babus1239
u/babus1239
Anarşistler olarak bizler felsefi temellerimiz itibarıyla Friedrich Engels’in ve Karl Marx ile şekillenen devletçi sosyalizmin otorite devlet ve devrimci yöntem konusundaki yaklaşımlarını köklü ve tavizsiz bir biçimde reddediyoruz Bizlere göre Engels’in teorisi kapitalizmin sömürücü tiranlığını ortadan kaldırıp yerine başka ve belki de çok daha tehlikeli bir tiranlığı yani devlet tiranlığını koymaktan başka bir işe yaramayacak son derece hiyerarşik ve yanıltıcı bir kurgudan ibarettir Bu eleştirimiz yalnızca teorik bir tartışma değil toplumsal özgürlüğümüzü nasıl kazanacağımıza dair varoluşsal bir ayrışmadır
Engels’in doğrudan anarşizmi ve anarşistleri hedef alarak kaleme aldığı Otorite Üzer
Marksist teorinin kapitalizm analizindeki gücü ve üretim ilişkilerine dair tespiti yadsınamaz. Ancak Marksizmin en büyük çelişkisi kapitalizmi incelerken sergilediği gerçekçi yaklaşımı devlet mekanizmasını ve devrim sonrası süreçleri ele alırken terk etmesidir.
Toplumsal konumun insanın bilincini belirlediği ilkesinden yola çıkılırsa devrim sonrasında üretim araçlarını yöneten kaynak dağıtımını belirleyen ve siyasi kararları alan parti kadrolarının durumu sorgulanmalıdır. Karar alma yetkisini elinde tutan bir bürokrat artık üretim sürecindeki bir işçi değildir. Gücü ve yönetimi elinde bulunduran bu yapı kaçınılmaz olarak kendi sınıfsal çıkarlarını oluşturur. Bu durum iddia edildiği gibi bir
Marksist teori devleti bir sınıfın diğerini bastırma aracı olarak tanımlar ve altyapının bir üstyapı yansıması sayar. Oysa diyalektiği bir adım öne taşıdığımızda görürüz ki devlet, yalnızca ekonomik sınıf ilişkilerinin pasif bir sonucu değil; kendisi başlı başına sınıflar yaratan, kendi çıkarını üreten diyalektik bir özne ve güç kaynağıdır. "Toplumsal varlık bilinci belirler" ilkesi gereği devrimden sonra iktidar mekanizmalarını ve üretim araçlarının dağıtımını eline alan bir işçi ya da parti kadrosu, maddi konum itibarıyla artık işçi sınıfının üyesi değildir. Bürokrasi altyapıyı yönetme ayrıcalığı sayesinde kaçınılmaz olarak kendi sınıfsal çıkarlarını geliştirir; böylece önerilen
Şapka Kanunundan harf devrimine kadar uzanan kültürel dönüşümler, tabanın rızası ve katılımı alınmadan devlet zoru ve bürokratik elitler eliyle tepeden inme şekilde uygulanmıştır. Bu durum halkı özgürleştirmemiş, sadece egemen sınıfın ve kültürel hegemonyanın el değiştirmesine yol açmıştır.
Cumhuriyetin kuruluş sürecinde benimsenen "tek dil tek millet" anlayışı Anadolunun çok kültürlü çok dilli ve kozmopolit yapısını bastırmıştır. Kürtlerin Gayrimüslimlerin ve farklı etnik/dinsel toplulukların varlığı ya yok sayılmış yada asimile edilmeye çalışılmıştır. Kemalist proje yeni ve katı sınırlar inşa etmiştir.
1923 İzmir İktisat Kongresi ile başlayan süreçte serbest piyasa ve milli burjuvazi yar
27 Mart 1923te TBMM Trabzon milletvekili Ali Şükrü Bey aniden kaybolyr. Soruşturmalar sonunda Ali Şükrü Beyin en son Topal Osmanın Samanpazarındaki evine gittiği ve burada boğularak öldürüldükten sonra Mühürdar Ağa Köyü yakınlarına gömüldüğü tespit edilir. Topal Osman meclisteki muhalefet Ali Şükrü Beyi Atatürke karşı muhalefet ettiği için öldürmüştür
Hükümet,adli makamlar, cinayetin faillerine tutuklama kararı çıkarır. İsmail Hakkı Bey komutasındaki düzenli muhafız birlikleri Çankayada konuşlanan Topal Osman ve adamlarını kuşatır. Topal Osmanin teslim olmayıp muhafızlara karşılık vermesi üzerine çıkan çatışmada ölür
Meclis Atatürk'ün emriyle öldürülen milletvekilinin hukukunu korudu