarı olmaya söz vermiştim.

Elif ile yaşadığımız o güzel tatil günleri bir film şeridi gibi gözümün önünden geçiyor, o günlere 1 ay öncesine dönmek istiyordum.

Ben bu düşünceler ve kitapların arasında kaybolmuş bir haldeyken bugün telefonum hiç susmuyordu.

Ama bu sefer ki beklediğim bir telefondu.

Arayan Sinem di

Annem ile yatak odasında karşımda duruyorlardı. İkisi de iç çamaşırları ile yatağa uzanmış. "Bizi özledin mi" sorularına başlamışlardı.

Onları düşünmediğim bir dakikam bile olmamıştı bugün bıraksalar her gece yanlarında olmak için can atıyordum.

Emir: Bugün yine şov yapacak mısınız bana

Sinem: İstiyor musun

Emir: Akşama kadar bunun için bekledim ben

Sinem: İnanmam

Sikimi çıkartıp kamerayla gösterip

Emir: İnandırıcı geldi mi

Sinem: Tamam gösterme şunu inandık gösteriyorsun birde zaten özledik

Emir: Oda sizi çok özledi

Sibel: Cumaya az kaldı biraz daha bekleyeceğiz sonra hasret biter

Emir: Cuma gününe kadar beklemek zor işte

Sibel: Yapacak bir şeyimiz yok biliyorsun

Emir: Ama siz hala sova baslamadınız.

Sinem: Maalesef bugün yok ben regl olmuşum o yüzden yapamayacağız

Bunu duymak moralimi biraz bozmuştu.

Tüm gün bu anı beklemek ve böyle bir sonuç almak umduğum birşey değildi.

Moralimin bozulduğunu fark ettiklerinde videolarımızı izle diyerek teselli veriyorlardı. İyi geceler dilekleriyle telefonu kapatmış odama uyumaya gidiyordum.

GARİP BİR RÜYA

Sahilin kıyısında ay ışığı denize yansıyor Elif ile birbirimizin elini tutarak yürüyorduk.Elifin o içten gülümsemesi herşeyi unutturuyor geceye ayrı bir renk katıyordu.

Sessizliği Elif bozuyor denize girelim mi teklifini sunuyordu. Bu saatte dalgaların bol olduğu bu denize girmek risk taşıyordu. Elif'in uğraşları sonucu soyunarak denize girmiş soğuk suyun içinde alışmaya çalışıyorduk.

Bir süre yüzdükten sonra üşüdüğümüzü farkedip çıkmıştık. Sahilde kumların üzerine yatıp gökyüzünü seyrediyor kıkır kıkır gülüşüyorduk.

Elif'in yerinden kalkıp üzerime gelmesi gülmemizi bitirmiş alevli dakikaları başlatmıştı.

Islak saçlarını geriye toplayıp dudaklarıma öpücük kondurmasi herşeye gebeydi. Elimle belinden tutuyor Elif'in öpücüklerine karşılık veriyordum.

Sikim bu duruma hafif hafif kalkarak destek veriyordu. Elif dudağımdan çekilip yüzüme bakarak "Birşeyler hareketlendi" diyerek gülüyordu.

Sikim kalkmış bir şekilde Elif kucağımda beni öpücüklere boğuyordu. Artık fazla dayanacak gücüm kalmamış yerimden doğrulup Elif'i altıma almıştım. Altımdaki şortumu çıkarıp sikimi açığa çıkartmış Elif'e bakıyordum.

Elif şaşkın gözlerle "bunu istiyorum "diyerek sikmemi istiyordu. Bu isteğiyle altında ki kilodunu çıkarıp sikimi amına dayayıp sokmak için hazırdım.

Tek hamleyle sikim amının içinde sıcaklığını hissetmişti. Git gel yapmaya başlayarak sikiyordum. Sahile vuran dalga sesleri ile çıkan şap şap sesleri birbirine karışıyordu.

Elif'in o daracık amına girip çıktıkça zevkin doruklarına çıkıyor deliler gibi sikiyordum. Elif durma hızlı sik diyerek kendini bana teslim etmişti

Elif'in küçük bedeni altımda eziliyor ama bundan hiçte şikayetçi durmuyordu.

Etrafta biri var mı yok mu aldırış etmeden sikiyordum. Elif inliyor o inledikce ben daha sert köklüyordum.Bir kaç sefer daha git gel yaparak içine boşalmış rahatlamıştım.

Elif'in yanına uzanarak teşekkür ediyordum.

Telefonum acı acı çalıyordu.

Açtığımda karşıda Zeynep in sesi geliyordu.

Zeynep: Günaydın Emir mesaj attım görmeyince aramak istedim geliyorsun değil mi

Emir: Günaydın Zeynep evet hazırlanıp geleceğim konum atar mısın

Zeynep: Gönderdim konumu sana

Baktığımda gece gördüğüm rüyanın etkisiyle boşalmıştım Elif'i rüyamda sikmis amı yerine boxerımın içine boşalmıştım. İlk defa böyle bir durumla karşılaşmıştım.

Belki de kaç gündür seks yapmadığım için bilinçaltıma yansımış, rüyalarıma giriyordu.

Yatağımdan çıkıp duşa girerek temizlenip çıkmış hazırlanmaya başlamıştım.

YENİ GÜN YENİ HEYECAN DEMEKTİ

Hikayemize yeni karakterler eklendiği için hemen seks olaylarına girmek biraz saçma olacağı için bu bölümü biraz kısa tutup diyaloglar ile ilerlemeye karar verdim önümüzdeki bölümde beklediğiniz seks bölümleri sizi HARARET 'lendirecek buna eminim

Beğeni ve yorumlarınızı bekliyorum takipte kalın 31 le kalın

Posted Sep 11, 2026, 3:35 PM UTC

291
Loading comments…