
FashoA
u/FashoA

Bugün hangi parçayı ya da albümü dinlediğimizi hakkında biraz yorum yaparak burada paylaşıyoruz.
Merhaba Caz severler.
Neden Türk caz sever topluluğu yok diye üzüleceğimize birbirimizi görüp paylaşım yapacağımız bir ortam oluşturalım diye düşündüm.
Aslında erken dönemler her türlü topluluğun en güzel dönemleridir. Popüler ya da trend olmadan, karma kasmadan, sadece beraberce sevdiğimiz bir şey etrafında birleşmek güzeldir. Umarım tadını çıkarırız.
Maksat elit olmak ya da şikayet etmek değil, sevdiğimiz ve beslenmek istediğimiz bir konuda birbirimize yardımcı olmak. O yüzden her türlü katkınız önemli. Kimse yapmıyor demektense biz yapalım.
Hoşgeldiniz.
For a short introduction to Network State, here's a 5 minute video by Balaji Srinivasan:
https://www.youtube.com/watch?v=BLq7AuLQL_w
Basically it's an opt-in opt-out trans, or rather para-national statehood model. High risk of technofeudalism or contemporary colonialism is obvious but still, it deserves being talked about I think.
As the title says. What are some of your hobbies that don't really fit the stereotype?
Mine are dancing and improv theater.
Yahu gençlerin gelecekten ümidi yok, doğru düzgün para yok, okulların anlamı yok, anlamı olan her şey boşaltılmış, zaten evde işte otursak da gözümüz aklımız gündemde.
Bazı şeyler duzelene kadar sabahtan akşama kadar parklarda otursak piknik yapsak sohbet etsek beraber yemek yesek müzik yapsak çok güzel olur gibi geliyor.
Zaten bedavaya dışarıda var olabileceğimiz kısıtlı alan var, oturalım birbirimizi misafir edelim yüzümüzü görelim diyorum. Benim canım bunu istiyor. Bütün parkları dolduralım bence. Para vermeden var olmak yasak değilken henüz.
Geçenki bir başlıkta bahsettiğim bir kavram olan Parrhesia'yı açmak istiyorum. Bu pratiğin özenle uygulandığı küçük bir komünitenin de faydalı olacağı düşüncesindeyim. Biliyoruz ki ya yankı çemberlerinde, ya da toksik ve özensiz çukurlarda hakikat söylemleri ziyan oluyor ve alıcısını bulamıyor.
Parrhesia, Antik Yunan'dan gelen ve “dürüst konuşma” ya da “açık sözlülük” anlamına gelen bir kavramdır. Bireyin doğru bildiği şeyi, karşılaşabileceği risklere rağmen cesaretle ifade etmesini ifade eder. Bu kavram, samimiyet, hakikate bağlılık ve sorumlulukla ilişkilendirilir. Özellikle Sokrates, ölüm tehlikesine rağmen halkın yaşam biçimini sorgulamasıyla parrhesia’nın en güçlü örneklerinden birini
Albert Camus’nun Sisyphus yorumu bence hem ilham verici hem de biraz eksik. "Sisyphus'u mutlu hayal etmek gerek" demesi, bireyin kendi ızdırabını kabul edip absürtle boğuşma şeklini kutlamasıyla ilham verici. Ama aynı zamanda, bu yaklaşım biraz izole bir yerden geliyor ve toplumsal bağları tamamen göz ardı ediyor.
Camus’nun bakış açısı yalnızca Sisyphus’u tamamen tek başına bir figür olarak düşününce anlamlı. Ama şunu sorgulamak gerek: Neden Sisyphos yalnız? Neden birileri onun yanına gidip “Abi, şu kayayı beraber bir itelim” demiyor? Ya da, Sisyphos neden “Ben bu kayayı niye itiyorum? Başka bir iş yapamaz mıyım?” diye sormuyor? Belki başka insanlar olsa Sisyphus bir spor salonu kurabilirdi
Ok so this idea emerged in another thread and I followed it up to completion.
Disco Mycelium
Problem:
What if, hear me out here. What if, your mind is not what you think it is? What if instead of being just a process, it's an actual place? In the depths of your psyche, the crevices of your wet pink brain, things stir. A strange new presence has bloomed. Something fungal, spore-like, and disco; weaving tendrils through the cracks of your scattered consciousness. It's talking to you silently, in a gravely voice. It says it comes in peace. Is this… a good thing? You’re not sure yet.
Solu



